Yollarda Ürün Pazarlamak: Beynimiz Nasıl Tepki Veriyor?

Sabah işe giderken göz ucuyla fark ettiğiniz o dijital reklam panosu… Otobüs durağındaki çikolata reklamı ya da bir minibüsün arkasındaki dikkat çekici slogan… Tüm bunlar sadece gözümüzün önünden geçen imgeler mi, yoksa bilinçdışımıza ince ince işlenen mesajlar mı?

Aslında hem öyle, hem değil. İşte bu kesişim noktası, nöropazarlamanın tam da devreye girdiği yer.

Beynimiz Yollarda Neyi Seçer?

İnsan beyni, yolda yürürken ya da araçla giderken sürekli olarak dış uyaranları filtreler. Çünkü dikkat, sınırlı bir kaynak. Bu noktada beynin iki temel işlevi ön plana çıkar:

Otomatik dikkat sistemi (bottom-upattention): Parlak, hareketli, ani değişim gösteren uyaranlara yönelir. Bu yüzden dijital ekranlar, neon renkler, göz kırpan reklamlar yolda kolayca fark edilir.

Amaca yönelik dikkat (top-downattention): Eğer karnınız açsa yemek reklamları, yeni bir telefon arıyorsanız teknoloji mağazaları beyninizde daha öncelikli hale gelir.

Bu yüzden yolda ürün pazarlamak, yalnızca “görünmek” değil, doğru anda görünmek meselesidir.

Nöropazarlama, ürün ve reklamların beyinde nasıl bir duygusal ve bilişsel iz bıraktığını ölçümlemeye çalışır. Araştırmalar, yolda karşılaşılan reklamların:

Yüksek arousal (uyarılma) yaratabilmesi için görsel olarak dikkat çekici olması gerektiğini,

Duygusal iz bırakması için sade, net ve anlık mesajlar taşıması gerektiğini gösteriyor.

Örneğin, EMONET yüz ifadeleri, göz hareketleri ve mikro mimikleri analiz ederek bir reklamın izleyicide hangi duygusal tepkileri oluşturduğunu ölçer. Sistem, yüzeysel dikkat ölçümünden daha fazlasını yapar:

Bir reklam panosuna 1.5 saniye bakan bir kişi gerçekten etkilenmiş mi, yoksa sadece göz gezdirmiş mi? EMONET bu farkı ayırt eder.

Örneğin, bir tüketici yaz sıcağında yolda yürürken karşılaştığı bir içecek reklamına baktığında:

  • Göz bebeği büyümesi (pupildilation)
  • Gülümsemeye yakın mimik aktivasyonu
  • Kaşların mikro hareketleri

gibi veriler, EMONET tarafından analiz edilir ve “rahatlama”, “haz beklentisi” ya da “merak” gibi duygulara karşılık gelen sınıflamalara dönüştürülür.

Bu sayede şirketler hangi görsellerin gerçekten duygusal etki yarattığını, hangilerinin sadece “arka planda” kaldığını bilimsel olarak test edebilir.

Pratik Nöropazarlama Önerileri (Yolda Pazarlama İçin)

Yüksek kontrastlı renkler: Özellikle sarı-kırmızı gibi dikkat çekici tonlar.

Hızlı ve sade mesaj: “Acıktın mı?”, “Şimdi dene!”, “Sadece 10 TL!”

Duygusal çağrışım: Mutlu bir yüz, serinlik, rahatlama gibi evrensel duygular.

EMONET ile test edilmiş içerikler: Gerçek duygusal yanıtları tetikleyen görsellerin tercih edilmesi.

Yerleşim stratejisi: Göz hizası ya da yolun dönüş noktası gibi dikkat yükselten alanlar.

Sonuç olarak; yoldan geçen birkaç saniyelik bir reklam, hafızada yer eden bir tüketici davranışına dönüşebilir. Çünkü beyin sadece gördüğü şeyi değil, ona ne hissettirdiğini hatırlar. EMONET gibi teknolojiler sayesinde markalar artık bu duygusal izi ölçebilir, analiz edebilir ve yeniden tasarlayabilir.

Kaynakça:

Derleyen ve Hazırlayan: Psikolog Merve Altındağ

Venkatraman, V., Clithero, J. A., Fitzsimons, G. J., &Huettel, S. A. (2015). New scannerdataforbrandmarketers: How neuroscience can helpbetterunderstanddifferences in brandpreferences. Journal of Consumer Psychology, 25(3), 372–386. https://doi.org/10.1016/j.jcps.2014.10.002

Plassmann, H., Ramsøy, T. Z., &Milosavljevic, M. (2012). Brandingthebrain: A criticalreviewandoutlook. Journal of Consumer Psychology, 22(1), 18–36. https://doi.org/10.1016/j.jcps.2011.11.010

Pieters, R., &Wedel, M. (2004). Attentioncaptureand transfer in advertising: Brand, pictorial, andtext-size effects. Journal of Marketing, 68(2), 36–50. https://doi.org/10.1509/jmkg.68.2.36.27794

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog

Bayramların Duygularımızla İlişkisi

Bayramlar, sadece tatil değil; hafızaya kazınan kokuların, dokuların ve duyguların yeniden canlandığı dönemlerdir. Markalar içinse bu dönem, sadece indirim yapma zamanı değil, tüketicinin zihninde bir duygu izi bırakma fırsatıdır.

