Tat Algımızın Nörobilimsel Kökenleri

Tat algısı beyinde çeşitli alanlarla ilişkilidir ve tat algısının işlenmesi farklı bölgelerde gerçekleşir. Tat algısının anahtar bileşenleri olan tatlı, tuzlu, ekşi ve acı gibi temel tatlar, dildeki tat tomurcukları (papilla) tarafından algılanır ve bu tat tomurcuklarındaki tat reseptörleri ile işlenir. Tat algısının başlangıcı, dildeki tat tomurcukları veya papillalarda gerçekleşir. Bu tat tomurcukları, temel tatları (tatlı, tuzlu, ekşi, acı) algılayan tat reseptörleri içerir. at reseptörleri uyarıldığında, bu uyarılar tat algısını beyine ileten sinir sinyallerine dönüşür. Bu sinir sinyalleri, tat işleme yoluna dahil olan sinir lifleri tarafından beyne iletilir.  Tat sinyalleri beyin sapı adı verilen bölgeye gelir. Burada, temel tatların işlenmesine ve ayrıştırılmasına yardımcı olan çeşitli nöronlar bulunur. Tat algısının bir parçası olarak, yiyeceğin dokusunu ve ağzımızda nasıl hissettiğini anlamamıza yardımcı olan duyu korteksi de devreye girer. Tat algısı, duygusal ve belleksel bağlantılarla da ilişkilendirilir.

 Özellikle hoşlandığımız veya hoşlanmadığımız tatlar duygusal tepkilere yol açabilir ve bu da yiyecek ve içeceklere yönelik tercihlerimizi etkileyebilir. Tat algısı, bu beyin bölgeleri arasındaki karmaşık bir etkileşim sonucunda oluşur. Özellikle tat korteksi, tatların tanınması ve ayırt edilmesi konusunda önemli bir rol oynar. Bu nedenle, tat algısının nörobiyolojisi, beynin çeşitli bölgeleri arasındaki sinyal iletimini ve işleme süreçlerini içeren karmaşık bir konudur.

Tat testleri nöropazarlama dünyası için büyük önem taşır.  Bu testler, gıda ve içecek ürünlerinin tatlarını değerlendirmek, tüketici tercihlerini anlamak, yeni ürünler geliştirmek veya mevcut ürünleri iyileştirmek için yaygın olarak kullanılır. Nöropazarlama araştırmaları, tüketicilerin beyni üzerindeki farklı uyaranların (örneğin, reklamlar, ürün ambalajları, lezzet deneyimleri) nasıl etkilediğini inceleyebilir. Tat testleri sırasında tüketicilerin beynindeki aktiveyi izlemek için nörobilimsel teknikler kullanılabilir. Bu, ürünün lezzetinin veya ambalajının tüketici beyninde nasıl işlendiğini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Tat testleri sonuçları, bir ürünün pazarlama stratejisinin oluşturulmasında önemli rol oynar.

Bir ürünün lezzeti veya aroması tüketiciler tarafından olumlu bir şekilde algılandığında, bu bilgi pazarlama kampanyalarında kullanılabilir. Ayrıca tüketicilerin tat testlerinde verdiği geri bildirimler, ürünün iyileştirilmesi veya yeniden formüle edilmesi gerekiyorsa rehberlik edebilir.

Sonuç olarak, tat testleri ve nöropazarlama, gıda ve tüketici ürünleri sektöründe önemli bir rol oynarlar. Tat testlerinin sonuçları, nöropazarlama araştırmaları ile birleştirilerek, tüketicilerin ürünleri nasıl algıladığını ve bu algının pazarlama stratejilerine nasıl yansıdığını daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Bu bilgiler, daha etkili pazarlama kampanyaları oluşturmak ve tüketicilerin memnuniyetini artırmak için kullanılabilir.

Referans:

Psikolog Merve Altındağ

YILMAZ, H., & Erden, G. (2017). Renklerin çorbaların tat algısı üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik bir araştırma. Journal of Tourism & Gastronomy Studies5(Special Issue 2), 265-275.

KARAKUŞ, S. Ş. (2013). Tat algılamayı etkileyen faktörler. Journal of Tourism & Gastronomy Studies1(4), 26-34.

Etiketler: #nöropazarlama, #beyin, #nörobilim , #tat, #algı

Hafıza ve Nöropazarlama Arasındaki İlişki

Hafızayı bir yere sığdırmak gibi bir amacımız olsaydı, muhtemelen tüm vücudu kullanmamız gerekirdi. Hafıza, beynin karmaşık bir işlevi olarak sürekli çalışır ve çeşitli faktörler tarafından etkilenebilir. Hafıza, deneyimlerin, bilgilerin ve öğrenilenlerin zaman içinde saklandığı ve hatırlanabileceği bilişsel bir süreçtir. İnsanların geçmiş deneyimleri hatırlama, depolama ve geri çağırma yeteneği sayesinde öğrenme, problem çözme ve günlük yaşam aktivitelerini yürütme kabiliyetlerini sürdürebilirler. Hafıza, genellikle üç ana bileşen olarak kabul edilen üç aşamadan oluşur; kodlama, depolama ve geri çağırma. 

Kodlama: Dış dünyadan gelen bilgiler beynin anlayabileceği sinirsel desenlere dönüştürülür.

Depolama: Kodlanmış bilgilerin uzun dönem belleğe kaydedildiği aşamadır. 

Geri Çağırma: Depolanmış bilgilerin hatırlanması ve gerektiğinde kullanılabilir hale getirilmesidir.

Hafızanın türleri de farklı şekillerde sınıflandırılabilir:

Duyusal Bellek: Duyusal bilgilerin kısa süreli saklandığı bellek türüdür. Görsel bilgileri (görüntüler), işitsel bilgileri (sesler) ve diğer duyusal girdileri içerir. Çok kısa bir süre için saklanır ve daha sonra işlenir veya unutulur.

