ESTETİK BEYİN: ESTETİK ALGIMIZIN ÖZÜ NEDİR?

İnsanlık tarihinde, zekanın evrimi büyük bir dönüm noktasıdır. Bu evrimsel süreç, insanın düşünme yeteneklerini geliştirmesi, soyut düşünebilme yeteneğini kazanması ve karmaşık kültürel yapıları oluşturabilmesiyle sonuçlanmıştır. Ancak, zekanın evrimi sadece pratik becerilerin ve problem çözme yeteneklerinin gelişimiyle sınırlı değildir. İnsanın sosyokültürel evriminde, müzik, resim ve sanat gibi yaratıcı ifadelerin rolü büyük öneme sahiptir. İnsanın estetik olgusuna yönelik farkındalığı da bu alanlarla birlikte gelişmiştir.

Estetik; insanların güzellik, sanat eserleri, doğal manzaralar, müzik, edebiyat ve diğer görsel veya işitsel deneyimler gibi birçok şeyi değerlendirme ve takdir yeteneğini kapsar. Estetik algı ise bireylerin güzellikle ilgili tercihlerini ve değerlendirmeleri yönlendirir. Bir şeyin estetik olarak kabul edilmesi, bireyin duygusal, bilişsel ve hatta fiziksel tepkileri üzerinde olumlu bir etki yaratması anlamına gelir. Bu görsel uyum, simetri, oranlar, renkler, desenler, sesler, ritimler ve diğer görsel veya işitsel özelliklerin denge ve uyum içinde olduğu durumları içerebilir. Estetik algı, kişiden kişiye farklılık gösterdiği gibi toplumsal olarak da zamanla değişim gösterebilir.

Estetik algıların beyinde işlenmesi ise karmaşık bir süreçtir ve birkaç farklı beyin bölgesi bu süreçte rol oynar. Bunlar;

Orbitofrontal Korteks: Duygusal değerlendirme ve ödül işlemesiyle ilişkilendirilen bir beyin bölgesidir. Estetik deneyimlerde hoşluk veya keyif gibi duygusal tepkileri değerlendirmede önemli rol oynar. Bu bölge, güzellik algısının subjektif yönlerini etkileyebilir.

Görsel Korteks: Görsel bilgilerin işlendiği beyin bölgesidir. Gözlerden gelen bilgileri analiz ederek şekil, renk, desen ve diğer görsel özelliklere dönüşür. Bu şekilde, estetik deneyimlerde görsel uyum, simetri, oranlar ve örüntüler gibi unsurların algılanmasına katkıda bulunur.

Hipokampüs: Hafıza ve bellek işlemeyle ilgili bir beyin alanıdır. Güzel şeylerle ilişkili anıların oluşması ve hatırlanması sürecinde hipokampüs önemli bir rol oynayabilir. Estetik şeylere karşı duygusal bağlantılar ve önceki deneyimler bellek yoluyla şekillenebilir.

Tüm bu bilgiler ışığında, insanlık için bazı ortak estetik algılar vardır ancak tamamen evrensel veya sabit bir güzellik standart olmadığı da unutulmamalıdır. Belirli estetik özelliklerin insanlar arasında genel olarak kabul gördüğü gözlemlenebilir.

SONUÇ: Nöropazarlama ve estetik algı arasında güçlü bir ilişki söz konusudur. Nöropazarlamacıların tüketicileri daha iyi anlamaları ve etkili pazarlama stratejileri oluşturabilmesi için estetik algıyı duygular aracılığıyla ölçümlemesi ve buna yönelik adımlar atması yarar sağlayacaktır. Estetik unsurların tüketici davranışları üzerindeki etkisini anlamak; marka imajını güçlendirmek ve tüketicilerin markayla daha olumlu bir bağlantı kurmasını sağlamak açısından önemlidir.

Referans:

Psikolog Merve Altındağ

M. Bhupal, et al. Estetik ve Evrim: Neyi, Neden Güzel Buluruz?. (10 Mayıs 2022). Alındığı Tarih: 13 Temmuz 2023. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/11654

Etiketler: #nöropazarlama, #beyin, #nörobilim

7 ADIMDA EMONET NASIL GERÇEKLEŞTİRİLİR?

EMONET Nedir?

Beyin temelli bir nöropazarlama yöntemidir. Geleneksel araştırma yöntemlerinden farklı olarak, %95 güven aralığında kesin sonuçlar almayı sağlar.

EMONET teknolojisinde insanların herhangi bir uyarana karşı oluşan duyguları, merkezi ve otonom sinir sistemlerinden gelen beyin yanıtları ile ölçümlenir. Bu yanıtlar şunlardır:

  • Merkezi sinir sistemine bağlı olarak alın bölgesinde kanlanma oluşması,
  • Kalbin otonom sinir sistemine bağlı olarak hızlı ya da yavaş atması ve kalp atışlarına bağlı olarak göz pupillerinin büyüyüp küçülmesi,
  • Derin beyin yapılarının duyguları yüz kaslarının hareketleriyle dışarıya yansıtması.

Yüz Duygu Durum Analizi (EMONET) için Araştırma Tasarımı Nasıl Geliştirilir?

  • Müşteriden brief alarak yani en derindeki sıkıntıyı anlamak için marka dinlenir.
  • Elde edilmesi hedeflenen bulgular belirlenir.
  • Çalışmada test edilecek hipotezler yani bilgiler oluşturulur.
  • Çalışmada kullanılacak duyguların isimleri ve sayısı belirlenir.

Örneklem Nasıl Belirlenir?

  • Katılımcılar, projenin niteliğine ve marka hedef kitlesine göre NeuroMark tarafından bulunur.
  • Eğer çalışmada kırılım istenmezse 8-10 kişilik örneklem grubu yeterli olur. Her bir kırılım için ise minimum 8 kişi gerekir.
  • Her proje butik çalışma olduğundan örneklem sayısı ile kırılım sayısı projenin hedefine göre karşılıklı belirlenir.