Peki beynimiz bayram dönemlerinde neden daha çok alışveriş yapmaya meyilli? Cevap, limbik sistemde saklı.

Nörobilim bize gösteriyor ki; tat, koku ve müzik gibi duyusal uyarıcılar, beynimizin duygusal hafızadan sorumlu bölgesi olan amigdalayı doğrudan etkiler. Bir kolonya kokusu, çocukluk anılarını; bir bayram şarkısı, aileyle geçirilen mutlu anları tetikler. İşte bu nedenle markalar, bayram dönemlerinde nostaljiye ve aidiyet hissine yatırım yapar.

Kampanyalarınızda geçmişe dokunan görsel ve ses unsurlarına yer verin. Beyin, tanıdık hislerle bağ kurar ve güven duyar.

Bayram; paylaşmanın, armağan vermenin ve birlikte olmanın mevsimidir. Bu da demektir ki oksitosin salgısı yükselir. Araştırmalar, insanlar duygusal olarak “yakınlık” hissettiklerinde daha fazla harcama eğiliminde olduklarını gösteriyor.

Mesajlarınızda “birlikte olma”, “paylaşma” ve “sevdiklerine hediye alma” temalarını işleyin. Sosyal bağ ne kadar güçlü çağrışırsa, satın alma davranışı da o kadar artar.

Beyin, fırsatları kaçırmaktan hoşlanmaz. Bu, “FOMO (Fear of Missing Out)” olarak bilinir. Bayram kampanyalarında sıkça kullanılan “Son Gün!”, “Bayrama Özel!” gibi mesajlar, beynin karar verme sürecini hızlandıran nucleus accumbens ve prefrontal korteks bölgelerini aktive eder.

Kampanyalarınıza zaman baskısı veya stok sınırlaması ekleyerek FOMO etkisini stratejik biçimde kullanın.

Nöropazarlama, bize gösteriyor ki insanlar ürün değil, anlam satın alır. Bayram dönemlerinde marka mesajınızı sadece “indirim” değil, anlamlı bağ kurma fırsatı olarak yeniden çerçeveleyin. Çünkü tüketici beyninde iz bırakan şey, fiyattan çok hissettirilen duygudur.

Marka sadakati mantıkla değil, duyguyla oluşur. Bayramı bir pazarlama sezonu olarak değil, duyguların konuştuğu bir mecra olarak değerlendirin.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Bargh, J. A., & Morsella, E. (2008). The unconscious mind. Perspectives on Psychological Science, 3(1), 73–79. https://doi.org/10.1111/j.1745-6916.2008.00064.x

Damasio, A. (1994). Descartes’ Error: Emotion, Reason, and the Human Brain. New York: G.P. Putnam.

Dooley, R. (2012). Brainfluence: 100 Ways to Persuade and Convince Consumers with Neuromarketing. Wiley.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog

“Duygular Üzerinden Satış: Bir Matcha Senfonisi”

– Beynimiz Pazarlamanın Lezzetli Tuzaklarında!

Elinizdeki fincanda yer alan, dikkat çekici rengi ve köpük yoğunluğuyla sunulan matcha çayı, sosyal medyada sıklıkla benzer mesajlarla eşleştirilmektedir. Örneğin, ‘Zihninizi arındırın, gününüze yeniden başlayın’ gibi ifadeler, ürünle zihinsel ve duygusal temizlik arasında doğrudan bir bağ kurmayı amaçlamaktadır.

Ama soralım: Gerçekten siz mi istediniz bunu, yoksa beyninizdeki ödül sistemi mi yönetimi ele aldı?

İşte burada nöropazarlama devreye giriyor.

Matcha: Sadece Bir Çay Değil, Nöro-Sinyal Tetikleyici

Matcha çayı, “sağlıklı yaşam” imgeleriyle kodlanmış bir modern ritüel. Minimal estetikle sunulan bu içecek, tüketicide hem fizyolojik hem psikolojik bir “temizlenmişlik” hissi yaratıyor.

Araştırmalar gösteriyor ki, beynimiz bir ürünü yalnızca içeriğine göre değil, o ürünle bağlantılı duygulara göre değerlendiriyor. (Knutson et al., 2007)

EMONET: Duygusal Tepkiler Artık Görünür

İşte bu noktada devreye EMONET gibi yapay zeka destekli duygu analiz teknolojileri giriyor. Kamera ya da ses yoluyla, kullanıcıların kalp atış hızları, mikro ifadeleri, tonlamaları ve anlık tepkileri analiz ediliyor. Peki Sonuç? Reklamın hangi saniyesinde “hoşlanma” hissi başlıyor, hangi görüntü“rahatlık” uyandırıyor, veriye dönüşüyor.

Bu verilerle nöropazarlamacılar artık şunu biliyor:

“Matcha’nın köpüğü 1 cm kalın olmalı; çünkü tam o an, tüketici beyni huzurla dopamin salgılıyor.”

Yeni Nesil Pazarlama: Estetik + Veri + Duygu

Modern nöropazarlama, artık yalnızca reklam metinleriyle değil, algı katmanlarıyla çalışıyor. Ürün = içerik + his + bağlam + onay. Ve her biri bilimsel olarak test ediliyor

Siz matcha çayı içerken aslında “yeşil bir toz” değil, sakinlik vaadini satın alıyorsun. Ve bu vaadin ardında, nörobilimle desteklenen bir strateji var.

Çay bitiyor, ama zihnindeki bağlantılar çoktan kurulmuş oluyor.

Ve böylece… Beyin satın alma kararı veriyor. Sebep: Sakinlik hissi. Gerekçe: Antioksidan. Gerçek neden: Sosyal onay ve estetik minimalizm.

Sonuç olarak, bu duygusal veriler kullanılarak “sağlıklı yaşam = matcha + mindfulness + influencer estetiği” denklemine göre reklamlar sunuyor. Şık ambalajlar, pastel renkler, “zen”çağrıştıran fontlar…

Not: Bu manipülasyon değil, strateji. Bu çay değil, hikâye satışı. Ve bu çağda algılar değil, duygular satılıyor.

Derleyen: Psikolog Merve Altındağ

Knutson, B., Rick, S., Wimmer, G. E., Prelec, D., &Loewenstein, G. (2007).Neuralpredictors of purchases. Neuron, 53(1), 147–156. https://doi.org/10.1016/j.neuron.2006.11.010 → Beynin ödül sistemi ve satın alma kararları arasındaki ilişkiyi açıklayan temel bir çalışmadır.

Plassmann, H., Ramsøy, T. Z., &Milosavljevic, M. (2012).Brandingthebrain: A criticalreviewandoutlook. Journal of Consumer Psychology, 22(1), 18–36. https://doi.org/10.1016/j.jcps.2011.11.010 → Marka algısının beyin üzerindeki etkilerini ele alır, nöropazarlama bağlamında oldukça önemli bir kaynak.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog

Nöropazarlama ile Reklamları İlgi Çekici Hale Getirmek

Reklamlar her yerdeler. Sokakta, ekranda, sosyal medyada… Peki neden bazıları saniyeler içinde silinirken, bazıları aklımızdan çıkmaz? Cevap: Nöropazarlama.

Bu alan, beynimizin karar alma süreçlerini, duygularını ve dikkatini hedef alarak reklamların daha etkili hale gelmesini sağlıyor.

1. Duygulara Hitap Et: “Hissettir, Sat”

Nöropazarlamanın en güçlü yönü duygulardır.

Bir reklam bizi güldürdüğünde, ağlattığında ya da içimizi ısıttığında beyin dopamin ve oksitosin gibi kimyasallar salgılar. Bu duygusal bağ, markayı hafızamıza kazır.

Örnek: P&G’nin “Anneler Günü” reklamları sadece ürün tanıtmaz; “şefkat” ve “emek” duygusunu işler.

2. Görsel Beynin Gücünü Kullan: “İlk 3 Saniyeye Yatırım Yap”

İnsan beyni görsel bilgiyi 13 milisaniyede işler. Bu nedenle, reklamın ilk saniyeleri karar vericidir.

  • Yüz ifadeleri, özellikle gerçek duygular taşıyanlar
  • Çarpıcı renkler: Kırmızı dikkat çeker, mavi güven verir
  • Asimetri veya beklenmeyen görseller, dikkati çeker

Nöropazarlama testlerinde, simetrik yüzlerin ve göz teması kuran karakterlerin daha fazla etkileşim aldığı kanıtlanmıştır.

3. Sesleri Hafızaya Kazı: “Marka Jingle’ı Neden Akılda Kalır?”

Müzik, ses efektleri ve ritmik sloganlar, beynin işitsel korteksini uyarır ve öğrenmeyi kolaylaştırır.

Bir melodiyi duyar duymaz o markayı hatırlıyorsan, işte bu nöropazarlamanın başarısıdır.

Örnek: “İddaaaa var, iddiaaadaaa yok yok!” spotunu tanımayan kaldı mı?

4.Beynin Duygu Haritası: EmoVoice AI ve EMONET Ne Söyler?

Geleneksel nöropazarlama yöntemleri EEG ve göz takibiyle dikkat ve uyarılma seviyelerini ölçerken, yeni nesil teknolojiler artık duyguların kendisine odaklanıyor. İşte burada EmoVoice AI ve EMONET devreye giriyor.

