Nöropazarlama ve Dijital Pazarlama: Sosyal Medya Beynimizi Nasıl Etkiliyor?

Günümüzde dijital pazarlama, özellikle de sosyal medya, tüketici davranışlarını şekillendirmede en etkili araçlardan biri haline geldi. Peki, sosyal medya reklamları ve içerikleri tüketici beynini nasıl etkiliyor? Nöropazarlama, bu sorunun cevabını bulmak için devreye giriyor. Nörobilim ve pazarlamanın kesişiminde yer alan nöropazarlama, sosyal medyanın tüketici kararları üzerindeki etkisini anlamak için bize eşsiz bir pencere sunuyor.

Sosyal medya platformları, kullanıcıların dikkatini çekmek ve platformda daha fazla zaman geçirmelerini sağlamak için tasarlanmış algoritmalar kullanır. Bu algoritmalar, beynimizin ödül mekanizmasını tetikleyen içerikler sunar. Örneğin, beğeniler, yorumlar ve paylaşımlar, dopamin salgılanmasına neden olur. Dopamin, mutluluk ve haz hissi veren bir nörotransmitterdir. Bu durum, sosyal medya kullanımını bir tür “ödül arayışı” haline getirir ve kullanıcıların sürekli olarak platforma geri dönmesini sağlar. Nöropazarlama, bu alışkanlık yaratma mekanizmasını anlayarak, markaların sosyal medyada daha etkili reklamlar ve içerikler oluşturmasına yardımcı olur.

Sosyal medya içerikleri, genellikle görsel ve sesli uyaranlarla doludur. Nöropazarlama, bu uyaranların tüketici beyni üzerindeki etkilerini inceler. Örneğin, parlak renkler, hareketli görseller ve dikkat çekici müzikler, beynin dikkat merkezlerini uyarır ve içeriğin daha fazla hatırlanmasını sağlar.

Instagram ve Facebook gibi platformlarda, videolar ve hareketli grafikler, statik görsellere göre çok daha fazla etkileşim alır. Bunun nedeni, hareketin beynin görsel korteksini daha fazla uyarmasıdır. Ayrıca, arka planda kullanılan müzik veya ses efektleri, tüketicilerin duygusal tepkilerini artırarak içeriğin daha etkili olmasını sağlar.

Sosyal medya, tüketici davranışlarını şekillendirmede giderek daha önemli bir rol oynuyor. Nöropazarlama ise bu süreçte markalara, tüketici beynini daha iyi anlama ve daha etkili stratejiler geliştirme imkanı sunuyor. Duygusal bağ kurma, görsel ve sesli uyaranların etkisi, FOMO ve sosyal kanıt gibi teknikler, sosyal medya pazarlamasının vazgeçilmez unsurları haline geldi.

Sosyal medya ve nöropazarlama ilişkisi, pazarlama dünyasının geleceğini şekillendiren en önemli dinamiklerden biri olmaya devam edecek. Peki sizce, sosyal medyada hangi markaların stratejileri sizi etkiliyor?

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog

Beynin Ritmi: Yiyecek ve Giyim Sektöründe Müziğin Nöropazarlama Gücü

Günümüzde tüketici davranışlarını anlamak ve etkilemek, işletmeler için her zamankinden daha kritik bir hale geldi. Özellikle yiyecek ve giyim sektöründe, müşterilerin satın alma kararlarını şekillendiren faktörler sadece ürünlerin kalitesi veya fiyatıyla sınırlı değil. İşletmeler, müşterilerin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını etkilemek için çeşitli stratejiler geliştiriyor. Bu stratejilerden biri de nöropazarlama – insan beyninin karar verme süreçlerini anlamaya odaklanan bir disiplin. Peki, yiyecek ve giyim işletmelerinde dinletilen müziklerin nöropazarlama ile nasıl bir ilişkisi var? Gelin, bu konuyu derinlemesine inceleyelim.

Müzik, insan beyni üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Araştırmalar, müziğin duyguları tetiklediğini, hafızayı canlandırdığını ve hatta davranışları yönlendirdiğini gösteriyor. Özellikle perakende ortamlarında dinletilen müzik, müşterilerin mağazada geçirdikleri süreyi, satın alma davranışlarını ve hatta harcama miktarlarını etkileyebilir. İşte tam da bu noktada, nöropazarlama devreye giriyor.  Örneğin, lüks bir restoranda çalınan klasik müzik, müşterilerin daha rafine bir deneyim yaşamasını sağlayabilir ve bu da daha yüksek fiyatlı menü seçeneklerine yönelmelerine neden olabilir. Nöropazarlama araştırmaları, belirli müzik türlerinin iştahı artırabildiğini ve hatta belirli yiyecekleri daha çekici hale getirebildiğini gösteriyor.

Örneğin, yüksek sesli ve hızlı tempolu müzik, fast food restoranlarında daha sık tercih edilir çünkü bu tür müzik, müşterilerin daha hızlı yemek yemelerini ve daha çabuk ayrılmalarını sağlar. Bu, özellikle yoğun saatlerde işletmenin verimliliğini artırmaya yardımcı olur. Diğer yandan, yavaş tempolu ve sakin müzikler, müşterilerin daha uzun süre kalmasını ve daha fazla içecek veya tatlı sipariş etmesini teşvik edebilir.

Nöropazarlama çalışmaları, müziğin sadece duyguları değil, aynı zamanda algıyı da etkilediğini gösteriyor. Örneğin, lüks bir giyim mağazasında çalınan klasik müzik, müşterilerin ürünleri daha kaliteli ve pahalı olarak algılamalarını sağlayabilir. Bu da marka imajını güçlendirir ve müşterilerin daha yüksek fiyatlı ürünlere yönelmesine neden olabilir.

Yiyecek ve giyim işletmelerinde dinletilen müzikler, tüketici davranışlarını şekillendirmede önemli bir rol oynar. Nöropazarlama, bu süreci bilimsel yöntemlerle analiz ederek, işletmelerin müzik seçimlerini optimize etmelerine ve müşterilerin satın alma kararlarını etkilemelerine yardımcı olur. Doğru müzik seçimi, müşterilerin duygularını, algılarını ve davranışlarını etkileyerek, işletmelerin başarısını artırabilir.

Eğer siz de işletmenizde nöropazarlama tekniklerini kullanarak müşteri deneyimini optimize etmek istiyorsanız, uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog

Duygusal Etki ve Nöropazarlama

Duygusal etki, bir kişinin duygusal durumunu değiştiren veya etkileyen herhangi bir uyarandır. Pazarlama bağlamında, duygusal etki, bir markanın veya ürünün, tüketicinin duygusal tepkilerini uyandırma gücüdür. Bu etkiler, pozitif ya da negatif olabilir, ancak genellikle olumlu duygusal yanıtlar hedeflenir. Örneğin, bir reklamın neşelendirici veya ilham verici bir duygu yaratması, o markaya karşı olumlu bir bağ kurulmasına yardımcı olabilir.

Nöropazarlama, tüketicilerin beyin aktiviteleri ve duygusal tepkilerini anlamak ve bu bilgileri pazarlama stratejilerine uygulamak için kullanılan bir yöntemken, duygusal etki, bu süreçlerin merkezinde yer alır. Yani, nöropazarlama aslında duygusal etkiyi daha iyi anlamak ve bu etkiyi doğru bir şekilde kullanabilmek için geliştirilmiş bir alandır.

Duygusal etkilerin pazarlamadaki gücü, nöropazarlama sayesinde daha da netleşir. Duygusal içerikli reklamlara (örneğin, mutluluk, nostalji, empati uyandıran reklamlara) beyin çok güçlü bir tepki verir. Bu tür tepkiler, tüketicilerin markayla daha güçlü bir bağ kurmasına yardımcı olur. Nöropazarlama, hangi duyguların en güçlü tepkileri uyandırdığını anlamak için bu süreçleri derinlemesine analiz eder.

Nöropazarlama, beyin taramaları (örneğin, fMRI veya EEG) ve göz izleme gibi araçlarla tüketicilerin duygusal tepkilerini inceleyebilir. Bu teknolojilere ek olarak NeuroMark tüketicilerin duygularını fizyoolojik ve nörolojik bir yöntem olan EMONET teknolojisi ile ölçümlüyor.  Tüm bu teknolojiler, bir reklamın veya ürünün insan beyninde nasıl bir etki yarattığını anlamaya yardımcı olur. Özellikle duygusal bir tepki tetiklediğinde, bu etki beyin üzerinde belirgin izler bırakır ve bu da markaların doğru stratejiler geliştirmesine olanak tanır.

Nöropazarlama, insanların duygusal tepkilerini hedef alarak ikna sürecini daha etkili hale getirebilir. Markalar, duygusal unsurları (örneğin, eğlenceli, romantik, samimi mesajlar) kullanarak insanların zihinsel süreçlerini etkileyebilir ve onların davranışlarını yönlendirebilir. Beynin duygusal merkezleri, mantıklı düşünme merkezlerinden çok daha hızlı tepki verir, bu yüzden pazarlamacılar duygusal içerikleri stratejik bir şekilde kullanabilirler.