Kısa Süreli Bellek: Kısa süreli saklanan ve sınırlı bir kapasiteye sahip olan bellek türüdür. İşte öğrendiğimiz yeni bilgileri geçici olarak tutar. Aktif düşünme ve problem çözme sırasında kullanılır.

Uzun Süreli Bellek: Bilgilerin uzun süre saklandığı bellek türüdür. Öğrenilen bilgiler, deneyimler ve beceriler bu tür bellekte depolanır. Uzun dönemli bellek daha kalıcıdır, ancak hatırlanması gerektiğinde uygun bağlam veya uyarıcılarla geriçağırılabilir.

Hafızanın nöropazarlama ile ilişkisi, insanların nasıl düşündüğünü, hissettiğini ve davrandığını anlamak için nörobilimsel yöntemleri kullanarak pazarlama stratejilerinin geliştirilmesini içerir. Hafıza, nöropazarlamanın temel odak noktalarından biridir çünkü tüketicilerin markaları, ürünleri ve deneyimleri nasıl hatırladıkları, bu hatırlamaların satın alma kararlarına nasıl etki ettiği önemli bir konudur.

Tüketicinin birden fazla duyusunu harekete geçiren deneyimler, bilgilerin daha iyi hatırlanmasına yardımcı olabilir. Örneğin; koku duyusuna yönelik ürün pazarlama yöntemi ile tüketiciler ürünü uzun süre hatırlayacaktır. Bilgiyi tekrarlama ve onu ilgi çekici duygusal veya özgün hale getirmek, bilgilerin uzun dönemli hafızada daha sıkı bir şekilde depolanmasını sağlayabilir. İnsanlar hikayeleri daha iyi hatırlar. Nöropazarlama, marka hikayeleri veya ürün deneyimlerini anlatarak, tüketicilerin bilgileri daha iyi içselleştirmesini sağlayabilir. Yine duygusal deneyimler, bilgilerin daha derinlemesine işlenmesine ve hatırlanmasına yardımcı olabilir. Özellikle pozitif duygularla ilişkilendirilen markalar veya deneyimler, tüketicilerin zihninde daha uzun süre kalabilir. 

Referans: 

Psikolog Merve Altındağ 

ADAYI, G. P., & GÜRCAN, E. E. N. NÖRO PSIKOLOJI.

Etiketler: #nöropazarlama, #beyin, #nörobilim , #hafıza

Yaz Aşkı Beynimizi Nasıl Etkiliyor?

Yaz ayları birçok insan için dinlenmeyi ve yenilenmeyi temsil eder. Yaz aylarında biriktirdiğimiz anılar, uzun kış aylarında bize motivasyon ve enerji sağlar. Hepimizin unutamadığı bir yaz aşkı vardır mesela. Peki yaz aşkını unutulmaz kılan nedir? Yaz aşkının beynimizdeki kimyasal süreçleri nelerdir?

Öncelikle yaz aşkı sıcak hava ve güneşli günlerin etkisiyle ortaya çıkan bir tür romantik olma halidir. Yaz aşkının beyin üzerindeki etkileri karmaşık bir şekilde bir araya gelir ve kişiden kişiye değişebilir. Ancak genel olarak, yaz aşkı sırasında beyindeki pozitif kimyasal değişiklikler ve romantik duygular, insanları mutlu, heyecanlı ve bağlı hissettirebilir.

Romantik ilgi duyulan kişiyle zaman geçirirken dopamin adı verilen nörotransmitterin salınımı arttırılabilir. Dopamin, ödül ve zevkle ilişkilendirilir ve romantik hisler, bu kimyasalın salınımını tetikleyebilir. Yazın güneşli günlerinde vücudumuz daha fazla serotonin üretebilir. Serotonin, genel olarak mutluluk, rahatlama ve iyi hissetmeyle ilişkilendirilir. Bu da yaz aşkının daha yoğun ve olumlu hissedilmesine yardımcı olabilir.

Yaz aşkı, genellikle olumlu düşünceleri ve hayalleri tetikleyebilir. İnsanlar, bu dönemde romantik ilişkilere veya flörtleşmelere daha açık olabilirler. Bu pozitif düşünce kalıpları da beyindeki duygusal tepkileri etkileyebilir. Bir diğer etmen ise endorfin artışıdır, romantik duygular ve heyecan, beyinde endorfin adı verilen doğal ağrı kesici ve mutluluk verici maddelerin salınımını artırabilir. Bu da yaz aşkının insanları daha enerjik ve keyifli hissettirebileceği anlamına gelir. Tüm bu bilgiler ışığında insan için duygunun ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oluyoruz. Zira bizler duygu üreten makineler değiliz, özü duyguya dayanan canlılarız.

Hayatın her alanında olduğu gibi insanlığı anlamak için önemli bir işleve sahip olan araştırma sektöründe de duyguyu anlamak, analiz edip yorumlamak büyük öneme sahiptir.

Nörobilim, duygunun arka planını anlatma ve aktarma konusunda kolaylık sağlar. Duygu durum teknolojilerinde insanların herhangi bir uyarana karşı oluşan duyguları, merkezi ve otonom sinir sistemlerinden gelen beyin yanıtları ile ölçümlenir. Duygu analizleri yapılarak, grafikler ve videolar ortaya çıkarılır. Karşılaşılan görsel ve işitsel uyaranlarla ilgili olarak, test edilen duygulardan elde edilen skorlar, yaz aşkı yaşayan ve yaşamayanlar bazında farklılık gösterebilir.

“Yaz gibiydi benim sevdam, sıcak ve unutulmayacak türden” 

Keyifli günler dileriz.

Referans:

Psikolog Merve Altındağ

Ercan, H. (2008). Genç yetişkinlerin aşk biçemleri ve benlik tipleri.