EmoVoice AI, izleyicinin ses tonundaki mikro değişimleri analiz ederek o anda hissedilen duyguyu saniyeler içinde tespit edebiliyor: Heyecan mı hissedildi? Yoksa sahne kaygı mı uyandırdı? Hangi replik öfke, hangisi neşe tetikledi?

EMONET ise video ve görseller üzerinden duygusal yanıtları analiz eden bir yapay zeka sistemidir. Örneğin:

·        Reklamın ikinci sahnesinde izleyici şaşkınlık yaşadıysa bu sahne vurgulanır,

·        Üçüncü sahnede duygusal etki düştüyse bu bölüm kesilebilir.

Tüm bu verilerle markalar artık sadece “dikkat çekici” değil, aynı zamanda duygusal olarak yankı uyandıran reklamlar tasarlayabiliyor.

Bilim, duyguyu okur. Duygu ise satışın anahtarıdır.

5. Bilinçdışı Mesajlar: “Marka Gibi Hissettir”

Reklam sadece bilgi vermemeli, bir deneyim yaşatmalı.

Bir ürünü gösterip “bu güzeldir” demek yerine, izleyicinin beyninde bir yaşam tarzı, bir duygu ve bir kimlik canlandırılmalı.

Örnek: Apple reklamlarında ürün kadar “kimlik” satılır — sade, yenilikçi, zeki.

Kapanış: Tüketici Değil, İnsan

Nöropazarlama bize bir şey satmaktan çok daha fazlasını sunar: insanı anlamak. Bir reklam beyni etkiliyorsa, kalbe de dokunur. Ve unutma, kalbe dokunan reklam asla unutulmaz.

Referans:

·Plassmann, H., Ramsøy, T. Z., &Milosavljevic, M. (2012). Brandingthebrain: A criticalreviewandoutlook.Journal of Consumer Psychology, 22(1), 18–36. https://doi.org/10.1016/j.jcps.2011.11.010 → Nöropazarlamanın marka algısına etkisi ve nörobilimsel yöntemlerin reklamcılıkta kullanımı üzerine kapsamlı bir makale.

·Yoon, C., Gutchess, A. H., Feinberg, F., &Polk, T. A. (2006). A functionalmagneticresonanceimagingstudy of neuraldissociationsbetweenbrandandpersonjudgments.Journal of Consumer Research, 33(1), 31–40. https://doi.org/10.1086/504124 → Beynin marka ve insan algısını nasıl farklı işlediğini inceleyen fMRI temelli araştırma.

Derleyen :Psikolog Merve Altındağng purchase decisions reduces residual sadness. Journal of Consumer Psychology, 24(3), 373–380. https://doi.org/10.1016/j.jcps.2013.10.003 Alışverişin olumsuz duyguları azaltmadaki rolünü ve kısa vadeli psikolojik faydalarını araştırır.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog

KULLANICI DENEYİMİ ve NÖROPAZARLAMA

Tarih boyunca, insanı odak noktasına alarak ilerleyen yaklaşımlar, verimliliği artırmak ve daha iyi bir ürün, hizmet veya arayüz sunmak amacıyla benimsenmiştir. 1993 yılında Donald Norman tarafından geliştirilen bu kavram, son kullanıcının bir şirketin, hizmetlerin ve ürünlerin her yönüyle etkileşimini içerir. Mobil uygulama indirme kararından başlayarak, uygulama ile karşılaşma, etkileşime geçme, uygulama bileşenlerini kullanma ve uygulama indirme amacının gerçekleşmesi gibi aşamalar, bir kullanıcı deneyimi sürecine örnektir. Kullanıcı deneyimi pratiği, insanların yaşadığı bu deneyimi geliştirmeye odaklanır. Yüksek kaliteli kullanıcı deneyimi sağlayabilmek için hizmetin, mühendislik, pazarlama, grafik, endüstriyel tasarım ve etkileşim tasarımı unsurlarını bir araya getirmesi gerekir. Kullanıcı deneyimi, bireyin bir markanın ürünü veya hizmeti ile etkileşimlerini kapsar.

