Gün içinde elimize onlarca kez aldığımız telefonlar, aslında yalnızca iletişim araçları değil; duygularımızı tarayan, algoritmalarla davranışlarımızı şekillendiren birer nöropazarlama laboratuarı haline geldi. Peki bu süreçte beyin ne yaşıyor? Algoritmalar bizim yerimize neye tıklayacağımıza nasıl karar veriyor? Ve işin içinde EMONET gibi duygu analiz teknolojileri olursa ne değişir?
Instagram, TikTok, YouTube ya da X (Twitter)… Her biri kullanıcıya özel içerikler sunmak için devasal algoritmalar kullanıyor. Bu algoritmalar şunları analiz ediyorr:
- Hangi gönderiye ne kadar süre bakıldı?
- Hangi emojilerle tepki verildi?
- Nerede duruldu, nerede kaydırıldı?
- Hangi içerikler sesli izlendi, hangileri atlandı?
Bu veriler, beynimizin neye ilgi gösterdiğinin davranışsal izlerini oluşturur.
Nöropazarlama, tüketici davranışlarını sadece “beğeni” düzeyinde değil, beynin duygusal ve bilişsel tepkileriyle de ölçer. EMONET gibi duygu analiz sistemleri sayesinde artık sadece neyi tıkladığımız değil, tıklarken ne hissettiğimiz de ölçülebilir hale geldi.
Örneğin:
· Bir reklamda kullanılan renk ya da müzik kullanıcıda merak mı uyandırdı yoksa rahatsızlık mı?
· Ürün tanıtımı sırasında izleyicide bir güven duygusu oluştu mu?
EMONET Teknolojisi ile Duygusal İz Sürme
EMONET, fizyolojik ölçümleme ile kullanıcının ses tonunu, yüz ifadesini, mikro mimiklerini, kalp atışlarını analiz ederek anlık duygusal yanıtları çözümler. Sosyal medya içerikleri bu teknolojiyle test edildiğinde şu sorulara yanıt alınabilir:
· Videonun hangi saniyesinde dikkat dağılıyor?
· Kullanıcı hangi bölümlerde olumlu duygular ya da olumsuz duygular sergiliyor?
· Hangi duygusal uyarıcılar tıklama oranlarını artırıyor?
Bu bilgiler, içerik üreticilerine ve markalara duygusal açıdan optimize edilmiş reklamlar ve kampanyalar tasarlama imkânı verir.
Sosyal medya algoritmaları, kullanıcıların davranışsal verilerini takip eder. EMONET gibi sistemler ise bunun ötesine geçerek, duygusal veri katmanını da işin içine dahil eder.
Bu birleşim:
· Markaların daha empatik reklamlar üretmesini,
· Kullanıcıların kendilerini “anlaşılmış” hissettiği içeriklerle daha çok bağ kurmasını sağlar.
Sonuç: Artık Sadece ‘’Ne İzledin?’’ Değil, ‘’Nasıl Hissettin?’’ Dönemi
Sosyal medya artık yalnızca “tıklanma” değil, “hissedilme” ekonomisine giriyor. Nöropazarlama ve EMONET gibi teknolojilerle birlikte içerikler yalnızca görünür değil, duygusal olarak etkileyici olmak zorunda. Bu da hem markalara hem de yaratıcı içerik üreticilerine yepyeni bir sorumluluk yüklüyor: İzleyicinin beynine değil, kalbine hitap etmek.
Derleyen ve Hazırlayan: Psikolog Merve Altındağ
Kaynakça
Ballew, M. T., &Todorov, A. (2007). Predictingpoliticalelectionsfromrapidandunreflectivefacejudgments. Proceedings of theNational Academy of Sciences, 104(46), 17948–17953. https://doi.org/10.1073/pnas.0705435104
Harris, A., &Ciorciari, J. (2021). Consumer neurosciencefor marketing: Currentstatusandfuturedirections. Frontiers in Psychology, 12, 635056.
Kühn, S., Strelow, E., &Gallinat, J. (2016). Multiple “buy buttons” in thebrain: Forecastingchocolatesales at point-of-salebased on functionalbrainactivationusing fMRI. NeuroImage, 136, 122–128. https://doi.org/10.1016/j.neuroimage.2016.05.011
O’Connell, T., García-Bernardo, J., & Jackson, M. O. (2021). Algorithmicbiasandpolarization on socialmedia. Nature Human Behaviour, 5, 750–760.https://doi.org/10.1509/jmkg.68.2.36.27794
Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog


