Kişiselleştirilmiş Nöropazarlama (II)

Bu hafta sizlere kişiselleştirilmiş nöropazarlamanın önemini ve ölçümleme sonucu elde edilen bulguların güvenilirlik oranını nasıl yükselttiğini anlatacağız.

Yıllar boyunca nitel ve nicel bazda yapılan geleneksel araştırmalar, psikoloji destekli çalışmalar, antropolojik gözlemler ve özellikle son yıllarda gerçekleştirilen nöropazarlama çalışmaları ‘markaların müşterileriyle kurdukları iletişimin duygusal boyutta olduğunu, duygusal boyutun ise zaman içerisinde davranışsal boyutu ve sadakati’ oluşturduğunu gösteriyor.

Nöropazarlama; tüketicileri duyguları, beyin dalgaları, kalp atışları, göz bebekleri ile tanıma yolunu seçen bir araştırma alanıdır. Nöropazarlama çalışmalarının temelini oluşturan fiziksel ve nörolojik araştırmaların en çarpıcı özelliği ise tüketicilerde markanın imajına, ürün ve hizmetlerine karşı oluşan duygusal tepkinin kişiselleştirilerek, bilimsellik sınırları içerisinde yüksek güvenilirlik oranlarıyla saptanmasıdır.

  • Nöropazarlama alanında yaygın olarak kullanılan teknolojilerden Olaya İlişkin Potansiyeller (OİP) ile yürütülen Elektroensefalografi (EEG) merkezi sinir sisteminin yanıtıdır. Beyinde ne kadar elektriksel aktivite olduğunu ölçümleyen bir teknolojidir. EEG ile sunulan uyaranlara karşı beyin dalgalarının pozitif, negatif ve nötr duygu alanlarındaki konumları ölçümlenir. Yani kişinin kendisine gösterilen herhangi bir uyarana karşı hangi duygu alanında olduğu ölçümlenir. Ancak, bu teknolojide duygu adları verilemez.
  • NeuroMark şirketinin EMONET teknolojisinde ise gösterilen ve dinlettirilen uyaranlara karşı oluşan tüketici duyguları bilimsel olarak %95 güvenilirlik sınırları içerisinde, kişiselleştirilerek ölçümlenir. Fizyolojik ve nörolojik ölçümlemelerde, katılımcıları aynı pota içerisine atmamak gerekir. Zira insan biyolojik bir varlık olduğu ve her kişinin vücut değerleri farklılık gösterdiği için kişiselleştirilmiş ölçümleme daha doğru bulgular/sonuçlar verir. Doğru bulgu/sonuçlar ise markaların daha doğru stratejiler üretmesini, tüketicilerini daha doğru segmentlere ayırmasını ve böylelikle daha fazla yeni ve sadık müşterilere sahip olmalarını sağlar.

Kişiselleştirilmiş nöropazarlama çalışmaları, markalara müşterileriyle kişiselleştirilmiş iletişim kurma imkanı sağlıyor. Sundukları ürün ya da hizmete karşı müşterilerinde oluşan tepkileri ve duyguları bilen markaların bu konuda büyük avantaj sağlayacakları açıktır. İnsanın farklılığını kaybettiği, kim olduğunu bile unuttuğu yaşam içerisinde ise kişiselleştirilmiş iletişime büyük ihtiyaç duyduğu kesindir.

Özellikle son yıllarda, kişiselleştirilmiş nöropazarlama ölçümleme yöntemleri ile sunulan uyaranlara karşı oluşan müşteri duyguları ölçümlendiği için her müşterinin kendini özel hissetmesi ve uygun hizmet veya ürünleri satın alarak müşteri memnuniyetinin oluşması mümkün olmaktadır.

Simin Demiriş

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #kişiselleştirme, #blog

Kişiselleştirilmiş Nöropazarlama

Kişiselleştirme, bireylerin özel ihtiyaç ve tercihlerine göre hizmet ve ürünlerin sunulması anlamına gelir. Pazarlamanın önemli bir bileşeni olan kişiselleştirme, her müşteriye özel teklifler sunulmasına olanak tanır. Bu sayede müşteri memnuniyeti artırılabilir, dönüşüm oranları yükseltilebilir ve daha etkili pazarlama kampanyaları yürütülebilir. Her müşteri farklı ilgi alanlarına ve zevklere sahiptir. Kişiselleştirme, müşterilerin isteklerini geniş çaplı analiz ederek doğru hizmet veya ürüne yönlendirme yapmayı sağlar. Kişiselleştirme hem tüketici hem de şirketler için birçok avantaj sağlar ve detaylı bir analiz çalışması ile pazarlama stratejisi oluşturulması gerekir.

Kişiselleştirmede başarılı olmanın yollarından biri, süreci üç ana unsurda incelemektir.

Bağlam: Müşterilerimiz ve onların mevcut durumları hakkında ne tür bilgilere sahibiz? Bu veriler, doğru içerikle nasıl eşleştirilebilir?

İçerik: Belirli bir kişiye yönelik ne tür teklifler, promosyonlar, ürünler veya içerik kombinasyonları sunabiliriz?

Sonuçlar: Müşteri ne istiyor? Marka olarak ne tür bir başarıyı hedefliyoruz? Her iki tarafın da başarıya ulaşmasını sağlamak için bu hedefleri nasıl uyumlu hale getirebiliriz? Bu içgörüleri elde etmek için doğru içerik ve bağlam kombinasyonundan faydalanabilir miyiz? Hedeflerimize ulaştığımızdan emin olmak için sonuçları nasıl ölçebiliriz? Gibi sorular sorularak kişiselleştirme başarılı olunabilir.

Nöropazarlama ve kişiselleştirme arasındaki ilişkide ise bildiğimiz üzere nöropazarlama, reklamların ve ürün sunumlarının duygusal etkilerini analiz ederek, hangi unsurların tüketicilerde daha güçlü duygusal tepkiler yarattığını belirler. Bununla birlikte kişiselleştirme ise tüketicilere duygusal olarak hitap eden içerikler ve teklifler sunarak, daha güçlü bir bağ kurma ve müşteri sadakati oluşturma amacı güder.

Yine nöropazarlama hangi görsellerin, renklerin, mesajların ve seslerin tüketiciler üzerinde daha etkili olduğunu belirler. Kişiselleştirme de ise bu bilgiler kullanılarak, her bir tüketici segmentine en uygun içerik ve mesajlar sunulur. Örneğin, belirli bir görsel kombinasyon veya tasarım, belirli bir tüketici grubu için daha çekici olabilir.

Sonuç olarak bu iki alanın entegrasyonu, tüketici beklentilerini ve ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak, daha tatmin edici ve etkili pazarlama stratejileri geliştirilmesine olanak sağlar.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Şen, Ş., Önal, A., & Alaybeyoğlu, A. ASP .NET 2.0’da Kişiselleştirme Kavramı ve Bir kişiselleştirme Uygulaması.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #kişiselleştirme, #blog

E-Ticaret ve Nöropazarlama

Günümüzde dijital teknolojiler olmadan ticaret yapmak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Dijital dünyanın yaygınlaşması ve internetin en büyük avantajlarından biri olan, geniş kitleler tarafından kabul gören “e-ticaret” kavramı, ticaretin ve günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Ticari sektörlerdeki dijitalleşme süreci, beklenenden çok daha hızlı bir ilerleme kaydetmiştir. Ürün ve hizmet üretiminden ödeme yöntemlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan dijital dünya, yaşamımızın her alanında bize eşlik etmektedir.

E-ticaretin birden fazla birleşeni vardır. E-ticaret işlemlerinin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi için çeşitli ödeme sistemleri kullanılır. Bu sistemler kredi kartları, dijital cüzdanlar (PayPal, Apple Pay), banka transferleri ve diğer dijital ödeme yöntemlerini içerir. Fiziksel bir mağazanın sanal versiyonlarıdır. Tüketiciler, bu mağazalar üzerinden ürünleri inceleyebilir, sipariş verebilir ve ödemelerini gerçekleştirebilir. E-ticaretin başarısı için etkili dijital pazarlama stratejileri gereklidir. SEO (Arama Motoru Optimizasyonu), SEM (Arama Motoru Pazarlaması), sosyal medya pazarlaması, e-posta pazarlaması ve içerik pazarlaması gibi teknikler kullanılır.