Kullanılabilirlik bir ürünün veya hizmetin kullanımının kolaylığı, erişilebilirliği ve anlaşılırlığı üzerine odaklanır. Kullanıcıların hedeflerine ulaşmak için ne kadar etkili bir şekilde bir arayüzü kullanabildiğini değerlendirir. Kullanıcıların bir sistemle nasıl etkileşime geçeceğini planlar. Bu, kullanıcı arayüzü tasarımı, gezinme düzenleri, buton yerleşimleri ve diğer etkileşim elemanlarını içerir. Kullanıcıların ürünle olan etkileşimlerini inceleyerek ve analiz ederek kullanıcı davranışlarını ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışırlar. Bu, kullanıcı testleri, göz izleme çalışmaları ve geri bildirim toplama gibi yöntemleri içerir. Kullanıcıların bilgiye erişimini kolaylaştırmak için bilgilerin düzenlenmesi ve sunulmasıyla ilgilenir. Kategorizasyon, etiketleme ve menü düzeni gibi unsurları içerir. Kullanıcı deneyimi tasarımcıları, potansiyel kullanıcıları anlamak ve onların ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirmek için kullanıcı araştırmaları yaparlar. Bu, demografik analizler, kullanıcı profilleri ve pazar segmentasyonunu içerebilir. Kullanıcı deneyimini görsel olarak çekici hale getirmek için renkler, tipografi, grafikler ve diğer tasarım unsurlarını içerir. Görsel tasarım, marka kimliği ve kullanıcı arayüzü estetiğiyle ilgilenir.

Nörobilim araştırmalarını kullanıcı deneyimi tasarımına entegre ederek, ürün ve hizmetin kullanıcılar üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak mümkündür. Nöropazarlama ve kullanıcı deneyimi tasarımı arasında ortak noktalardan biri de neurodesign prensipleridir. Bu prensipler, görsel iletişimi, kullanıcı arayüzü tasarımını ve marka mesajlarını daha etkili hale getirmek için kullanılabilir. Nöropazarlama, duygusal tepkileri değerlendirmek ve anlamak için kullanılan metotlarla ilgilenir. Kullanıcı deneyimi tasarımında duygusal zekayı anlamak, tasarımın duygusal bağ kurma yeteneğini geliştirebilir. Kullanıcı geri dönüşleri, nöropazarlama verileriyle entegre edildiğinde, tasarımın üzerindeki etkilerimi daha iyi anlamak adına kullanıcıların duygusal tepkilerini değerlendirebilir. Nöropazarlama ve kullanıcı deneyimi işbirliği sayesinde, hizmetler ve ürünlerin yarattığı duygusal etkiler derinlemesine ve profesyonelce anlaşılabilir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Pak, H., & Aydın, M. A. H. M. U. T. (2021). Kullanıcı Deneyimi.

Ustaahmetoğlu, E. (2015). Nöropazarlama üzerine bir değerlendirme. Business & Management Studies: An International Journal3(2), 154-168.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #kullanıcıdeneyimi, #blog

Kişiselleştirilmiş Algı

Her bireyin algılaması, aynı olaya veya duruma farklı tepkiler verebilir. Örneğin, aynı resmi gören iki kişi bile, kişisel geçmişleri, duygusal durumları ve önceki deneyimleri nedeniyle farklı bir algıya sahip olabilir. Bu nedenle, algı kişiseldir ve bireyler arasında değişkenlik gösterir. Algı ise duyularımız aracılığıyla alının bilgileri yakalayan, işleyen ve aktif olarak anlam kandıran bir bilişsel kabiliyettir. Duyusal organlarımız, çevremizden gelen uyarıları algılamamıza yardımcı olarak, çevremizi anlamamızı sağlayan önemli bir rol oynar. Bu bilişsel süreç, gündelik yaşantımız için son derece önemlidir. Algı, bilişsel antrenmanla geliştirilebilen ve çalıştırılabilen bir yetenektir. Bu süreç, bilgiyi hem “aşağıdan yukarı” hem de “yukarıdan aşağı” işlemeyi gerektirir. Yani, sadece dış dünyadan gelen bilgilerle pasif bir şekilde yönlendirilmez; aynı zamanda aktif olarak belirli bir uyarıcıyı bekler, tahmin eder ve kontrol eder. Algı, bu şekilde hem dış dünyadan gelen bilgilerle etkileşimde bulunur hem de bireyin önceki bilgi ve deneyimleriyle etkileşerek anlam kazanır.

Algı, sadece klasik beş duyuya indirgenmeyen karmaşık bir süreçtir. Bunlar arasında uzaysal algı, çevresel ilişkilerin farkında olma yeteneğini içerir ve dermal ile kinestetik algıya bağlıdır. Şekil algısı, bir varlığın sınırları ve açıları hakkında bilgi edinme yeteneğini ifade eder ve görsel ile dermal algıya bağlantılıdır. Örneğin;

Zaman algısı, uyarıcılardaki değişimleri anlama ve zaman içinde düzenleme yeteneğini ifade eder. Kinestetik algı, çevre ve vücudun hareket ve hızıyla ilgili bilgileri yorumlama yeteneğini içerir ve görsel, uzaysal, zaman, dermal, içten alıcı, içsalgı, vestibüler algıyla ilişkilidir. Kemosensör algı, kimyasal maddelerin tükürükteki etkileşimini yorumlama kapasitesini temsil eder ve tat alma algısıyla bağlantılıdır. Algı, beyne iletilen bilgileri seçip, düzenleyip, yorumlamamız gereken aktif bir süreçtir. Bu süreç, bir dizi önemli adımdan oluşur. İlk olarak, seçim aşamasında gündelik hayatta karşılaştığımız bilgi miktarı, kognitif kapasitemizi aşar. Dolayısıyla algının filtrelemesi ve seçmesi gerekir. Bu seçim, bize özgü önceliklere dayalı olarak gerçekleşir. Sonrasında, seçtiğimiz bilgileri anlam verebilmek için uyaranları gruplar halinde düzenlememiz gerekir. Algıda sinerji söz konusudur, çünkü algılananlar genel bir bütün olarak kabul edilir. Son olarak, yorumlama aşamasında, seçilen ve düzenlenen tüm uyaranlara anlam kazandırarak algı sürecini tamamlarız. Yorumlama süreci, geçmiş tecrübelerimiz ve beklentilerimiz tarafından şekillenir. Bu aşamada, algılanan bilgileri kendi özgün bakış açımız ve değerlendirmelerimizle birleştiririz.,

Algı ve nöropazarlama arasında güçlü bir ilişki vardır. Nöropazarlama, dikkatin nasıl çekilebileceğini anlamak için beyin aktivitesini inceleyebilir. Kişinin kişiye özgü algısın göz önünde bulundurarak yeni yöntemler, stratejiler geliştirebilir. Kişinin algı farklılığı pozitif bir veri haline getirilebilir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

 Evelyn Shatil, Jaroslava Mikulecká, Francesco Bellotti, Vladimír Burěs – Novel Television-Based Cognitive Training Improves Working Memory and Executive Function – PLoS ONE July 03, 2014. 10.1371/journal.pone.010147

Improves Sleep Quality and Cognitive Function among Older Adults with Insomnia. PLoS ONE 8(4): e61390. doi:10.1371/journal.pone.0061390 Thompson HJ, Demiris G, Rue T, Shatil E, Wilamowska K, Zaslavsky O, Reeder B. – Telemedicine Journal and E-health Date and Volume: 2011 Dec;17(10,):794-800. Epub 2011 Oct 19.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #kişiselleştirilmiş, #algı, #blog

Duygu Durum Analizini Müşteri Deneyiminde Neden Kullanmalısınız?

müşteri deneyimi ve duygu durum analizi

Son yıllarda sıklıkla kullanılan ‘Müşteri Deneyimi’ kavramı 3 anahtara sahiptir.

  • Mevcut müşteri ilişkileri ve etkileşimini arttırarak, mevcut müşteri sayısını çoğaltmak,
  • Mevcut müşteri ilişki ve etkileşimlerini güçlendirerek yeni müşteriler elde etmek,
  • Değerli ve akılda kalıcı etkileşimler yoluyla müşteri yolculuğunu yöneterek, müşteri sadakatini güçlendirmek.

Hangi marka bu 3 anahtarı doğru kullanarak, kapıları açarsa ‘güçlü, dost ve duygudaş’ bir marka algısına sahip olur. Günümüzde yapılan çalışmalar –  tüketicilerin kendilerini anlayan, olduğu gibi kabullenen ve değiştirmeye çalışmadan saygı gösteren markalara – kendilerini duygu bazında daha yakın hissettiklerini gösteriyor.

FAYDALAR

Müşteri Deneyimi yönetimi ve ölçümlenmesi incelendiğinde, kişilerin bireysel yanıtlarını ölçümleyen nörolojik ve fizyolojik çalışmaların, analiz ve yorumlara büyük değer katacağı aşikardır. Gerçek katılımcılarla yapılan Duygu Durum (EMONET) çalışmasının, Müşteri Deneyimi ölçümlemelerinde güvenilirlik oranı %95 ve üstüdür. Müşteri Deneyimi en uygun olarak duygularla tanımlanır. Tüketicinin ilişkiye girdiği, etkileşimde olduğu bir Marka ile yaşadığı deneyimi anlamak ve Marka yolculuğunu olumlu ya da olumsuz duygularla mı tamamladığını belirlemek için en doğru çözüm Nörolojik & Fizyolojik araştırmalardır

Burada üstünde durulması gereken önemli konulardan biri bu araştırmaların gerçek katılımcılarla yapılması şartıdır. Tüketicinin etten, kemikten ibaret, hormonlarla ve iç salgılarla yönetilen, duygu durumu devamlı büyük değişiklikler gösteren bir canlı olduğunu unutmamak lazım. Nörobilim çalışmalarında, kültürel farklılıklardan ziyade kişilerin bireysel olarak fiziksel açıdan birbirlerinden önemli ve etkili farklılıklar göstermesi büyük önem taşır. Bu farklılıkları davranışlara yönlendirecek duyguların ölçümlenmesinde, ‘indivualized’ yanıtların alınması şarttır. Her katılımcının uyaranlar karşısında sergilediği merkezi ve otonom sinir sistemi bulguları, kalp atışı, kaslarının yanıtı, alnındaki kanlanma birbirinden kesinlikle farklıdır. Aksi takdirde doktorlar hastalıklarda her hastaya aynı ilacı yazar, aynı tedaviyi uygularlardı.

NEDEN ÖNEMLİ?

Duygu Durum analizi (EMONET) ile gerçekleştirilen her Müşteri Deneyimi çalışması kendine özgüdür. Ortak bir öğreti ya da deneyime dönüştürülemez. Her bir insan nasıl birbirinden farklı ve tek ise, her nöro çalışması da birbirinden farklı ve tektir. Sadece etnik kökenler, cinsiyetler, kültürler ve sosyo-ekonomik gruplar arasındaki farklılıklar değil, insanların fizyolojik ve nörolojik gerçekleri, duyguları ve deneyimleri de farklıdır ve her biri bir araştırma konusudur.        

Günümüzde her alanda büyük önem taşıyan kişiselleştirme Müşteri Deneyiminin kalbindeki ana damar, ‘Aort damarıdır’.  

EMONET ile Marka Özüne Yolculuk

Fiziksel ve nörolojik araştırmaların en çarpıcı özelliği, tüketicilerin pazarlama argümanlarına, markalara ve ürünlere verdikleri duygusal tepkiyi, bilimsellik sınırları içerisinde ölçebilmesidir. Bu tarz araştırmalar, sonuçları bilimsellik içerisinde %95 güvenilirlik sınırları içerisinde verdikleri için tüketicilerin bilinçdışı algıları, zevkleri, tercihleri, tepkileri ve satın alma eğilimlerinin ölçümlenmesinde güvenle kullanılmaktadırlar.

Özellikle Pandemi döneminden itibaren her alanda olduğu gibi araştırma alanında da online yöntemler bariz bir şekilde öne çıkmış ve üstünlüğü ele geçirmişlerdir. Online Duygu Durum yöntemi olan EMONET uzaktan sensörsüz ölçme yeteneğine sahip olup, laptop ve mobil telefonlar üzerinden uygulanabilme başarısına sahip olduğu için mükemmel bir teknolojidir. Katılımcıları doğal ortamlarından uzaklaştırmadığı için pratiktir ve kısa sürede gerçekleşme yetisine sahiptir.

Merkezi ve otonom sinir sisteminden gelen yanıtlar yüz kaslarının hareketleriyle ölçümlenirken, diğer taraftan da alın bölgesindeki kanlanma miktarı ile göz bebeklerinin büyüklüğü de EMONET analizinde kullanılan fizyolojik ölçüm parametreleridir. Böylelikle, katılımcının hangi uyarana karşı nasıl bir tepki verdiğini anlamak, bilge kişilerin dediği gibi “kişiyi yüzünden anlarız” sözünü doğrulamaktadır. 

EMONET yönteminde nörolojik ve fiziksel ölçümlemelerle birlikte eş zamanlı olarak gerçekleştirilen kalitatif yapıdaki görüşmelerden elde edilen içgörülerden de faydalanılarak güvenilir ve uygun aksiyonların alınması, Markaları hatalı pazarlama ve iletişim stratejileri oluşturmaktan kurtarmaktadır.

EMONET ÇALIŞMASI: NeuroMark tarafından bir Erkek Giyim Markası için gerçekleştirilen ‘EMONET ile MARKA ALGISI’ Araştırmasının Markaya kazandırdıklarını aşağıda kısaca özetliyoruz;

Marka değerleri, çağrışımları ile kavramlarını ortaya koyarak yeni bir Konsept oluşturmak için markaya yönelik duyguları ölçmek ve keşfedilen yeni marka kavramları ile görsellerinden markaya uygun olanlarını seçmek için Grup Tartışmalarıyla birlikte bir EMONET Duygu Durum çalışması gerçekleştirildi.

Çalışma sonucunda aşağıdaki bulgular elde edildi:

Erkek Giyim Markası için elde edilen içgörüler:  

  • Takım elbise değil, erkek giyim markası ol…
  • Takım elbise dışında ürünler olduğundan erkekleri haberdar et…
  • Kadın ve sosyal medya erkek giyimi üzerinde etkili…
  • Okazyona göre giyinmek toplumsal bir kural…
  • Hafta sonu demek özgürlük demek, ‘mood’una göre giyin…
  • Rahatlığın erkek giyimiyle özdeşleştiğini unutma…
  • Müşterilerle sektörün giyim tarzı tanımları birbirinden tamamen farklı…

Fiziksel ve nörolojik ölçümleme sonuçları:  

  • Marka ile en çok bağdaşan kavramlar sırasıyla‘modern, casual, klasik, yenilikçi, genç’ kavramlarıdır.
    • MODERN kavramı daima olsun çünkü mutluluk veriyor.
    • CASUAL kavramı herhangi bir duyguda yoğunlaşamıyor.
    • KLASİK kavramı sıkılmışlık yaratıyor.
    • YENİLİKÇİ kavramı çok önemli çünkü heyecan yaratıyor.
    • GENÇ kavramına özellikle yetişkin erkekler ulaşmak istiyor.