Robin Marks, (2023).“Oxytocin receptor is not required for social attachment in prairie voles” by Devanand Manoli et al. Neuron

Etiketler: #nöropazarlama, #beyin, #nörobilim, #yaz, #aşk

Özduyum ve Nöropazarlama Arasındaki İlişki

Özduyum, (intospeksiyon) insanların dış çevreden gelen uyaranları algılaması ve içsel olarak deneyimlemesini sağlayan duyusal deneyimlerdir. Beş duyu organımız aracılığıyla çevremizdeki dünyayı algılar ve bu algılar beyin tarafından işlenir. İşte bu duyusal algılama ve içsel deneyimleme sürece ‘’özduyum’’ denir. Biz, bedenlerimizi bize uygun, “bize ait” algılamak için özduyuma ihtiyaç duyarız.

Duyu organları, dış dünyadan gelen uyaranları algılar ve sinir sistemimiz bu uyaranları beyine ileterek içsel deneyimlerimizi oluşturur. Örneğin, bir reklamı izlediğimizde tüm duyu organlarının işbirliği ile içsel deneyim yaşarız. Reklama dair verdiğimiz karar özduyuma dayanır.

Özduyum ve nörobilim arasında ilişki söz konusu. Nörobilim, beyindeki nöral aktiviteyi ve sinir ağlarını inceleyerek, görsel ve işitsel uyaranlara karşı belirli içsel algıların nasıl oluştuğunu anlamaya çalışır.

Özduyum ile nörobilim arasındaki bağ, dış dünyadaki uyaranların nasıl iç deneyimlere dönüştüğünü anlamak için önemlidir. İçsel algı insan bilincini ve içsel düşünceleri anlamaya çalışırken kullanılan bir araçtır. Nörobilim, görsel ve işitsel uyaranlara karşı oluşan beyin aktivitesini ve duyguları ölçümleyerek, içsel algının doğruluğunu ve sınırlamalarını anlamamıza yardımcı olabilir. Bilinç hali ve nöral süreçler arasındaki ilişki, özduyumun nörobilimle birleştiği noktadır.

Özduyum ve nöropazarlama bulguları derinlemesine analiz edilerek, pazarlamacılara ürün ve hizmetlerini daha etkili bir şekilde sunmaları için değerli içgörüler sağlar. Nöropazarlama ve özduyum, ürün tasarımı ve deneyimi üzerinde de etkilidir. Ürünlerin rengi, ambalaj tasarımı, dokusu ve sunumu, tüketiclerin özduyumlarını etkileyebilir. Nöropazarlama araştırmaları, bu tasarım öğelerinin beyin üzerindeki etkilerini değerlendirebilir ve tasarımın tüketici davranışlarına nasıl yansıdığını anlayabilir. Nöropazarlama, tüketicilerin satın alma kararlarına nasıl ulaştığını anlamak için fizyolojik ve nörolojik yöntemler kullanır. Özduyumun sağladığı bilgiler sayesinde kişilerin karar verme sürecini anlamakta kolaylaşabilir.

Özduyumla nöropazarlama arasındaki ilişki, tüketici davranışlarını daha iyi anlamak ve pazarlama stratejilerini daha etkili hale getirmek için önemlidir.

Referans:

Psikolog Merve Altındağ

Doğu, A. (2013). Propriosepsiyon (Özduyum). Şubat15, 2018.

Woosnam, K. M., Draper, J., Jiang, J. K., Aleshinloye, K. D., &Erul, E. (2018). Applying self-perceptiontheorytoexplainresidents’ attitudesabouttourismdevelopmentthroughtravelhistories. Tourism Management64, 357-368.

Fortunato, V. C. R., Giraldi, J. D. M. E., & de Oliveira, J. H. C. (2014). A review of studies on neuromarketing: Practicalresults, techniques, contributionsandlimitations. Journal of Management Research6(2), 201.

Etiketler: #nöropazarlama, #beyin, #nörobilim, #özduyum

Beyinde Değişen Dikkat Süresinin Pazar Araştırmalarına Etkisi

Teknoloji, günümüzde hayatın birçok alanında yaygın olarak kullanılmaktadır ve bilgisayarlar, akıllı telefonlar, tabletler, sosyal medya platformları gibi dijital cihazlar ve hizmetler sürekli olarak dikkatimizi çekebilecek unsurları içerir. Ancak, teknolojinin aşırı kullanımı veya yanlış kullanımı nedeniyle bazı olumsuz etkiler de gözlemlenebilir.

Azalan Sabır: Teknoloji, hızlı sonuçlar ve anında erişim sunar. Bu da insanların daha az sabırlı olmasına ve daha uzun süreli çaba gerektiren aktivitelere odaklanma yeteneklerinin azalmasına neden olabilir.

Dikkat Dağılması: Sürekli olarak akıllı telefonlar, sosyal medya ve diğer dijital içeriklerle etkileşimde kalmak, dikkat süresini olumsuz yönde etkileyebilir ve konsantrasyonu azaltabilir.

Bilgi Yüklemesi: İnternet ve dijital cihazla, insanlara çok fazla bilgi sunabilir ve bu da beyinleri üzerinde aşırı yükleme yaratabilir, bu da dikkati ve hafızayı olumsuz yönde etkileyebilir.

Dikkat süresindeki değişiklikler bireyler arasında farklılık gösterebilir ve bu değişiklikler teknoloji kullanımına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Teknoloji kullanımında dengeyi korumak, düzenli aralıklarla mola vermek ve odaklanmayı geliştiren uygulamalarla çalışmak gibi yöntemler, dikkat süresini etkileyebilecek olumsuz etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.

Bu durum hayatın her alanında etkisini göstermektedir. Pazar araştırmalarında oluşturulan testlerde insanların dikkatinin azaldığı durumlar, dikkatsiz cevaplar verme olasılığını arttırabilir. Anketlerin etkinliği ve doğruluğu, katılımcıların dikkat seviyeleri ve özenli cevap verme becerileriyle ilişkilidir. Yoğun zaman dilimlerinde, stres altında ve dikkat süresindeki değişimler katılımcıların odaklanmasını zorlaştırabilir. Bunun sonucunda, anketlerde dikkatsizce cevap verebilirler.

Anketlerde dikkatsiz cevap verme durumları, anket sonuçlarının güvenirliğini ve geçerliliğini etkileyebilir. Dikkat süresi pazarlamacılar için de oldukça önemli bir konudur çünkü tüketicilerin dikkatlerini çekmek ve sürdürmek, ürün ve hizmetlerin satışını arttırmak için kritik öneme sahiptir.