Özellikle dijital pazarlama noktasında nöropazarlama e-ticarete kolaylıklar sağlayabilir. Nöropazarlama; müşterilerin kararları, tercihleri, motivasyonları hakkında fikir sahibi olabilmek için sinirsel ve fizyolojik sinyallerin ölçülmesi şeklinde tanımlanır.

Nöropazarlama, kullanıcıların bir web sitesinde nasıl gezindiğini ve hangi unsurların dikkatlerini çektiğini analiz ederek, web tasarımının kullanıcı dostu ve etkili olmasını sağlar. Bu, dönüşüm oranlarını artırabilir. Yine nöropazarlama teknikleri, tüketicilerin ürün sayfalarına, reklamlara ve genel olarak alışveriş deneyimine nasıl tepki verdiklerini anlamaya yardımcı olabilir.

Tüketicilerin bireysel tercihlerine ve duygusal tepkilerine dayalı olarak kişiselleştirilmiş pazarlama stratejileri geliştirmek, müşteri bağlılığını artırabilir ve satışları artırabilir. Ürünlerin nasıl sunulduğu, fiyatlandırıldığı ve paketlendiği, tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyebilir. Nöropazarlama, bu süreçlerin optimize edilmesine yardımcı olabilir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Marangoz, M. (2011). Girişimciler için sınırsız ticaret: E-ticaret.

KANTARCI, Ö., Özalp, M., Sezginsoy, C., ÖZAŞKINLI, O., & Cavlak, C. (2017). Dijitalleşen dünyada ekonominin itici gücü: E-ticaret. Tüsiad Yayını.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #eticaret, #blog

Cinsiyetimiz Satın Alma Kararlarımızı Nasıl Etkiliyor?

Modern pazarlama anlayışında, tüketicinin satın alma davranışını etkileyen faktörler dört ana kategori altında ele alınmaktadır: kültürel, kişisel, sosyal ve psikolojik. Bu faktörler, tüketici davranışlarını anlamada ve pazarlama stratejilerini şekillendirmede merkezi bir rol oynamaktadır. Tüketici davranışlarını bireysel ve bireysel olmayan bazı faktörler etkiler. Bireysel faktörler arasında ihtiyaçlar, güdüler, algılar, tutumlar, deneyimler, benlik kavramı, değer yargıları sayılabilir. Pazarlama yöneticileri, tüketicilerin ürün ve hizmetlere verdikleri duygusal tepkileri ve hangi motivasyonlarla satın alma kararları verdiklerini anlamak ve değerlendirmek amacıyla psikolojik yöntemler kullanırlar. Cinsiyet faktörü hem psikolojik hem biyolojik hem de sosyolojik bir temele sahiptir.  Bu blog yazımızda kadın ve erkek beynini karşılaştıracağız.

 Öncelikle kadın tüketiciler, yüksek derecede marka sadakatine ve ilişki odaklı olmaya eğilimlidirler. Markaya duydukları güven ile eş dost, akraba ve diğer yakınlardan alınan olumlu görüşlerle kendi deneyimlemelerini aktarmaktadırlar. Cinsiyet ve giysi arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırma sonuçlarında, kızların erkeklere oranla daha çok giysiler ve markalar ile ilgili olduğu görülmüştür. Birçok toplumda kadınların, erkeklerden daha çok güzellik, dış görünüm ve moda ile ilgilendiğini ifade etmişlerdir.

 Kadınlar, genellikle daha fazla ürün araştırması yapar ve fiyat karşılaştırması yapma eğilimindedir. Özellikle erkeklerin kadınlara kıyasla alışverişten hoşlanmadıkları, mağazalarda daha hızlı dolaştıkları, çevrelerine daha hızlı göz gezdirdikleri ve ilgilenmedikleri ürünlere dikkat etmedikleri bulunmuştur. Cüceloğlu’nun yaptığı çalışmada, kadınların mağazalarda yavaşça dolaşmaktan keyif aldıkları, ürünler arasında karşılaştırma yaptıkları, ürün deneyimine önem verdikleri ve satış görevlilerine de ürün satın alma sürecinde dikkat ettikleri belirtilmiştir. Ayrıca, kadınların satın almayı planladıkları ürünleri kararlı bir şekilde aldıkları ve alışverişten memnun oldukları gözlemlenmiştir.

Kadınlar, sosyal medya ve çevrimiçi incelemeler gibi kaynaklardan daha fazla bilgi alarak alışveriş yapma eğilimindedir. Erkekler, genellikle belirli bir ürün hakkında daha önce sahip oldukları bilgiye dayanarak alışveriş yaparlar ve daha az araştırma yaparlar. Erkeklerin satın alma davranışlarında duygusal bağlılık da önemli bir rol oynayabilir. Özellikle hobileri veya ilgi alanlarıyla ilgili ürünler satın alırken duygusal faktörler devreye girebilir. Erkekler, alışveriş yaparken genellikle hızlı ve doğrudan bir yaklaşım sergiler. Hedefledikleri ürünü bulur bulmaz satın alma eğilimindedirler.

Sonuç olarak markaların kadın erkek beyni ve davranışlarına göre pazarlama çalışmaları yapmaları önemlidir. Günümüzde nöropazarlama araçları ile bu tarz farklılıklar kolaylıkla saptanabilir ve bu duruma istinaden tüketicilerin davranış, tutum ve duyguları objektif bir şekilde analiz edilebilir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Çetin, K. (2018). SATIN ALMA DAVRANIŞLARINDA KADINLARIN GİYSİ MARKASI TERCİHLERİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER. Uluslararası Turizm Ekonomi ve İşletme Bilimleri Dergisi2(2), 354-366.

Villi, B., & Kayabaşı, A. (2013). Kozmetik ürünlerde kadınların dürtüsel satın alma davranışlarını etkileyen faktörlerin analizi.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #cinsiyet, #blog

Kuşakların Satın Alma Eğilimleri

Kuşaklar Arası Satın Alma Eğilimleri

Yaşadığımız dünyada gerçekleşen bilimsel yenilikler, teknolojik ilerlemeler, ekonomik gelişmeler, sosyal olaylar ve politik değişimler, insanların yaşam biçimlerini ve kültürlerini etkilemektedir. Bu faktörler, bireylerin hayatlarının şekillenmesini, sosyal çevreye uyum sağlamalarını, iletişim tercihlerini, duygularını, hislerini ve alışveriş davranışlarını önemli ölçüde etkilemekte ve farklı dönemler ortaya çıkarmaktadır. Her kuşakta meydana gelen çeşitli olgu ve olaylar (farklı sosyal ve ekonomik fırsatlar ve zorluklar, değişen teknoloji kullanımları, farklı toplumsal algılar) kuşakların farklı yaşam tarzlarına sahip olmalarına ve değişik tercihler yapmalarına neden olmakta; her kuşak kendi zaman diliminin gerçeklerine göre yetişip hareket etmektedir.

Kuşak farklılıkları üzerine bir konuyu tartışmak, farklı fikirleri irdelemek günümüzde trendler arasında yerini almaktadır. Bu blog yazımızda satın alma davranışlarının kuşaklar arasındaki farklılığına odaklanacağız.  Öncelikle, kuşakları tanımlayarak başlayacağız. Kuşaklar, belirli bir dönemde doğmuş, benzer sosyo-ekonomik ve kültürel koşullarda büyümüş insan gruplarını ifade eder. Her kuşak, yaşadıkları dönem ve teknoloji, ekonomi, politika gibi alanlardaki büyük değişimlerden etkilenir.

X Kuşağı, (1965-1980) ekonomik belirsizlikler ve toplumsal değişimlerle büyüdü. Genellikle pragmatik ve esnek bir yaklaşıma sahiptirler. Hem analog hem dijital dünyada yetkindirler. Teknolojiye uyum sağlama konusunda başarılıdırlar.

Hedonik alışverişi daha az yapan bir kuşak olarak tanımlanabilir. Bu kuşak ‘’ihtiyaca yönelik’’ ve ‘’uzun kullanımlı’’ satın alma eğilimine sahiptir. X Kuşağı, genellikle uzun ömürlü ve kaliteli ürünleri tercih eder. Bu, ekonomik belirsizlik dönemlerinde büyümüş olmalarından kaynaklanır. Ekonomik krizlerin etkisiyle büyüdükleri için paralarının karşılığını almak onlar için önemlidir. İyi bir fiyat-performans oranı ararlar. Yine bu kuşak, sadık oldukları markalardan alışveriş yapmayı tercih eder, çünkü güven ve tanıdıklık onlar için önemlidir. Y Kuşağı (Millennials), 1981-1996 yılları arasında doğmuş bireyleri kapsar. İnternetin ve dijital teknolojilerin yükselişiyle büyüdüler. Küreselleşmenin ve bilgi çağının çocuklarıdır. Yenilikçilik, çeşitlilik ve sosyal sorumluluk gibi değerlere sahiptirler. Anlamlı işler yapmayı ve deneyimlere yatırım yapmayı tercih ederler. Teknolojiyle iç içe büyüdükleri için çevrimiçi alışverişe çok yatkındırlar. Sosyal medya kullanımı yaygın olduğu için, alışveriş kararlarında sosyal medya influencer’larının ve arkadaşlarının etkisi büyüktür. Maddi ürünler yerine, deneyimlere yatırım yapmayı tercih ederler. Seyahat, etkinlikler ve benzersiz deneyimler onlar için önemlidir. Marka sadakatleri düşük olabilir, ancak sosyal ve çevresel sorumluluk sahibi markaları desteklerler. Z Kuşağı (1997 ve sonrası doğanlar), tamamen dijital çağda büyüyen bir kuşak olarak, satın alma davranışlarında belirgin özellikler taşır. Hız, anlık geri bildirim ve kişiselleştirme gibi değerlere sahiplerdir. Teknolojiyle doğup büyüdükleri için, dijital ve mobil platformlarda alışveriş yapmayı tercih ederler. Sosyal medyada çok aktiftirler ve influencer’ların tavsiyelerini dikkate alırlar. Hızlı sonuç ve kolay erişim onlar için çok önemlidir. Anında geri bildirim ve hızlı teslimat beklerler. Teknolojik yeniliklere ve inovatif ürünlere büyük ilgi duyarlar. En son trendleri takip ederler. Markalarla etkileşim kurmayı ve topluluk hissi yaşamayı severler. Markaların değerlerine ve hikayelerine önem verirler.

Satın alma eğilimlerinde kuşakları tanımak, kuşakların beklentilerine göre marka, ürün, reklam yapmak oldukça önemlidir. Kuşak deneyimlerinin objektif bir biçimde analiz edilmesi dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur. Burada nöropazarlama araçları kuşaklar arası farklılıkları ve tutumları analiz etmekte objektif ve detaylı bilgi sunmada yardımcı olabilir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Dölekoğlu, C. Ö., & Çelik, O. (2018). Y kuşağı tüketicilerin gıda satın alma davranışı. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tarım ve Doğa Dergisi, 21, 55-66.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #kuşaklar, #blog

Tüketicilerin Temel Duyguları

İnsan olarak neredeyse tüm davranışlarımızın ardında bir duygu olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle duygularımızın, uyarıcılara karşı verdiğimiz otomatik tepkiler olduğunu düşünürsek bir nevi otopilot ile karar veriyoruz.

Beynimizin milyarlarca hücresinden salınan nörotransmitterler, duygularımızı, hormonlarımızı, kalbimizi ve diğer organlarımızı etkileyen kimyasal mesajlar taşır. Beynin en alt katmanında, reflekslerin ve içgüdüsel davranışların merkezi olan “sürüngen beyni” (reptilian beyin) bulunur. En üst katmanda ise, düşüncenin ve aklın merkezi olarak kabul edilen “yeni memeli beyni” (neo-korteks) yer alır. Orta katmanda ise “limbik beyin” adı verilen küçük bir merkez vardır. Limbik beyin, hipotalamus bölgesi ve küçük sinirsel çekirdeklerden oluşur. Bu bölüm, duyguların merkezi olmasının yanı sıra, motivasyon ve büyük hayati işlevlerin (açlık, susuzluk, saldırganlık, cinsellik) yönetim merkezlerini de içerir. Yani duygular, beyinde hafıza oluşumu, duygusal tepki ve davranış düzenlemesini kontrol eden alanla ilgilidir.

 Duyguların tüketici karar verme sürecinde önemli bir rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Evrimsel açıdan bakıldığında, duygular, iyi kararlar almamıza yardımcı olmak için evrimleşmiştir. Tüketicilerin bir ürüne veya markaya dair temel duyguları vardır. Bunlar; Mutluluk, Güven, Korku, Öfke, Arzu, Öfke gibi duygulardır. Tüketiciler, mutluluk ve memnuniyet hissi uyandıran ürün ve hizmetlere yönelirler. Yine markalara ve ürünlere karşı duyulan güven, tüketicilerin sadakatini artırır. Ürün veya hizmete duyulan arzu, satın alma kararını tetikleyebilir. Tüketici şikayetlerine ve olumsuz deneyimlere yol açarak markaya zarar verebilir. Korku, aciliyet hissi yaratarak tüketicilerin hızlı karar vermesine neden olabilir. Son olarak gurur, tüketicinin bir ürün veya hizmeti kullanmaktan duyduğu memnuniyet ve kendine güven duygusudur.

Duygular, marka sadakati oluşturmak, olumlu bir marka imajı yaratmak ve müşteri memnuniyetini artırmak için pazarlamada etkili bir şekilde kullanılabilir. Duyguları doğru şekilde kullanmak, dönüşüm oranlarınızı doğal olarak yükseltir, çünkü bu, müşterilerinizin ilgisini çekmenizi ve onlarla güçlü bağlar kurmanızı sağlar. Bu da, onların satın alma davranışlarında daha istekli olmalarını destekler.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Türedi, S. (2007). Duyguların kadınların alışveriş davranışlarındaki rolü (Master’s thesis, Sakarya Universitesi (Turkey)).

Ç. M. Bakırcı. Hayatın Kimyası: Farklı Kimyasal Kombinasyonları Hissettiğimiz Duyguları Nasıl Etkiliyor?. (9 Şubat 2013). Alındığı Tarih: 25 Ekim 2022.

Karaman, D. (2021). TÜKETİCİ SATIN ALMA KARAR SÜRECİNDE ETKİLİ OLAN DUYGULAR VE NEDENLERİN KUŞAKLAR KAPSAMINDA İNCELENMESİ. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (45), 107-119.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #tüketici, #blog

Dürtüsel Beyin ve Satın Alma Davranışları

Merhaba, bu haftaki yazımızda dürtüsel bir beynin satın alma davranışları ile olan ilişkisini inceleyeceğiz. Dürtüsellik, bireyin düşünmeden ve aniden yaptığı, genellikle kontrolsüz ve planlanmamış davranışları ifade eder. Bu tür davranışlar, güçlü içsel dürtüler tarafından yönlendirilir ve kişinin uzun vadeli sonuçlarını veya etkilerini dikkate almadan hareket etmesine neden olur.

Beyinde dürtüsel davranışlar prefrontal korteks ve limbik sistem alanlarında gerçekleşir. Prefrontal korteks, dürtü kontrolü ve planlama ile ilgili beyin bölgesi. Bu bölgedeki işlev bozuklukları dürtüsel davranışlara yol açabilir. Yine limbik sistem, duygusal tepkiler ve ödül sistemi ile ilgili beyin bölgesi. Bu sistemin aşırı aktif olması dürtüsel davranışları tetikleyebilir. İlkel beyin satın alma davranışları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.

Hayatta kalma ve üreme gibi temel içgüdüler satın alma davranışlarını tetikler. İlkel beyin, hayatta kalma içgüdüleriyle çalışır ve bu içgüdüler, yiyecek, su, barınak gibi temel ihtiyaçları güvence altına almak için harekete geçer. Bu nedenle, market alışverişi gibi temel ihtiyaçları karşılayan satın almalar genellikle ilkel beynin etkisi altındadır. Ayrıca üreme ve türün devamı ile ilgili içgüdüleri de yönetir. Bu nedenle, çekici görünme veya partner bulma ihtiyacını karşılayan ürünler (moda, kozmetik, parfüm) genellikle bu beynin etkisiyle satın alınır.

Korku ve kaygı gibi temel duygular dürtüsel beyin ve davranışlarla ilişkilidir. Tüketiciler özellikle güvenlik ürünleri (sigorta, güvenlik sistemleri) ve sağlık ürünleri (vitaminler, sağlık sigortaları) satın alırken ilkel beynin etkisi büyük olabilir.

Grup davranışları da tüketicinin dürtüsel satın alma davranışlarını etkiler. Günümüzde sosyal medyadaki influencer kavramı bu durum için güzel bir örnek olabilir. Ait olma ve sosyal kabul ihtiyacını yönetir. Bu nedenle, çevreye uyum sağlamak veya bir gruba ait hissetmek için yapılan satın almalar (popüler markalar, sosyal medyada trend olan ürünler) ilkel beynin etkisiyle yapılabilir.

Günümüzdeki yaşam tarzları, bizleri daha dürtüsel olmaya itiyor. Bireyler, aç olmamasına rağmen aniden tatlı veya abur cubur tüketiyor, ihtiyacı olmadan aniden bir ürün satın alıyor. Bu durum markalar için başlangıçta faydalı görüyor olabilir ancak uzun vaade de bireyin öz-kontrol ve saygısı azaldıkça birey eylemlerini sorguluyor ve sonuç olarak bir suçlu ilan ediyor. Benlik sorumluluk almak konusunda çoğunlukla zorlanır. Bu sebeple birey markaları suçlama ve marka ile olan bağını kesme eylemlerine başvuruyor. Tüm bu bilgiler ışığında markaların beynin çalışma prensibine hakim olması ya da bu konu da uzmanlardan destek alması tüketici ile marka arasında daha güvenli bir bağın oluşmasını sağlayabilir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Yigit, A. G., & Govdere, B. (2021). Kompulsif satın alma davranışına genel bir bakış. Business and Economics Research Journal, 12(3), 717-730.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #dürtüselbeyin, #satınalmadavranışları #blog

Bayramın Duygularımız Üzerindeki Etkisi

Bayramlar, yoğun şehir hayatının koşuşturmacası içinde ihmal ettiğimiz ailemizi ve sevdiklerimizi görmek için önemli bir fırsat sunar. Uzmanlar, bayram ziyaretlerinin rutin alışkanlıkların dışına çıkarak sevdiklerimizle zaman geçirmenin ruh sağlığımızı olumlu yönde etkilediğini vurgular. Ayrıca, bayramlar insanların duygusal, düşünsel, sevinçli, söylemsel ve eylemsel olarak bir araya gelmelerine katkı sağlar. Bu özel zaman dilimi, bencilliği, çıkarcılığı ve ayrışmayı azaltırken sevgi, saygı, barış, kardeşlik, mutluluk ve paylaşma duygularını artırır.

Eski kuşaklar, geleneksel bayramların insanlık değerlerini ve dayanışmayı öne çıkardığını bilir ve yaşarlar. Bu nedenle, günümüzde bu tür bir birleştirici, sevgi dolu ve hoşgörüyü öne çıkaran özelliklere daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu fark edebiliriz. Bu farkındalığa sahip aileler ve ebeveynler, çocuklarının bayram geleneklerini devam ettirmesi ve gelecek nesillere aktarması için çaba gösterirler. Ortak değerler paylaşmak ve bir arada olmanın keyfini ve mutluluğunu yaşatır.

Bayramlar, insan olmanın ve toplum olarak birlik ve beraberlik içinde olmanın somutlaştığı anlardır. Bu özelliğiyle, bayramlar bencilliği, çıkarcılığı, bölünmeyi ve anlaşmazlığı azaltırken, sevgi, saygı, barış, kardeşlik, mutluluk ve paylaşma duygularını artırır.

Bayram genellikle birçok farklı duygu ve hissin ortaya çıktığı bir zaman dilimidir. Bunlar arasında sevinç, mutluluk, heyecan, huzur, şükran ve birlik duyguları ön planda olabilir. Bayramlar, sevdiklerimizle bir araya gelme, paylaşma, yardımlaşma ve birlikte olma fırsatı sunduğu için genellikle pozitif duygularla ilişkilendirilir. Ancak bazı durumlarda özlem, hüzün veya nostalji gibi daha karmaşık duygular da ortaya çıkabilir, özellikle bayramlarda sevdiklerini kaybetmiş olanlar için. Özetle, herkesin kişisel deneyimleri ve yaşadığı durumlara bağlı olarak bayramda hissedilen duygular değişebilir.

Yine bayramlar toplumun güven duygusunu pekiştiriyor. Kollektif bir biçimde hissedilen duygular sayesinde bir topluluğun içinde varlığını sürdüren bireyler güvende hissediyor. Bu hisler sayesinde, gündelik yaşamda sık karşılaştığımız kaygı, stres, üzüntü, telaş gibi zorlayıcı duygu ve durumları dengelenmiş oluyor. Sonuç olarak bayramlar biyolojik, psikolojik ve sosyolojik açıdan önemli etkiler yaratıyor.

Neuromark ailesi olarak sevdikleriniz ile birlikte mutlu, sağlıklı bayramlar diliyoruz.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Yüksel, G. (2011). Kastamonu’da dini bayramları kutlama gelenekleri ve bu geleneklerin insan ilişkilerine etkisi. Akademı̇k Bakiş Dergı̇sı̇, 26, 1-26.,

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #bayram, #blog

Tüketicilerin Marka Sadakatinin Nörobilimsel Temelleri-3

Bu haftaki yazımızda, marka sadakatinin bileşenlerinden bahsetmeye devam edeceğiz. Önceki iki yazımızda, marka sadakatinin nörobilimsel temellerine odaklandık. Özellikle, müşteri marka algısının empatiye dayandığını belirtmiştik. Empati, sadece bir diğerini anlamak ve anlayışla karşılamak değildir; aynı zamanda o kişiyle bir bağ kurabilmektir.

Tüketici sadakatinin sağlanmasında ayna nöronlar ve empati gibi kavramlar öne çıkmaktadır. Örneğin, markalar tüketicilerin yaşam tarzlarına benzer içerikler yarattığında, bu durum tüketicinin ayna nöronlarını aktifleştirebilir. Marka ile yaşanan olumlu deneyimler ve anılar, tüketicilerde duygusal bir bağ oluşturur. Ayrıca, marka sadakatinde ödüllendirmenin ve müşterinin marka alışkanlıklarının öneminden de bahsetmiştik.

Bu yazımızda, markanın albenisi (çekicilik) ve dikkat çekmesinin marka sadakatindeki rolüne odaklanacağız.  Çekici bir şey gördüğümüzde veya dikkatimizi çeken bir uyaranla karşılaştığımızda, beynimiz dopamin salgılar. Bu, o deneyimi ödüllendirici hale getirir ve aynı uyaranla tekrar karşılaşmak istememize neden olur.

 Limbik sistem, duygusal tepkilerimizin merkezi olarak bilinir. Çekici ve dikkat çekici uyaranlar, genellikle güçlü duygusal tepkiler yaratır. Bu duygusal tepkiler, bir markayla olumlu bir bağ kurmamıza yardımcı olabilir. Örneğin, duygusal reklamlar, izleyicinin kalbinde yer ederek marka sadakati oluşturabilir.

Yine görsel ve işitsel uyaranlar, dikkat çekmenin en etkili yollarından biridir. Beynimiz, hareketli görüntüler ve yüksek sesler gibi belirli türdeki uyaranlara doğal olarak tepki verir. Bu tür uyaranlar, beynin dikkat merkezlerini harekete geçirir ve mesajın daha hızlı ve etkili bir şekilde iletilmesini sağlar.

Sonuç olarak, nöropazarlama, tüketicilerin beyin aktivitelerini ve duygusal tepkilerini anlamaya ve bu bilgileri kullanarak marka sadakatini artırmaya odaklanır. Bu, markaların tüketicileri daha iyi anlamasını ve onlarla daha güçlü duygusal bağlar kurmasını sağlar.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

ERGE, S. S. E. A. (2012). Marka güveni, marka memnuniyeti ve müşteri değerinin tüketicilerin marka sadakati üzerine etkisi. Yaşar Üniversitesi E-Dergisi7(26), 4455-4482.

ŞAYLAN, O., & TOKGÖZ, E. (2020). Marka güveni ve marka sadakati ilişkisinde marka özdeşleşmesinin düzenleyici rolü. Business & Management Studies: An International Journal8(1), 144-163.

Kalyoncuoğlu, S. (2017). Markaya duyulan güven ile marka sadakati ilişkisinde marka aşkının aracılık rolü: Starbucks markası üzerine bir araştırma. Journal of Tourism & Gastronomy Studies5(4), 383-402.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #markasadakati, #blog