Katılımcıların Hazırlık ve Bilgilendirme Nasıl Gerçekleştirilir?

  • Katılımcıların mail adresleri ve iletişim bilgileri alınır.
  • Kullanıcı adı ve şifreler her katılımcıya özel olarak belirlenir.
  • Katılımcılar uygulama gününde mail ve telefon yolu ile bilgilendirilir.
  • Tanışma sağlanır. Kurallar ve aşamalardan bahsedilir. Soruları cevaplanır.

Ölçümleme Süreci Nasıl Uygulanır?

  • Çalışma, katılımcıların bilgisayar ya da telefon kameralarından doğal ortamlarında gerçekleştirilir.
  • Bilgilendirme sürecinde gönderilen link ve kullanıcı adı-şifre ile sisteme girişleri sağlanır.
  • İlk olarak Kişiselleştirilmiş Duygu Analiziyapılır. Yani kişinin duyguları kendi durumundan ölçümlenir.
  • Daha sonra ise markanın ölçümlenmesini istediği görsel ya da işitsel uyaranlar katılımcıya gösterilir.
  • Bu gösterimler sırasında ise katılımcı cihaz kamerasından takip edilerek yüz duygu durum analizi için veriler toplanır.

Veri Analizi Süreci Nasıl Gerçekleştirilir?

  • Farklı duygu durumuna ait skorlar analiz ekibimiz tarafından işlenerek, istatistiksel anlamlılık ortaya koyulacak şekilde analiz edilir.
  • Duygu analizleri yapılarak, grafikler ve videolar ortaya çıkarılır. Ortaya çıkarılan bu değerler iletişim ve raporlama ekibimiz ile paylaşılır.

Raporlama ve Sunum Nasıl Yapılır?

  • Nörobilim ekibimizden gelen duygu durum bulguları, iletişim ve raporlama ekibimiz tarafından incelenir, istatistiksel olarak anlamlı olan skorlar raporlanır.
  • Powerpoint sunumu hazırlanarak ortaya çıkan nöropazarlama bulguları, derinlemesine görüşmeler ile elde edilen sonuçlar ile birleştirilerek güçlendirilir.

Sonuçlar parametreler, grafikler ve videolar ile desteklenerek, markaya sunulur.

Beden Duyumları ve Ölçümlerinin Pazarlama Dünyasındaki Önemi

Beden duyumları, vücudumuzdaki farklı duyusal deneyimleri tanımlar. İnsanlar yaşamı ve çevreyi algılamak için görme, koku alma, tat alma, dokunma ve işitme organlarını kullanır. Bu algılamalar, çevresel uyarıları anlamamıza ve buna yönelik tepki geliştirmemizi sağlar.

Beden duyumları, bireyler arasında değişkenlik gösterebilir. Her insanın duyuları deneyimleme ve buna yönelik algı oluşturması kendine özeldir. Örneğin, bazı insanlar yüksek bir ses karşısında daha hassas bir tepki gösterebilirken, diğerleri daha yoğun tepkiler verebilir. Bugün nitelikli bilgi sağlamak açısından beden duyumları gündelik yaşamda birçok alan içerisinde aktif bir şekilde ölçülmektedir.

Finlandiya Turku Üniversitesi’nde görme duyusu ölçümü ile bir araştırma gerçekleştirildi. Araştırmacılar, görsel sanatları izlemenin duygularımızı nasıl etkilediğine odaklandı. Çalışma da sanat eserlerini izlerken deneklerin göz hareketlerikaydedildi.Çalışmaya farklı ülkelerden toplam 1.186 kişi katıldı ve 300’den fazla sanat eserinin uyandırdığı duyguları da değerlendirmeleri istendi.Araştırma sonucunda;

Profesör LauriNummenmaa:”Sanatın uyandırdığı bedensel duyumlar, duygulara katkıda bulundu ve bedenin sanat eserine tepkisi ne kadar güçlüyse, kişinin yaşadığı duygular da o kadar güçlüydü.” ifadesini kullandı. Bulgular ise estetik deneyimin vücudun duygusal tepkisini nasıl etkileyebileceğini ortaya çıkardı.

Beden duyumlarını ölçerek araştırma yapmak bizlere yüksek güvenirlik sağlıyor. Yine ölçümler, bilimsel araştırmalardan, pazarlama yöntemlerine kadar birçok önemli konuda kolaylık sağlıyor. Pazarlama dünyasında bir bireyin duyusal deneyimlerini anlamak ve belirli ihtiyaçlara uygun çözümler bulmak mihenk taşlarından biri iken beden duyum ölçümü teknolojisi sayesinde deneyimi benzersiz olan her bireyin algılama ve duyumlarına yönelik veri sağlanabiliyor.

Sonuç olarak, beden duyumlarının ölçülmesi, pazarlama dünyasında önemli bir araç olabilir. Bilim insanlarının bu konuda titiz davrandıkları söylenebilir. Ancak bu ölçümlerin etik yönergelerle uyumlu şekilde kullanılması ve katılımcıların gizlilik haklarının korunması büyük önem taşımaktadır. Bu hassasiyetleri önemsememek ise uzun vadede problem yaratabilir. İşte bu sebeple etik ilkeleri göz önünde bulunduran araştırmacılar ile çalışmakta fayda var.

Referans:

Psikolog Merve Altındağ

Bodilyfeelingsandaestheticexperience of art” byLauriNummenmaa et al. Cognition&Emotion

Duygular Anıları, Anılar Tüketim Tercihlerini Etkiliyor…

Yaz mevsimine girdik… “Kışın karanlık günlerinde öğrendim ki içimde bitmek bilmeyen bir yaz mevsimi var.” Albert Camus

Yaz aylarında, dünyadaki birçok insanın dopamin seviyesi yükselir. Çoğu insan için yaz ayları, güneşli ve sıcak havanın etkisiyle daha enerjik, canlı ve pozitif duyguların hissedildiği bir dönemdir. Açık hava etkinlikleri, tatiller, sosyal ortamlar insanların daha aktif olmalarını destekler. Kişilerde sadece psikolojik değişiklikler değil aynı zamanda davranışsal ve bilişsel değişiklikler de meydana gelir. İnsanlar yaz aylarındaki anılarını daha berrak hatırlar ve bu aylardaki yoğun duygular, anılar üzerinde etki yaratır.