Nöropazarlama yöntemleri dikkat sürekliliği açısından avantaja sahiptir. Çünkü katılımcının beyanına değil biyolojisine odaklanır. Beyin tarama teknolojileri ve davranışsal metrikleri kullanarak beyin aktivitesini ölçerek ve sinirsel tepkileri değerlendirerek katılımcı tepkilerini anlamak için verileri elde eder. Bu sayede, katılımcıların bilinçdışı düzeyde verdikleri tepkileri daha iyi anlayabilir ve daha doğru sonuçlar elde edebilir. Böylece, katılımcıların beyanlarına dayalı pazarlama araştırmalarında olabilecek yanıltıcı veya bilinçli yanıtların etkisi azaltılabilir.

Referans:

Psikolog Merve Altındağ

Russell, W. D., & Newton, M. (2008). Short-term psychological effects of interactive video game technology exercise on mood and attention. Journal of educational technology & society11(2), 294-308.

Etiketler: #nöropazarlama, #beyin, #nörobilim

EMONET ile Marka Özüne Yolculuk

Fiziksel ve nörolojik araştırmaların en çarpıcı özelliği, tüketicilerin pazarlama argümanlarına, markalara ve ürünlere verdikleri duygusal tepkiyi, bilimsellik sınırları içerisinde ölçebilmesidir. Bu tarz araştırmalar, sonuçları bilimsellik içerisinde %95 güvenilirlik sınırları içerisinde verdikleri için tüketicilerin bilinçdışı algıları, zevkleri, tercihleri, tepkileri ve satın alma eğilimlerinin ölçümlenmesinde güvenle kullanılmaktadırlar.

Özellikle Pandemi döneminden itibaren her alanda olduğu gibi araştırma alanında da online yöntemler bariz bir şekilde öne çıkmış ve üstünlüğü ele geçirmişlerdir. Online Duygu Durum yöntemi olan EMONET uzaktan sensörsüz ölçme yeteneğine sahip olup, laptop ve mobil telefonlar üzerinden uygulanabilme başarısına sahip olduğu için mükemmel bir teknolojidir. Katılımcıları doğal ortamlarından uzaklaştırmadığı için pratiktir ve kısa sürede gerçekleşme yetisine sahiptir.

Merkezi ve otonom sinir sisteminden gelen yanıtlar yüz kaslarının hareketleriyle ölçümlenirken, diğer taraftan da alın bölgesindeki kanlanma miktarı ile göz bebeklerinin büyüklüğü de EMONET analizinde kullanılan fizyolojik ölçüm parametreleridir. Böylelikle, katılımcının hangi uyarana karşı nasıl bir tepki verdiğini anlamak, bilge kişilerin dediği gibi “kişiyi yüzünden anlarız” sözünü doğrulamaktadır. 

EMONET yönteminde nörolojik ve fiziksel ölçümlemelerle birlikte eş zamanlı olarak gerçekleştirilen kalitatif yapıdaki görüşmelerden elde edilen içgörülerden de faydalanılarak güvenilir ve uygun aksiyonların alınması, Markaları hatalı pazarlama ve iletişim stratejileri oluşturmaktan kurtarmaktadır.

EMONET ÇALIŞMASI: NeuroMark tarafından bir Erkek Giyim Markası için gerçekleştirilen ‘EMONET ile MARKA ALGISI’ Araştırmasının Markaya kazandırdıklarını aşağıda kısaca özetliyoruz;

Marka değerleri, çağrışımları ile kavramlarını ortaya koyarak yeni bir Konsept oluşturmak için markaya yönelik duyguları ölçmek ve keşfedilen yeni marka kavramları ile görsellerinden markaya uygun olanlarını seçmek için Grup Tartışmalarıyla birlikte bir EMONET Duygu Durum çalışması gerçekleştirildi.

Çalışma sonucunda aşağıdaki bulgular elde edildi:

Erkek Giyim Markası için elde edilen içgörüler:  

  • Takım elbise değil, erkek giyim markası ol…
  • Takım elbise dışında ürünler olduğundan erkekleri haberdar et…
  • Kadın ve sosyal medya erkek giyimi üzerinde etkili…
  • Okazyona göre giyinmek toplumsal bir kural…
  • Hafta sonu demek özgürlük demek, ‘mood’una göre giyin…
  • Rahatlığın erkek giyimiyle özdeşleştiğini unutma…
  • Müşterilerle sektörün giyim tarzı tanımları birbirinden tamamen farklı…

Fiziksel ve nörolojik ölçümleme sonuçları:  

  • Marka ile en çok bağdaşan kavramlar sırasıyla‘modern, casual, klasik, yenilikçi, genç’ kavramlarıdır.
    • MODERN kavramı daima olsun çünkü mutluluk veriyor.
    • CASUAL kavramı herhangi bir duyguda yoğunlaşamıyor.
    • KLASİK kavramı sıkılmışlık yaratıyor.
    • YENİLİKÇİ kavramı çok önemli çünkü heyecan yaratıyor.
    • GENÇ kavramına özellikle yetişkin erkekler ulaşmak istiyor.

Önerilen ve gerçekleştirilen aksiyonlar:

  • Yeni marka konseptinde, olumlu duygular uyandırdığı için önerdiğimiz kavram ve görsellerin kullanılması.
  • Müşteri sıklığını arttırmak için yenilikçilik duygusu veren kampanyalar tasarlayıp, modernliğin vurgulanması.
  • Gençlerle ve gençlikle ilgilenilmesi.
  • Sinerjinin arttırılması. 
  • Marka bilinirliğini alışverişe dönüştürecek stratejilere odaklanılması.
  • Sosyal medya fırsatlarının değerlendirilmesi.
  • Marka ile en uyumlu bulunan marka yüzünün kullanılması.