Önerilen ve gerçekleştirilen aksiyonlar:

  • Yeni marka konseptinde, olumlu duygular uyandırdığı için önerdiğimiz kavram ve görsellerin kullanılması.
  • Müşteri sıklığını arttırmak için yenilikçilik duygusu veren kampanyalar tasarlayıp, modernliğin vurgulanması.
  • Gençlerle ve gençlikle ilgilenilmesi.
  • Sinerjinin arttırılması. 
  • Marka bilinirliğini alışverişe dönüştürecek stratejilere odaklanılması.
  • Sosyal medya fırsatlarının değerlendirilmesi.
  • Marka ile en uyumlu bulunan marka yüzünün kullanılması.

Referanslar:

  • NeuroMark ‘EMONET ile MARKA ALGISI ’ çalışması
  • Tanıdığım mucizevi moderatör ve kalitatif proje yöneticilerinin başında gelen sevgili Alev Bayrak’a birlikte gerçekleştirdiğimiz araştırmadan bazı bölümleri bu yazıda yayınlama izni vermiş olduğu için teşekkürlerimi iletiyorum.

EMONET İLE TAT TESTİ

TAT kendine özgü bir duyudur

Tat, yiyecek ve içeceklerin hoşluğunu ve kabul edilebilirliğini belirleyen en önemli duyumuzdur. Yediğimiz ve içtiklerimizin tat bileşenleri, farklı niteliklere sahip beş temel tadın farklı kombinasyonlarından oluşur.

Tadı ancak kategorize ederek tanımlayabiliriz: “Acı, Ekşi, Tatlı, Tuzlu, Umami”

Bu kategoriler “tadın nitelikleri” olarak adlandırılır.

En önemli soru; beyinde ve duygu bazında bu tat niteliklerinin nasıl temsil edildiğidir?

Bireylerin gıda tüketimlerini ve buna bağlı olarak tat algılarını fizyolojik, sosyo-kültürel ve psikolojik faktörler belirlemektedir. Markalar, bu kriterleri göz önünde bulundurarak kişilerin gıda tercihini etkileyen unsurları bilmek isterler. Bu bilgileri elde etmede, kişilerin davranışlarını yönlendiren duyguları öğrenmek ön plana çıkar. Daha önceki yıllarda gerçekleştirilen Yüz Duygu Eşleme çalışmalarında, yemek yerken bireylerin saniye bazında alınan yüz görüntüleri kas hareketleri açısından kullanılabilir değildi ve yemek öncesi, esnası ve sonrasında yapılan yüz çekimleri %95 güvenilirlik sınırlarının çok altında kalıyordu.   

EMONET ile TAT TESTİ YENİ BİR DÖNEM BAŞLATIYOR!

NeuroMark firmasının, Duygu Durum Analizi olarak çığır açan teknolojisi online EMONET yönteminde sunulan uyaran ya da uyaranlar karşısında, kişinin yüz ve duygu eşlemesi gerçekleştirilir. Bu teknik kullanılarak tüketicilerin bilinçdışı algıları, zevkleri, tercihleri, tepkileri ve satın alma eğilimleri bilimsel olarak ölçümlenir. EMONET yönteminde, merkezi ve otonom sinir sistemlerinden gelen nörolojik ve fizyolojik yanıtlar kanlanma, göz bebekleri ve yüz kaslarının hareketleriyle dışarıya yansır ve analiz edilir.

EMONET ile gerçekleştirilen TAT TESTİ çalışmasında,hedef kitlenin 5 duygu bazında ‘Ürünün/Markanın’ tadıyla ilgili gerçek duyguları belirlenir. Ürünün/Markanın heyecan uyandıran, beğenilen ve olumlu/olumsuz duygular yaratan bir tada sahip olup olmadığı öğrenilir. Saptanan duygular, çalışmada uygulanan kişiselleştirme çalışması sonucunda %95 oranında güvenilir hale gelir.

Bu testin uygulanabilirliği için çok dikkatli ve özenli bir Deney Dizaynı tasarımının hazırlanması gereklidir. EMONET fizyolojik ve nörolojik bir ölçümleme olduğu için katılımcıların yeme alışkanlıkları ile kişisel özellikleri de ön planda tutulmalıdır.

EMONET ile TAT TESTİ yöntemi Gıda sektöründe yer alan Markalara, nöropazarlama dünyasının kapılarını ardına kadar açıyor. Zira bu yöntem Tat Yolculuğunda, tüketici tercih ve davranışlarının karanlıkta kalan kısımlarına ışık tutarak, tüketici dünyasına duyguları deşifre eden bilimsel bir perspektiften bakma olanağı sunuyor.

Simin Demiriş