Colombia Üniversitesi’nde yapılan araştırma bu durumu kanıtlar niteliktedir.16 Ocak 2023’te Nature Human Behavior’da yayınlanan bir çalışmada, Columbia Engineering’de biyomedikal mühendisliğinde doçent olan Joshua Jacobs ve ekibi, insan beyninde, gelişmiş bellek için bilgileri duygusal ilişkilerle etkileyen bir sinir mekanizması belirlediler. Ekip, duygusal süreçlerde rolü olan amigdaladaki yüksek frekanslı beyin dalgalarını ve hafıza süreçlerinde aktif çalışan hipokampüs merkezini duygusal uyaranlar aracılığı ile gözlemledi.

Araştırma sonucunda duygusal deneyimlerin hafıza üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu bulundu. Duygusal içerikli anılar genellikle daha güçlü ve uzun süreli hatırlanırken, nötr veya sıradan anılar hızla unutulabiliyordu. Bu hafıza etkisi, günlük yaşamda ve hayatın birçok alanında anlamlı deneyimlerin hatırlanmasını ve değerlendirilmesini sağlayabilir.

Duygusal deneyimlerin bellek süreçlerini derinlemesine incelediğimizde, bir dizi faktör ve beyin mekanizmasını kısaca tanımlamamız gerekir. Bunlar;

  • Güçlü kodlama: Duygusal uyaranlar, beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağları güçlendirir ve bellek izlerinin daha güçlü bir şekilde oluşmasını sağlar.
  • Stres Hormonları: Bu hormonlar kimyasal maddelerin salınımını tetikleyebilir. Tetikleme sonucunda anıların uzun süreli belleğe aktarılmasını kolaylaştırabilir.
  • Tepki Bağlamı: Duygusal deneyimler, zengin bir tepki bağlamıyla birlikte hatırlanır. Örneğin, deneyim esnasında hissedilen duygular, olaya ve anıya daha fazla derinlik ve anlam katar. Bu bağlam, hatırlama sırasında geri çağırılır ve hafıza izlerini canlandırır.

Bu bilgiler ışığında diyoruz ki, karşılaşılan uyaranlara karşı oluşan duyguların anılarla ilişkisi hayatın her alanında olduğu gibi nöropazarlama dünyası için de kıymetlidir. Zira nörolojik ve fiziksel ölçümlemeler; hissedilen duygu seviyeleri ile duygusal bağlantıların, markaların tüketici beyinlerinde daha derin bir etki bırakmasını sağladığını ve tüketici sadakatini arttırdığını gösterir. Bu nedenle markaların, kullanıcılarının duygularını anlamak, hedef kitlelerine uygun duygusal deneyimler sunmak ve duygusal bağlantıları güçlendirmek için çaba göstermeleri gereklidir.

SONUÇ: Yaz dönemi markalara önemli fırsatlar sunar zira bu aylardaki deneyimler, berrak ve duygu yüklü anıları oluşturur. Markaların reklam çalışmaları açısından yaz temalı reklam kampanyaları tüketicilerin uzun süreli belleğinde, uzun yıllar yer edinme gücüne sahip olabilir. Bilimsel kaynak ve buluşlarla ilerlemek, yaşamın her alanında fayda sağladığı gibi pazarlama dünyası içinde kolaylık sağlayacaktır.

Referans:

 Psikolog Merve Altındağ

Neuronalactivitythehumanamygdalaandhippocampusenhancesemotionalmemoryencoding” by Salman E. Qasim et al. Nature Human Behavior

Seçim Araştırmalarında Nörobilim Gittikçe Güçleniyor…

Nörobilim’ insanların hissettiklerini düşünemediği, düşündüklerini ifade edemediği, söylediklerini de yapmadığı bir dünyada, yeni dünyaları keşfetmek için bugün sahip olduğumuz en gelişmiş teknolojilerden biridir.

Markalardan siyasi partilere kadar, insanların karar alma süreçlerinin rol oynadığı ve bunun da yaşamı oluşturduğu tüm alanlarda, nörobilim şemsiyesi altındaki nöropazarlama çalışmalarını görmek mümkündür. Nöropazarlama, seçmenlerin farklı adaylara, kampanya mesajlarına ve siyasi konulara karşı bilinçaltı tepkileri ve duyguları hakkında bilgi edinmek için siyasi seçim araştırmalarında kullanılıyor. Artan deneyim, gelişen teknoloji ve yeni tekniklerle birlikte önümüzdeki yıllarda nöropazarlama çalışmalarının çok daha etkili olacağı ve keşfedilmemiş gerçekleri göz önüne sereceği kesin.

Literatüre, NeuroPolitics (NöroPolitik) olarak geçen yöntem siyasal iletişim alanında kullanılıyor. Seçmenler üzerinde yapılan retorik ve profil analizleri, duygusal etkileşimleri onlara sormadan ortaya koymak açısından geleneksel araştırma yöntemleriyle elde edilemeyecek kadar ince bir detay sunuyor. Bu açıdan bakıldığında önümüzdeki yıllarda nöropolitik araştırmaların uzman ellerde olmak şartıyla tüm dünyada daha fazla gelişeceği bir gerçektir.

Seçim kampanyası arşivlerine bakıldığında, çeşitli ülkelerdeki başkan ve başbakanların kampanyalarında, seçmenlerle aralarındaki duygusal rezonansı artırmak amacıyla insanların beyinlerini, vücutlarını ve yüzlerini taramak için nörobilime başvurdukları görülüyor. Seçmenlerin Electroensefalogram (EEG) ile beyin dalgalarını, Elektrodermal Aktivite (EDA) ile deri uyarımlarını ve kalp atışlarını, Duygu Durum Analizi ile yüz ifadelerini ve duygularını ölçmek mümkündür.

Bu tarz çalışmalara aşağıdaki örnekleri verebiliriz;

  • Meksika’da Enrique Peña Nieto’nun başkanı olduğu Kurumsal Devrimci Parti’nin (PRI) 2012 başkanlık seçimi kampanyasında nöropazarlamanın bu teknolojilerine başvurduğu görülüyor. Bir danışmanın dediğine göre Nieto’nun partisi belli bir süredir en iyi adayları seçebilmek için yüz kodlama kullanıyor. Bazı resmi yetkililer gayet açık bir şekilde bu teknikleri sadece seçim kampanyalarında değil, hükümette oldukları zamanda da kullandıklarını belirtiyorlar.
  • Meksika’nın Hidalgo Valisi ve iktidar partisi üyesi Francisco Olvera Ruiz, “Hükümet programlarımızda, iletişim ve mesajlarımızın etkinliğini değerlendirmek için çeşitli nöropolitik teknolojiler kullanıyoruz.” diyor ve ekliyor: “Nörobilim özellikle insanların ne düşündüğünü, algıladığını ve hissettiğini daha doğru ve objektif görmemiz açısından bizim için çok değerli.”
  • Meksika’da, Emotion Research Lab izleyenlerin reaksiyonlarını analiz edip kampanyanın hızlıca mesajı değiştirebilmesi adına, dijital panolarına yerleştirdiği kameralardan faydalandı. İlan tablosunun içinde özel bir algoritmayla çalışan; mutluluk, şaşkınlık, kızgınlık, nefret, korku ve üzüntü gibi duyguları okuyabilen bir kamera vardı. Kameradan alınan geri bildirimle beraber kampanyanın mesajı -görseller, sesler veya kelimeler- seçmenlerin daha çok seveceği mesajlarla değiştirilebilmekteydi.
  • Kolombiya’da Başkan Juan Manuel Santos’un 2014’teki yeniden seçim takımı, Meksika hükümetinin de hizmet aldığı nöropazarlama şirketiyle çalışarak seçimleri kazandı.
  • Nöropazarlama danışmanları bu tarz araştırmaları Arjantin, Brezilya, Kosta Rika, El Salvador, Rusya, İspanya ve daha az olsa da Amerika Birleşik Devletleri gibi pek çok ülkede yaptıklarını söylüyorlar.
  • Polonya Başbakanı Ewa Kopacz ve partisi Sivil Platform, parlamento seçimleri öncesinde bir nöropazarlama şirketiyle beraber çalışmışlardı.
  • Türkiye’de ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu Haziran 2015 seçimlerinde bir nöropazarlama firması ile çalıştı. Beyin dalgalarının takibi, göz, yüz, deri ve kalp atışları gibi çeşitli teknikler İstanbul’daki laboratuarlarda gönüllülere uygulandı.

Yapılan nörobilim çalışmalarında çoğunlukla saptanan bulgular şöyle sıralanabilir:

  • Seçimlerde, siyasetçinin adından sürekli söz ettirmesi, çeşitli mecralarda görünür olması, onun seçmenler tarafından bilinirliğini arttırmakta, zamanla oy alma kapasitesini yükseltmektedir.
  • Farklı ve heyecan verici olmak her zaman seçmen farkındalığını arttırmaktadır.
  • Duygulara hitap etmek ise tüketicileri etkilemenin en iyi yoludur. İnsanların çoğu bilişsel değil duygusal olarak karar vermektedir.
  • Kendine has bir iletişim biçimi geliştiremeden rakibin ne kadar kötü olduğundan bahseden siyasetçiler her zaman ikinci planda kalmaya mahkûmdur.
  • Siyaset iletişiminde açık ve sade bir dil kullanmak gerekmektedir. Karışık mesajlar insanların dikkatini çekmemekte, zamanla unutulmaktadır. Özellikle insanları harekete geçirmeye çalışan, net hedefleri olan mesajlar doğru bir iletişim ilk anahtarıdır. Etkili mesaj 5-7 sn içerisinde algılanandır.

SONUÇ: Geleneksel araştırma yöntemleri uygulandığında, seçmenler bir aday hakkında gerçekten neler hissettiğini söylemede isteksiz, bilinçsiz veya ifade edemez halde olabiliyor. Oysa nöropazarlama teknolojileri kullanıldığında kesin, net ve bilinçaltından gelen veriler, seçim çalışmalarının kalitesini artırıyor ve bilimsellik sınırları içerisinde güvenilir olmasını sağlıyor.

Tüketim Tercihlerinde Ayna Nöronların Etkisi

Ayna Nöronlar Nedir?

Bir diğerinin ağladığına şahit olduğumuzda neden aynı duyguları biz de paylaşıyoruz? Bir arkadaşımızla mutfakta vakit geçiriyorken aniden arkadaşımız parmağını kestiğinde neden sanki bizim parmağımız kesilmiş gibi tepki veriyoruz? Hollanda Sinirbilim Enstitüsü’ndeki araştırmacılar, sıçan beynindeki deneyimi paylaşma alanlarını incelediler. Sıçanların beyni incelediğinde, başkalarının acısını gözlemlediklerin de sanki kendileri o acıyı deneyimliyormuş gibi aynı hücrelerin harekete geçtiği bulundu. Bu arada ‘’ayna nöronların’’ aktivitesi olmadan, bir diğerinin acısı paylaşılamaz. Birçok psikiyatrik bozukluk empati eksikliği ile karakterize olduğundan, başkalarının duygularını paylaşmanın sinirsel temelini bulmak ve bir hayvanın başkalarının duygularını ne kadar paylaştığını değiştirebilmek, empati ve bu bozuklukları anlama yolunda heyecan verici bir adımdır.

Ayna Nöronlar Nasıl Keşfedildi?

Bu bulgu, gözlemleyen sıçanın diğer sıçanın duygularını paylaştığını göstermektedir. İnsanlarda empatinin temelini oluşturduğu düşünülen bölge olan singulat korteksin karşılık gelen kayıtları ve gözlemlenen sıçanlarında, singulat kortekstlerindeki nöronların aktive ettiği bulundu. Daha sonra araştırmacılar, bir ilacın enjeksiyonu yoluyla singulat korteksteki hücrelerin aktivitesini baskıladılar. Sonuç olarak farelerin aktivite olmadan donmadığı gözlemlendi. Çalışma, gizemli psikopatolojik bozukluklara ışık tutuyor. “Aynı zamanda bize empatinin, başkalarının duygularıyla hissetme yeteneğinin, evrimimizde köklü olduğunu gösteriyor. Empatinin temel mekanizmalarını sıçan gibi hayvanlarla paylaşıyoruz.

Tüketici Tercihleri Yönünden Ayna Nöronlar

Bir insanın ayna nöron aktivitelerini çalışma prensibine hakim olmak psikolojik bozukluklar, yeni medya yöntemleri, markaların ürün oluşturma biçimlerini etkileyecektir. Ayna nöronların aktivitesi ve sosyal medya kullanımı arasında güçlü bağlantılar söz konusu olabilir. Kullanıcılar ürünleri daha çok duygusal ayna nöronları harekete geçirdikleri takdirde satın alma eğiliminde olabiliyorlar. Özellikle gündelik yaşamda gerek sosyal medyada gerek yaşam alanlarında tüketim alışkanlıklarımızda değişimler meydana geliyor. Birçok sosyal medya platformlarında pazarlamacılar kitleleri ‘’İnfluence’’ edebilecek fenomen yadanon-fenomen kişiler ile çalışma yürütüyor. Örneğin; doğum gününü kutlayan bir ‘’İnfluencer’’ anlaştığı markanın kıyafeti hakkında tanıtım yaparken özel hissettiğini ve ayrıcalıklı hissettiğini gerek kullandığı mimikler ile gerekseçtiği cümleler ile kullanıcıları etkileyebiliyor. Burada ve birçok farklı alanda ayna nöronların davranışlarımız, seçimlerimiz ve kararlarımız üzerindeki etkilerini görebiliyoruz. Beyin araştırmalarından edindiğimiz bilgi ve kaynakların ışığında daha güvenilir yöntemlerle hareket etmeye ve yenilikler oluşturmaya başlıyoruz.

Referans:

Psikolog Merve Altındağ katkıları ile,

“EmotionalMirrorNeurons in theRat’s Anterior CingulateCortex”. Maria Carrillo, Yinging Han, Filippo Migliorati, MingLiu, ValeriaGazzola, ChristianKeyser. CurrentBiology doi:10.1016/j.cub.2019.03.024

Müşteri Deneyimi (CX) ve Kullanıcı Deneyimi (UX)

ÖZET: UX, CX’in bir parçası mı? Yoksa CX genişletilmiş bir UX mi? Hangisi daha önce vardı?

Tüm işletmeler, müşterilere değer verdikleri bir deneyim sunmaya öncelik verir. UX ve CX’in inceliklerini anlamak, müşteriyle ilgili mükemmel politikalar oluşturmak için hayati önem taşır. İşte müşteri deneyimine karşı kullanıcı deneyimine ilişkin bir bakış açısı.

Potansiyel müşterinin her temas noktasında bir markayla nasıl tanıştığı önemlidir ve herhangi bir işletme için en büyük kazanç insan “ilgisidir”. Özellikle “eyleme dönüşen dikkat”. Daha geniş bir perspektifte, bir markanın müşterilerini kazanma ve elde tutma alıştırması boyunca, “müşteri deneyimi” ve “kullanıcı deneyiminden” tekrar bahsedildiğini duyacaksınız. İkisi bağlantılı mı? Herhangi bir düzeyde örtüşüyorlar mı? Müşteri deneyimi ile kullanıcı deneyimi öyküsünü nasıl tanımlarsınız?

Müşteri deneyimi ve kullanıcı deneyiminin ne anlama geldiğine hızlı bir bakış atalım;

Müşteri deneyimi (CX), müşterilerin markayla etkileşimlerinin her noktasında (sosyal medya, web deneyimi, mobil uygulama veya insan etkileşimi) elde ettikleri daha geniş bir deneyimi kapsar.

Müşteri deneyimi, ister ilk etkileşimsel izlenim, ister satın alma yapıp tekrar müşteri olmak olsun, bir müşterinin marka ve kuruluşla nasıl bir ilişki kurduğudur. ‘Mutlu müşteri = sadık müşteri’ mantığı etrafında dönen birçok küçük deneyimden oluşan daha geniş bir kavramdır. Bir markayla olumlu bir deneyime katkıda bulunacak her şeyi içerir. Bir işle ilgili duygu ve inançlarla ilgilidir. Müşteri deneyimi, bir markanın gerçekleştirdiği güven oluşturma egzersizidir ve yalnızca müşteri memnuniyetini kaydetmekle kalmaz, müşteri savunuculuğunu da artırır. Sürekli iş büyümesini besler.

Kullanıcı deneyimi (UX), kullanıcının bir markanın ürünü veya hizmetiyle olan etkileşimlerini içerir. Örneğin, web sitesinde gezinme ya da mobil uygulamada kullanım süreçleri gibi. Bu, belirli amaçlar ve karşılık gelen deneyimler için belirli görevler ile ilgilenir. Bilgi bulma kolaylığı, mimarinin düzgünlüğü, gezinme, anlama, kolay öğrenme ve görsel yapıyı içerir. UX, bir form doldurmak gibi bağımsız bireysel görevler içerir. UX, markanız için hedefler bulmak ve marka bağlılığını artırmak için kullanışlıdır. Bir işletmenin dönüşüm oranını artırmasına yardımcı olur ve yazılım geliştirmenin temel bir bileşenidir.

Daha iyi netlik için, UX ve CX farklılıklarını aşağıdaki alt başlıklara ayırdık:

1. Amaçlar ve Hedefler

Müşteri deneyimi, bir kullanıcının yolculuğunun her aşamasında bir müşteri memnuniyeti dalgası yaratmayı amaçlar. Ayrıca, bir müşterinin yolculuğunun herhangi bir noktasında iletmek istediği geri bildirimlerle de ilgilenir. Müşterilerin beyninde markayla ilgili olumlu bir etki yaratmakla ilgilenir ve bir marka deneyiminin tüm kanallarını içerir.

Kullanıcı deneyimi ise kusursuz, sorunsuz ürün deneyimlerine odaklanacaktır. Buradaki odak, müşteri sorunlarını çeşitli düzeylerde çözmektir. Amacı ürüne öncelik verirken, diğer taraftan da olumlu deneyimler yaratmak için bireysel ürün etkileşimleri yaratmaktadır.

2. Arka plan

Müşteri deneyimi çeşitli alanlarda çalışan ekiplere ihtiyaç duyar. Bunlar pazarlama, müşteri hizmetleri, satış ve iş analistlerinden kişileri içerebilir. Ayrıca, müşterilerin markanın ürün veya hizmetini nasıl algıladıklarını kontrol etmek için daha geniş ve kapsamlı araştırmalar gerçekleştirmeye ihtiyaç duyar.

Kullanıcı deneyimi teknik, tasarım ve hatta psikoloji alanında uzmanlaşmış ekiplerle çalışır. UX çalışmalarında, deneyimin belirli yönlerine bakıldığı için daha küçük araştırmalarla yetinilir.

3. Ölçümlemeler

Müşteri deneyimi, müşterilerin genel olarak duygularına odaklanır. Müşterilerin ne kadar memnun oldukları ve bir markayı başkalarına tavsiye edip etmeyecekleri ile ilgilenir. Müşteri memnuniyetini ölçmek için aşağıdaki metrikler kullanılır:

• Müşteri memnuniyeti – 1’den 5’e kadar bir ölçekte müşteri memnuniyeti puanları, müşteri memnuniyetini ölçmeye yardımcı olur. Bir müşterinin bir markadan duyduğu memnuniyet derecesini özetler.

• Net Promoter Score veya NPS – müşteri sadakatinin bir ölçüsüdür ve müşterilerin markayı başkalarına anlatmak isteyip istemediklerini yansıtır. Bu ölçümleme, müşteri geri bildirimlerini değerlendirmek için yaygın olarak kullanılır ve gelir kazancını veya kaybını değerlendirmeye yardımcı olabilir.

• Kayıp oranı ve elde tutma oranı – bu ölçümleme yöntemi, işletmenin belirli bir dönemde kaç müşteriyi kaybettiğini ve işletmenin belirli bir süre boyunca kaç müşteriyi elinde tutabileceğini değerlendirmeye yardımcı olur.

• Müşteri çaba puanı – işletmeler tarafından müşterilerin herhangi bir sorunu çözmesinin ne kadar kolay veya zor olduğunu ölçmek için sıklıkla kullanılan bir ölçüdür. Ayrıca, belirli bir sorunun neden oluştuğunu ve nasıl çözülebileceğini değerlendirmeye de odaklanır.

Kullanıcı deneyimi, temel olarak kullanılabilirliği test eder ve aşağıdaki skorlarla ölçülebilir:

• Görev süresi – bir kullanıcının bir görevi tamamlaması veya belirli bir hedefi gerçekleştirmesi için geçen süre; örneğin, web sitesindeki Yardım bölümünü veya İletişim sayfasını bulması ne kadar sürüyor gibi.

• Tamamlanan tıklama sayısı – bir kullanıcının belirli bir görevi tamamlaması için kaç tıklamaya ihtiyaç duyduğu bilgisini verir.

• Benimseme skoru –bir ürün veya hizmet için, yeni kullanıcılar ile tüm kullanıcılar arasındaki yüzdeyi verir.

• Başarı skoru – hedefe ulaşmak için belirli bir görevi veya hedefi tamamlayan kullanıcıların sayısıdır.

• Vazgeçme skoru – bir görevi tamamlamadan ayrılmayı seçen kullanıcıların yüzdesidir.

• Yükleme hızı skoru– markanın web sitesinin veya uygulamasının yüklenmesi/başlatılması için geçen süredir.

SONUÇ: “İşe müşteri deneyimi ile başlamalı ve teknolojiyi bunun etrafında kullanmalısınız. Tam tersi değil.” Steve Jobs

Referans:

Customer Experience vs User Experience: An Ultimate Guide (netsolutions.com) BY RAVNEET SINGH

METAVERSE: SANAL BİR DEVRİM

Son on yılda yaşanan teknolojik patlamalar, yapay zeka, nesnelerin interneti, bulut bilişim altyapısı ve sanal gerçeklik gibi bireysel yaşamların önemli bir parçası haline gelen yeni teknolojilerin entegrasyonu ve işletmelerin yeni pazardan sermaye elde etmek için bu yeni pazarı giderek daha fazla benimsemesi ile dijital dünya güçlenmiştir.

Metaverse; son derece gelişmiş teknolojik altyapısı, merkezi olmayan web platformları ve bir temel oluşturan blockchain düzeyinde güvenliğin entegrasyonu ile gerçeğe dönüşen aynı devrimci konsepttir. Metaverse, kullanıcıların sanal olarak etkileşim kurmasını sağlamak için sosyal medya, çevrimiçi oyun, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve kripto para birimlerinin özelliklerini birleştiren bir dijital gerçekliktir. Artırılmış Gerçeklik, kullanıcı deneyimini iyileştirmek için görsel, akustik ve diğer duyusal girdileri gerçek dünya ortamlarıyla birleştirir. Metaverse ilk olarak oyun sektöründe sanal gerçeklik etkileşimli oyunlarıyla kullanılmaya başlandı ve popülaritesi farklı dallarda büyüdü.