Referanslar:

  • NeuroMark ‘EMONET ile MARKA ALGISI ’ çalışması
  • Tanıdığım mucizevi moderatör ve kalitatif proje yöneticilerinin başında gelen sevgili Alev Bayrak’a birlikte gerçekleştirdiğimiz araştırmadan bazı bölümleri bu yazıda yayınlama izni vermiş olduğu için teşekkürlerimi iletiyorum.

3 ADIMDA MARKA İMAJINI OLUŞTURMAK

Biz Araştırma Şirketlerinin başlıca amacı ‘Markaların’ değişen pazar koşullarında, müşterilerine yönelik en uygun pazarlama stratejisini; planlama, organizasyon ve kontrol bağlamında oluşturmalarına yardımcı olmaktır.

Çalıştığımız Markalar ile ilgili hedeflerimiz genel anlamda aşağıdaki gibi sıralanır:

  • Marka ve tüketici ilişkisini analiz etmek
  • Markanın (+) ve (-) değerlerini ortaya çıkarmak
  • Negatif marka algılamalarını pozitife çevirmek
  • Takım çalışmasını teşvik etmek
  • Doğru psikolojik ortamı sağlamak
  • Araştırma sonuçlarını, durum analizinden farklı olarak ileriye yönelik stratejilerin oluşturulmasında kullanmak

Bütün bu hedeflere ulaşmanın yolu Marka İmaj Araştırmasından geçer. Bu araştırma, markaların birbirlerine olan benzerlikleri nedeniyle ortaya çıkmış bir çalışmadır. Bu çalışmada, bireylere ait kişilik özelliklerinin markalara aktarılması ile markaların birbirlerinden farklılaşması yani her bir markaya ait bir imaj oluşturulması sağlanır.

Marka İmaj çalışmasının aşamalarına birlikte göz atalım:

  • Fiziksel ve Duygusal Beklentiler: Marka kişiliği oluştururken, hedef alınacak kitlenin özellikleri, ihtiyaç ve beklentilerinin iyi bir şekilde analiz edilmesi gerekir. Ürünle ilgili kullanıcı beklentileri iyi analiz edildiğinde, Markanın işi çok kolaylaşmış olur. Bu beklentiler somut ve soyut olarak kategorize edilir. 
  • Serbest Çağrışım: Kullanıcıların markayı tanımlarken akıllarına ilk gelen duygular, kavramlar ortaya çıkarılır ve söz konusu ürün kategorisinde yer alan Marka için bir yol haritası hazırlanır.
  • Marka Kişiliği: Kişileştirme çalışmaları ile tüketicilerin markaya karşı hangi duyguları hissettikleri ve markayı nasıl gördükleri anlaşılır. Markanın kullanıcı gözünden güçlü ve zayıf yönleri belirlenir.   
  • Fonksiyonel Faydalar Bazında: Markanın kullanıcısına sağladığı fonksiyonel faydalar ortaya çıkarılır.
  • Duygusal Faydalar Bazında: Markayı tüketmek ya da kullanmanın, bireye hissettireceği duygular analiz edilir.
  • Sosyal Faydalar Bazında: Markanın sosyal alanda kişiye sunacağı faydalar belirlenir.
  • Tüketici Marka İlişkisi: Tüketicinin Markası ile kurduğu ilişki çok önemlidir. Bir araya geldiklerinde, tüketici markayı kendisine yakın görmeli ve hatta kişiliğiyle benzerlikler hissetmelidir. Bu ilişki modeli sağlandığında, tüketicinin marka ile kurduğu bağ güçlenerek sadakat sağlanır ve markanın hedeflerine ulaşması kolaylaşır.

3 Adımda Marka İmajı Oluşturmanın Avantajları:

1- Satışları ve pazar payını yükseltmek

  • Marka bilinirliği ile tanınırlığını sağlamak ve arttırmak
  • Potansiyel tüketiciyi satış noktalarına çekmek
  • Mevcut müşteri sadakatini sağlamak ve arttırmak
  • Daha iyi müşteri hizmetleri deneyimi sağlamak

2- İletişim hedeflerinin yaratılmasını sağlamak

  • Hedeflenen tüketici tepkisi
  • Swot Analizi
  • Marka kişiliği yani Tone of Voice
  • Marka Konumlandırması
  • Sosyal medya, Kitle iletişim araçları ve Aktiviteler

3- Çalışanlarının kalitesini yükseltmek

  • Fark yaratmak
  • Prestij kazanmak

 “Kalbe hitap eden markalar, tüketicinin hayatındaki bir ihtiyacı doldurmaktan fazlasını yapan sihri yaratır. “ David Aaker.


NÖROPAZARLAMANIN MARKANIZI TREND YAPACAK 15 GÜÇLÜ UYGULAMA

Neuromarketing

Nöropazarlama Nasıl Kullanılır – Açıklayıcı Nöropazarlama Örnekleri

Nöropazarlamanın markaları, dolayısıyla tüketicileri nasıl etkilediğini anlamak için çeşitli uygulamalarına birlikte göz atalım.

1. Duyguları Canlandırmak için Renkleri Kullanın

Muhtemelen, doğru kullanıldığında renklerin çok etkili olabileceğini zaten biliyorsunuzdur. Bu aynı zamanda nöropazarlama çalışmalarıyla da kanıtlanmış bir gerçektir. Markanızın logosunda veya ürün ambalajınızda kullandığınız renk, tüketicilerin onları algılama biçimini etkiler. Nöropazarlama çalışmalarıyla, her tür faaliyetinizde renkleri doğru şekilde kullanmaya başlayabilirsiniz.

2. Tüketici Dikkatinin Yüz ve Gözlerde Olduğunu Bilin

Markaların tanıtım faaliyetlerinde, görselliğe önem vermeleri çok olumlu bir uygulamadır. Zira beyin ve görselliğin işleyişine baktığımızda, aşağıdaki bulgulara ulaşırız:

  • Beyin bölgemizin %50’sinin görsel uyarıları işlemek için kullandığı
  • Duysal reseptörlerin %70’inin gözlerde yer aldığı
  • 1/10 saniyenin görsel uyarıyı almak için yeterli bir süre olduğu

Bu nedenle, her tür iletişim çalışmasında yüz ve özellikle görselliğe hitap edecek Marka çalışmaları kişilerin ilgisini çekmede çok etkili ön plandadır.

Ürün ya da Marka reklamlarında, tüketici dikkatinin gördüğü kişilerin özellikle yüz ve göz bölgelerine yöneldiği ve bu bölgelerden etkilendiği görülmektedir.

3. Ambalajla Müşterileri Markanıza Çekin

Ambalaj, müşterileri etkileme ve satın almada her zaman çok önemli bir rol oynar. Önemli olan ambalajın içinde ne olduğu değil, dizaynı yani şekli, renkleri, üstündeki yazılar, görseller, açıklamalar ve kullanım kolaylığıdır. Sonuç olarak, nöropazarlama çalışmaları ile hedef kitlenin ambalajla ilgili duyguları, dikkatini ne oranda çektiği, kullanıcı dostu olup olmadığı, hafızada kalıcılık, ambalajın kategori ve Markaya uygun olup olmadığı yüksek güvenilirlik oranları ile ölçümlenir.  

Yapılan EEG ile yapılan Olaya İlişkin Potansiyeller, Duygu Durum ve Göz Takip gibi nörolojik ve fizyolojik çalışmalar bizlere, tüketicilerin ambalaj konusunda gerçekten neyi sevip neyi sevmediğini göstermektedir.

Gençlerle yapılan bir Kart Tasarım çalışmasında (NeuroMark), katılımcılara alternatif kart ambalajları online olarak gösterildi ve ardından merkezi ve otonom sisteminden gelen yanıtlar kaydedildi. Ölçümlemeye katılanlarla ayrıca Derinlemesine Görüşmeler yapılarak renkler, görseller, yazılar ve dizaynlarla ilgili neler hissettikleriyle ilgili içgörüler elde edildi.

Yapılan ARAŞTIRMADA: Gençlik = Sade tasarım, tasarımda renkli (özellikle kırmızı, turuncu) küçük semboller/dokunuşlar, Profesyonellik, kalite = Sadelik, mat siyah arka plan, metalik renkler ve, küçük sembollerin istatistiksel olarak yüksek oranlarda hoşa gittiği ve işe yaradığı belirlendi. 

SONUÇLARDAN BİRKAÇI: Gençlere göre, gençliğin renklilik ama aynı zamanda sadelik ve zeka olduğu, ayrıca renk etkisine bağlı olarak, ‘lacivert/koyu mavi’ renklerin resmiyetle/güçlülükle bağdaştırıldığıdır.

4. Memnuniyet Düzeylerini Ölçün

Reklam verenler için, müşterilerinin ürünle ilgili duygusal katılımını veya uyarılmasını anlamak son derece önemlidir. Örneğin, tüketicilerin ürününüze tepki olarak hayal kırıklığı yaşadığını biliyorsanız, değiştirmeniz gereken unsurlar olduğu açıktır.

Müşteri memnuniyetini nörolojik olarak ölçümlemek kesin sonuçlara ulaşılmasını sağlar. EMONET Duygu Durum Çalışması (NeuroMark) ve Olaya İlişkin Potansiyeller (NeuroMark) ile kişilerin bir ürüne, reklama ya da gördüğü herhangi bir uyarana yanıt olarak sahip olduğu duygular  %95 üzeri güvenilirlik ile tanımlanır.

5. Etkili Reklamlarla Kampanyanızın Başarısını Sağlayın

Günümüzde, nöropazarlama çalışmalarının başarısı geleneksel Pazar Araştırma yöntemleri ile birleşmesinden geliyor. Nörolojik ölçümlemeler yani EEG çalışmaları ve fMRI görüntülemenin yardımıyla, reklamcılar insan davranışı, tüketici alışkanlıkları ve daha fazlası hakkında daha fazla bilgi edinme becerisi kazandılar.

Reklam kampanyalarını halka sunmadan önce nöropazarlama çalışmaları ile ölçümlemek artık yaygın bir uygulamadır. Yapılan birtakım çalışmalarda, katılımcılarınızın beyinlerindeki aktivitenin, müşteri temsilcinizi aramak veya web sitenizi ziyaret etmek istediklerinde daha fazla arttığını saptıyor.

6. Karar Felcinden Yararlanın

Columbia Üniversitesi, çok fazla seçeneğe sahip olmanın müşterileri heyecanlandırdığı ancak bazen de felce uğrattığını ortaya koyan bir araştırma yaptı. Örneğin, müşteriler bir rafta yan yana duran çok fazla benzer ürün görürlerse, durup bir şey seçmeleri daha zor ve uzun bir süreç almakta, bazen de herhangi bir seçim yapamadıkları görülmektedir.

Bundan çıkarabileceğiniz sonuç, çok fazla seçeneğin bunaltıcı olabileceğidir. Çeşitlilik ve çok fazla çeşitlilik arasındaki farkı anlamak için nöropazarlamayı kendi yararınıza kullanmanız çok önemlidir.

7.  Aciliyet ve Hız Yaratın – Nöropazarlama Örnekleri

Tüketicilerin ürününüzü satın almasını sağlamak için aciliyet yaratmayı muhtemelen zaten biliyorsunuzdur. Sınırlı sayıda ürün olduğunda veya sınırlı bir süre için mevcut olduğunda, insanlar kaçırmaktan korkar ve ürünü almaya karar verirler. Ancak hız ve aciliyet için başka bir kullanım daha vardır. Nöropazarlama teknolojisinden faydalanan markalar, bir süredir “bitmeden satın al” stratejisini kullanmaktadır. Zira, tüketicilerin ürününüzü satın almazlarsa bir şeyler kaybedebilecekleri gerçeğini vurgularsanız, satın almaya daha açık olacaklardır. 

Bazı şirketler güvenlik sağlamaya odaklanırken, PayPal farklı bir yöne gitmeye ve verimlilik ile hıza odaklanmaya karar verdi. Şirket bir araştırma yaptı ve rahatlığın beyni güvenlikten daha fazla harekete geçirdiğini keşfetti. Mantıklı olarak, ödeme sistemlerindeki herhangi bir güvenlik önlemi yerine hızın reklamını yapmaya başladılar. Bazen güvenlik ve emniyet yerine ürününüzün hız ve verimlilik gibi özelliklerine odaklanmak daha iyidir. Tüketiciler konfor ve rahatlığa her şeyden daha çok değer verir. Ancak önemli olan başka bir yön daha var, o da fiyat.

8. Fiyatlandırmanızda Makul Olun

Son yıllarda, ürün fiyatlaması ile ilgili bilgilerin geleneksel araştırmalarda iradi ifadelerle doğru sonuca varmadığı anlaşıldı. Bu nedenle, Fiyatlama ile ilgili karar almadan önce nöropazarlama tekniklerine  başvurmanız size büyük bir fayda sağlayacaktır.

Örneğin yapılan son nöropazarlama araştırmaları, 0,99 fiyatlandırmanın reklamcıların inandığı kadar etkili olmadığını gösteriyor.

Fiyatlandırmada yuvarlak rakamlar, duygusal karar verme söz konusu olduğunda en iyi sonucu verirken; karmaşık rakamlar, beynin mantıksal kısmı devreye girdiğinde daha dikkat çekicidir. Bunun açıklamalarından biri, karmaşık sayıların beyni daha fazla çalıştırması ve tüketicinizi karmaşık fiyatın daha mantıklı bir seçim olduğuna ikna etmesidir.

9. Çapalama ile Müşteri Bağlılığınızı Artırın

Nöropazarlama araştırmalarının ortaya çıkardığı gerçeklerden biri de çapalama kavramı. Bu, tüketicilerin aldıkları ilk bilgi parçasına odaklanma eğiliminde oldukları inancıdır, bu nedenle iletişim uzmanlarının konuyu ilk başta tüketicilerine doğru ve etkili bir biçimde aktarmaları çok önemlidir. İlk bilgi, kişinin satın alma davranışı ve kararları için temel olabilir. 

Bu nedenle, Markanın reklam videosunu hazırlamadan önce Story Board üzerinden nöropazarlama çalışması yaparak, reklamının ilettiği mesaj ve etkisi üzerinde bilgi sahibi olması çok kıymetlidir.

10. Web Sitesi Düzeni ile Harika UX’i Sağlayın

Web sitenizin düzeni, web sitenizin performansını doğrudan etkiler. Nöropazarlama teknikleri sizin için neyin en iyi olduğunu anlamanıza yardımcı olabilir. The Word Point gibi web çeviri hizmetlerinin yardımıyla web sitenizi diğer dillere çevirmekten doğru renk paletini seçmeye kadar – nöropazarlama her şeyi hesaba katar.

Font ve yazı tipi boyutları gibi özellikler de önemlidir. Kullanıcı dostu web sayfası düzeni müşteriler için çok önemlidir. Genel arayüzün etkisi de büyüktür.  Örneğin, yatay tasarımlar dikey olanlardan daha az etkilidir. Bunun nedeni, sayfaları yukarıdan aşağıya okumanın, kullanıcıları daha fazla etkileşime sokması ve onları kaydırmaya devam etmesidir. 

11.   Gizli Yanıtlarla Yanlış İletişimi Önleyin

Bazen gerçek göründüğü gibi değildir ve gerçek yüzeyin altında bir yerde saklanmaktadır. Bunun ne anlama geldiğini anlamak için, reklam kampanyalarından biri için anket yapan ve tüketici yanıtlarını değerlendirmek için EEG kullanılan çalışmaya kısaca bakalım:

Katılımcılara gösterilen bir reklamda, bir kadının başka birisinden intikam almak için soslu cips parçalarını o kişinin beyaz kıyafetlerini yıkadığı çamaşır makinesine attığı görülüyordu. Kalitatif gruplardan reklamın hoşa gitmediği sonucu çıktı. Reklamı izleyen katılımcılar iradi beyanlarında, muhtemelen diğer odak grup üyelerine kötü görünmemek için, bunun iyi bir şaka olmadığını ifade ettiler. Ancak aynı kişilerle yapılan EEG ölçümlemesi ise aslında tüketicilerin reklamı beğendiklerini ortaya çıkardı.

Son yıllarda yapılan Nöropazarlama çalışmaları, farkında olmadığımız tercihlerimizi ve tepkilerimizi ortaya çıkardığını gösteriyor.

12.   Test Prototipleri

Nöropazarlama örnekleri arasında bir başka harika nokta da prototip testidir. Reklam, tüketicilerin ürününüzü algılama biçimini etkilemede çok önemli bir rol oynasa da, ürün tasarımı çok önemlidir. Bu alanda bir ürünü temsil eden ve tasarımcıların tasarımı görselleştirmesi ve test etmesi için üretilmiş bir model olan ‘prototip’ gerçekten önemlidir.

Bir süre önce Hyundai tarafından, şirketin otomobil prototiplerini test etmeyi amaçlayan ünlü bir anket yapıldı. Vakada, çeşitli tasarım özelliklerine beynin verdiği yanıtları görmek için EEG kullanıldı ve katılımcıların beyin aktivitesi ölçüldü. Çalışmanın sonucunda, Hyundai araçlarının iç tasarımını tamamen değiştirmeyi tercih etti.

13.   Başlıklarla Dikkat Çekin

Başlıklar, belki de herhangi bir reklamın en önemli unsurlarından biridir. Başlıklarla ilgili gerçek tüketici bilgilerine ulaşmak için, reklamcılar nöropazarlamadan faydalanmaya başladılar.

Artık “Hipokampal Başlıklar” adı verilen popüler bir teknik kullanılıyor. Bunun anlamı, bir reklam kampanyasındaki başlıklarla kişilerin beyinlerindeki hafıza bölgesinin harekete geçirilerek, hafızada kalıcılığın sağlanmasıdır. EEG kullanılarak gerçekleştirilen Olaya İlişkin Potansiyeller (NeuroMark) çalışmasında, gösterilen uyaranların hafızada kalıcılık skorları saptanmaktadır.