Metaverse’in Temel İtici Faktörleri

Metaverse’te Kullanıcı Deneyimi, kullanıcının AR, VR ve MR tabanlı cihazlar aracılığıyla gerçek hayat benzeri bir deneyime ve hislere sahip olduğu bir ana özelliktir. Metaverse genellikle Oyun, sosyal medya, E-spor, Tiyatrolar ve alışveriş pazarı gibi uygulamalarda kullanılmaktadır. Oyunlar, halihazırda Fortnight, Roblox ve Rec Room’da ortaya çıkan müzik konserleri ve sürükleyici tiyatro gibi canlı eğlence ile daha fazla etkinliği birleştirmek için gelişmeye devam edecektir. Spor ve çevrimiçi topluluklar, sosyal eğlence ile tamamlanmaktadır.

Metaverse gerçek dünyayı dijitale dönüştürebilen Yapay Zeka ile üç boyutlu uzayları kullanarak mekânsal hesaplamayı ortaya çıkarır. Mekânsal bilgi işlem, gerçek dünyayı daha fazla bilgi ve deneyimle genişletmeyi sağlayan büyük bir teknoloji kategorisine dönüşmüştür. Geometri ve animasyonu görüntülemek için kullanılan 3B motorlar, kullanıcının metaverse oyunlarında canlandırıcı olabilecek farklı boyutlu perspektifleri ve ses efektlerini deneyimlemesine olanak tanır.

Blockchain, Web3, Cryptocurrency ve Non-Fungible Tokens (NFTS) gibi merkezi olmayan teknolojiler, metaverse gelişimine en büyük katkıyı sağlayanlardır. Blockchain teknolojisi yazılım, egemen kimlik ve ademi merkeziyetçiliğin büyük bir parçası olan içerik ve para birimlerini ayırmanın ve gruplandırmanın yeni yolları arasında, değer alışverişine izin verir. Oyun ve metaverse deneyimlerinin gerektirdiği türden mikro dönüşümler için optimize edilmiş NFT’lerin ve blok zincirlerin ortaya çıkmasıyla, Metaverse pazarının merkezi olmayan pazarlarda yenilik dalgası yaratması bekleniyor.

Metaverse’deki Zorluklar

Veri ve Siber Güvenlik: Veri ve Güvenlik, Metaverse Market’te temel zorluklar olarak kabul ediliyor. Şirketler ve kuruluşlar BT güvenlik sistemlerinde devrim yaratmaya devam etseler de, veri koruma ve güvenlik, herhangi bir çevrimiçi ortamda kullanıcılar için endişe kaynağı oluyor. Meta veri evrenine dalmak, güvenlik uygulamalarını tamamen yeni bir düzeyde geliştirmeyi gerektiriyor. Metaverse’nin sürekli büyüyen alanına ayak uydurmak için, sanal dünyada kimlik ve mülkiyet güvenliğini garanti edebilecek yeni kişisel veriler ve gizlilik koruma yöntemleri geliştirilmelidir.

Metaverse’de mülk sahipliği: Metaverse, çeşitli öğeleri ve varlıkları satın alma ve elinde tutma fırsatı sunar. Mülk sahipliğindeki en büyük zorluk, NFT’lerin (Non-Fungible Tokens)  sanat, müzik, videolar ve çok daha fazlası için sahiplik hakları vererek ve kanıtlayarak şu anda gerçek dünya nesnelerini temsil etme biçimine benzer şekilde, sanal nesnelerin sahiplerini doğrulamak için kullanılabilecek birleşik bir sistem oluşturmak olacaktır.

Metaverse’deki varlıklar: Önde gelen birçok marka, kullanıcıya farklı gerçeklikte sanal ürünlere sahip olma imkanı sunarak ürünlerini sanal olarak metaverse’de pazarlıyor ve satıyor. Gucci, kullanıcıların neredeyse yalnızca metaverse’de sahip olabileceği spor ayakkabılar satıyor. Bu tür sanal işlemler, düzenleme ve düzeltme mekanizmasının olmaması nedeniyle sanal dolandırıcılıklara veya bir öğenin zilyetliğinin tespitine yönelik potansiyel bir tehdit içerebilir.

Ödeme Sistemi: Metaverse, ödemeler ve alım satım işlemleri üzerinde potansiyel bir tehdidin yanı sıra onu esnek kılan merkezi olmayan bir platformdur. Metaverse pazarı, sanal öğelere sahip olmalarına izin veren blockchain tabanlı kripto para birimleri ve NFT’ler tarafından yönlendirilir.

Sonuç

Metaverse, büyük yatırımlar yapan birçok önde gelen şirket ile yüksek sermayeli bir platform olma potansiyeline sahiptir. Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklikteki sürekli gelişme, metaverse büyümesi için uygun bir fırsat yaratıyor. Özellikle Covid19, genel nüfusu ve işletmeleri dijital olarak aktif bir yaşam tarzına itti; bu durum metaverse kavramını kitlesel olarak ortaya çıkarmak için harika bir ortam olabilir. Kripto para birimlerinin ve blok zinciri tabanlı platformların giderek daha fazla benimsenmesi, metaverse’e önümüzdeki on yılda katlanarak büyümesi için yüksek potansiyele sahip bir sanal dünya sağlıyor.

Referans: Metaverse: A Virtual Revolution | IMR (introspectivemarketresearch.com)

Deep Learning vs. Machine Learning – What’s The Difference? (levity.ai)

Derin Öğrenme ve Makine Öğrenimi Nedir? Nasıl Çalışır ? (makersconsulting.co)

Nöroplastisite Kullanarak Yeni Davranış Modelleri Nasıl Oluşturulur?

Nöroplastisite: 2023’te Beyni Yeniden Yapılandırmak

Bilim adamları bir zamanlar beynin zamanla değişemeyeceğine inanıyorlardı. Artık nöroplastisitenin mümkün olduğunu biliyoruz. Beyninizi hayatınız boyunca birçok kez değiştirebilirsiniz. Hem iç hem de dış olaylar beyninizi etkileyebilir. Örneğin, bir travmadan sonra beyninizin tetikleyiciler nedeniyle farklı tepkiler verdiğini fark edebilirsiniz. Terapi ile beyninizi, travma öncesi beyninizden bile daha iyi olan yeni bir travma sonrası duruma değiştirebileceksiniz. Nöroplastisite, kendinizi ve çok daha fazlasını geliştirmenizi sağlar. Bu yazıda, nöroplastisitenin ne olduğu ve beyninizi daha iyi hale getirmek için nasıl yeniden yapılandıracağınız hakkında konuşacağız. Öyleyse başlayalım!

Nöroplastisite Kullanarak Yeni Davranış Modelleri Nasıl Oluşturulur?

1. Tetikleyicilerinizi belirleyin

Bazı şeyler ve olaylar, değiştirmek istediğiniz aynı istenmeyen davranışları tekrarlamanıza neden olabilir. Ne olduklarını bilin ve azaltın. Yapabiliyorsanız, onları ortadan kaldırın. Bir tetikleyiciyi kaldırdığınızda, beklenen dopamini engellemiş olursunuz. Ve artık aynı istenmeyen davranışı tekrar etme dürtünüz yok. Bununla birlikte, bağımlılıkla başa çıkma konusunda başka birçok bilim dalı ve prosedür olduğunu lütfen unutmayın. Ağır vakalarda, lütfen bir uzmana danışın.

2. Sağlıklı Bir Öğrenme Ortamı Teşvik Edin

Öğrenme ortamları, beyinde iyi değişiklikleri teşvik edebilecek odaklanma ve olumlu zorluklar için size yollar sağlayabilir.

3. Yeni bir dilin e-öğrenilmesi

Araştırmalara göre, başka bir dil öğrenmek kelime dağarcığını geliştirir, yaratıcılığı geliştirir ve problem çözme becerilerini güçlendirerek beynin gri maddesini artırır. Ayrıca, o dili konuşan insanlarla sosyal ilişkiler kurmanıza yardımcı olur.

4. Müzik Aleti Çalmayı Öğrenin

Müzik çalmak daha iyi bir ruh hali yaratır, hafızayı güçlendirir, konsantrasyonu geliştirir, çünkü yaşlı bireylerde bilişsel gerilemeyi de yavaşlatabilir. Ayrıca devam edebilir ve düzenli olarak olumlu şarkılar dinleyebilirsiniz. Yani, bir enstrüman çalmaya meyilli değilseniz. Müzik, beyninizi yeniden yapılandırmanıza yardımcı olabilir.

5. Seyahat

Seyahat, size evinizdeki ve kendi yaşamınızdaki şeyler hakkında yeni bir bakış açısı sağlar. Şu anda uzaklara seyahat etmek mümkün değilse, mahallenizde uzun yürüyüşler yapmak yardımcı olabilir. Yeni kültürler, normlar, yerler ve daha fazlasını görmek, nöroplastisitenin oluşmasına izin veren yeni şekillerde size ilham verebilir. Yeni yerler, zihni genişleten ve beyinde yeni nöral yollar yaratan deneyimler yaratabilir.

6. Yeterince Dinlenin

Tipik olarak, uyku fiziksel bedenin gelişiminde önemli bir rol oynar. Nöronal büyüme ile yeterli derin uyku arasındaki gerçek korelasyon üzerine çalışmalar yapılmıştır. Beyninize kendini sıfırlama şansı verecek kadar kaliteli uyuyun. Daha fazla veya daha azına ihtiyacınız olsa da, yedi ila sekiz saat uyku önerilir.

7. Egzersiz

Düzenli fiziksel aktivitenin beyindeki nöron kayıplarını önlediği bilinmektedir. Ayrıca, ruh halinizi iyileştirebilecek serotonin seviyelerini artırmaya yardımcı olur. Ayrıca sabahları egzersiz yaparken güneş ışığı almak, yürümek, beyninizin nöroplastisitesini artırmak için günlük fiziksel aktivitenin iyi bir kombinasyonudur.

8. Stresi azaltın

Meditasyon, yoga ve diğer insanlarla sağlıklı sosyal etkileşim yoluyla stresi azaltmanın yollarını bulun.

9. Amaç Bul

Bir amaç bulmak, bu makalede ele alınamayacak kadar geniş bir konu olabilir, ancak genel olarak amaçlı olmak, bir kişiyi düşünme biçimini geliştirmeye motive eder ve daha sonra, algılanan bir amaca ulaşmak için sinir yollarını değiştirmeye daha istekli olacaktır.

10. Küçük Kazançları Kutlayın

Küçük başarı başarılarını, arzu ettiğiniz sonuçları gerçekleştirmek için dopamin üretimini teşvik etmek amacıyla onları kutlayarak ödüllendirmeye çalışın. Küçük kazanımları kutlamak büyük olasılıkla, ister büyük ister küçük olsun, hedefinize ulaşmanıza yardımcı olan o iyi alışkanlığı tekrarlamanıza neden olacak yeni sinir kalıpları yaratacaktır.

11. Doğru İnsanlarla Birlikte Olun

Kazanmaya ve gelişmeye başladıkça, sizinle aynı seviyede veya daha yüksek olan insanları arayın ve onlarla sosyalleşin. Bu sosyal grup, beyninizde daha sonra iyi alışkanlıklara dönüşecek yeni sinir yolları oluşturmaya ve çalışmaya devam etmenizi teşvik edecektir.

Son düşünceler

Kişisel gelişim ve nöroplastisite bilimi, bu makalede tartışabileceğimizden çok daha fazlasını içerir. Yine de, hayatımızı temel düzeyde iyileştirmek için bağımsız olarak bir şeyler yapmaya başlayabileceğimizi bilmek güzel. Ancak ilerledikçe, bir profesyonele danışmak ve sevdiklerinizin desteğini almak şiddetle tavsiye edilir. Bu şekilde kendinizi başarıya hazırlayabilirsiniz.

Referans: Neuroplasticity: Rewiring The Brain in 2023 (declutterthemind.com)