Örneğin, “pratik yapmak mükemmelleştirir” ifadesini alıp “pratik yapmak Patron yapar” olarak değiştirebilirsiniz (birçok blog yazarının yaptığı gibi). Böylece hedef kitlenizin dikkatini hızlıca çekebilir ve bu sloganı kullanan ürün, marka ya da reklamın hafızalarda kalıcılığını güçlendirebilirsiniz.

14.   Sosyal Medyada Nöropazarlamayı Çok Güçlü Bir Araç Olarak Düşünün

Nöropazarlama yöntemleri sosyal medyada etkili bir biçimde kullanılmaktadır. Çünkü nörolojik ve fizyolojik ölçümlemelerle sosyal medyanın etkinliği artmaktadır.  

Bazı araştırmalar duygusal bağlantıların müşteri memnuniyetinden daha etkili olduğunu ortaya koyuyor.  Sosyal medya ise hedef kitlenizle duygusal bir bağ kurmak için mükemmel bir yerdir. Örneğin Airbnb, New York pazarına girdiğinde ve Carol Williams’ın duygusal bir videosunu yayınladığında bu yöntemi kullandı.

15.   Ödül ve Cezayı Uygulayın

Günümüzde, oyun tasarım şirketleri ve oyun geliştiricileri uzun yıllardır bu taktiği kullanıyorlar. Oyunlar, genellikle oyuncuların tamamladıkları farklı eylemler için bir ödül ve cezaya sahiptir. Ödülü artırarak, oyuncuların beyinlerindeki dopamin seviyesini de arttırabilir ve oyuna geri dönmelerini sağlayabilirsiniz. Bu teknik diğer ürünler için de işe yarar, dolayısıyla bundan sadece oyun endüstrisi faydalanmaz.

Referans: 16 Powerful Neuromarketing Examples / Frank Hamilton

Simin Demiriş


MARKANIZ VARSA DOĞRU BİLGİYE ULAŞIN VE STRATEJİ YARATIN!

Marka Araştırmaları tüketiciyi kurum olarak gören bir yaklaşımdır!

  • Tüketiciyi dinlemek ve ölçümlemektir. Zira son kararı veren tüketicidir.
  • Hedef kitlenin neleri neden istediğini açıklayacak bilgileri aramaktır. 
  • Karar verilecek konularda riski azaltmaktır.

Biz araştırmacılar Araştırma Niçin ve Neden Yapılır sorusunu devamlı sorar ve sorumuzun cevabını da kendimiz veririz.Bu sorunun özü yani araştırmanın yakıtı bilgidir ve amaç bilgiyi en doğru şekilde toplamaktır. Burada odaklanacak en önemli konu, doğru yöntem kullanacak ve en güvenilir şekilde bu yöntemi uygulayacak Araştırma Şirketleri ve uzmanlarla çalışmayı başarmaktır. Aksi takdirde verilen zaman ve bütçe boşa gider ama en tehlikelisi yanlış bilgiye sahip olunur. Marka açısından, yanlış bilgiyle hareket etmek yerine hiçbir bilgiye sahip olmamak kötünün iyisidir.

Araştırmanın amacı ‘müşteri sadakati yaratmak’… o zaman ‘duygulara ulaşın’

“Zihninizde yer eden bir marka davranış kazanır. Kalbinizde yer edinen bir marka ise sadakat kazanır.”Scott Talgo, Marka Stratejisti                      

Doğru bilgiyi elde ettikten sonra yapılması gerekenler;

  • Bilgiyi analiz ederek,
  • Trendler, tahminler, frekans dağılmaları ve korelasyonlar halinde yorumlayarak,
  • Stratejiler hazırlayarak müşterilere sunmaktır.

İster geleneksel yöntemler, ister nörolojik ve fizyolojik ölçümlemeler uygulansın araştırmanın amacı ‘marka ve reklamın tüketicilerin günlük yaşamındaki ve bilinç dışındaki rolünü ortaya çıkarmak için tüketicilerin iç dünyalarına ulaşmaktır’.

Araştırmanın vizyonu ‘marka algılarını ölçümlemektir ’

Marka algılarını ölçerek, bu algılamaları marka değerlerini yükseltmede kullanmak araştırmanın belli başlı vizyonudur.

“Markaları farklı kılan, onların sembolik değerleridir.” – Prof.David A. Aaker, Marka Stratejisti

  Araştırmanın hedefi  ‘derin içgörüler elde etmektir’

  • Marka ve tüketici ilişkisini analiz etmek
  • Markanın tüketici gözünde (+) ve (-) değerlerini ortaya çıkarmak
  • Tüketici gözündeki negatif marka algılarını pozitife çevirmek
  • Takım çalışmasını teşvik etmek
  • Doğru psikolojik ortamı sağlamak
  • Araştırma sonuçlarını durum analizinden hareketle ileriyi aydınlatmada kullanmak

Araştırmanın markaya kazandırdığı –  ‘strateji oluşturmak’

Neredeyiz?

  • Tüketici zihnindeki marka konumunun belirlenmesi
    • Beklentiler ve kullanım alışkanlıkları çalışması
    • İmaj ve konumlandırma çalışması

Nerede olmalıyız?

  • Pazarlama hedeflerinin saptanması
  • İletişim hedeflerinin saptanması
  • Hedef kitlenin saptanması
  • Marka konumlandırması ve kimliğinin saptanması

Hedefimize nasıl ulaşabiliriz?

  • Yaratıcı çalışmalara yön verilmesi
  • Pazarlama ve iletişim stratejileri geliştirilmesi

“Doğru soruya (ki çoğunlukla belirsizdir) verilmiş yaklaşık bir cevap, yanlış soruya (ki çoğunlukla belirlidir) verilmiş kesin bir cevaptan daha iyidir.” – John Tukey, İstatistikçi

Simin Demiriş‘ e katkılarından dolayı teşekkür ederiz.