Sonuç olarak, nöropazarlama, duygusal etkilerin önemini bilimsel verilerle ortaya koyarak, markaların bu duygusal tepkileri daha bilinçli ve hedef odaklı bir şekilde kullanmasına yardımcı olur. Hem bilinçli hem de bilinçdışı düzeydeki duygusal etkiler, markaların pazarlama stratejilerinde kilit bir rol oynar.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Buran, N., & Çalapkulu, Ç. (2023). DİJİTAL PAZARLAMA BİLEŞENLERİNDE DUYGUSAL ZEKA VE BİG DATANIN ÖNEMİ. İstanbul Ticaret Üniversitesi Girişimcilik Dergisi, 7(13), 138-154.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog

Nöropazarlama ve İlkel Beyin: Tüketici Davranışlarını Anlamak

Nöropazarlama, insanların satın alma kararlarını nasıl verdiklerini anlamaya yönelik bir araştırma dalıdır ve bu alandaki çalışmalar, beynimizin işleyişini inceleyerek markaların daha etkili pazarlama stratejileri geliştirmelerini sağlar. Bu yazıda, nöropazarlamanın temel prensiplerini ve “ilkel beyin” kavramını keşfedeceğiz.

İlkel beyin, beynimizin en eski kısmını ifade eder. Evrimsel süreçlerin bir sonucu olarak, bu kısmımız hayatta kalmamız için hayati önem taşıyan temel işlevleri kontrol eder. Yamyamlık dönemi gibi zor zamanlardan günümüze, bu beyin bölgesi; tehlikeleri algılamak, kararlar almak ve hayatta kalmak için kritik olan fonksiyonları yönetmeye devam etmektedir. Özellikle amigdala ve beyincik gibi yapılar, tepkilerimiz üzerinde önemli bir rol oynar.

Bu bölge, özellikle duygusal tepkilerle ilişkili olup, bilinçli düşünce süreçlerinden daha hızlı ve otomatik tepkiler üretir. İlkel beynimiz, genellikle hızlı, anlık, duygusal kararlar alır. İşte bu nokta, nöropazarlamanın temelinde yatan ana prensiplerden biridir: İnsanların çoğu zaman mantıklı ve uzun vadeli düşünmek yerine, duygusal ve kısa vadeli kararlar alır. Bu durumu pazarlamacılar çok iyi bir şekilde analiz eder.

Nöropazarlama, beynimizin bilinçli olmayan kararlarını analiz etmek için nörobilimsel teknikleri kullanır. Bu sayede, tüketicilerin bilinçli ya da bilinç dışı tercihleri hakkında daha derinlemesine bilgiler elde edilir. Beynimizin ilkel kısmı, alışveriş veya marka seçiminde önemli bir rol oynar. Birçok satın alma kararı, duygusal reaksiyonlar ve hızlı düşüncelerle şekillenir.

Renkler, görüntüler ve sesler, beynimizin ilkel kısmını doğrudan etkileyebilir. Kırmızı, beyinde aciliyet ve uyarılma hissi yaratırken, mavi ise huzur ve güven duygusu oluşturur. Bu tür duygusal faktörler, tüketicilerin marka tercihlerini ve satın alma kararlarını doğrudan etkiler. İlkel beynimiz, ödül sistemini devreye sokar. İnsanlar bir markayla bağ kurduklarında, beyinleri dopamin gibi nörotransmitterlerle uyarılır. Bu da, bir marka ya da ürünle ilgili bağımlılık benzeri bir durum yaratabilir. Coca-Cola’nın reklamlarında, tatmin edici içeriği ve mutluluk duygusunu vurgulayan görseller bu etkiyi yaratır.

İlkel beyin, çoğu zaman hızlı ve yüzeysel kararlar alır. İnsanlar, risklerden kaçınarak daha güvenli hissettikleri tercihlerde bulunurlar. Bu da markaların daha güvenli ve tanıdık imgelerle pazarlama yapmalarını gerektirir. Bu bağlamda, bilinen bir markayı tercih etmek, bilinçli düşünmeden daha güvenli bir seçenek gibi algılanır.

İlkel beyin bazen bilinçli düşüncelerimizi aşabilir. Mesela, sıkça gördüğümüz bir reklamın veya markanın, bilinçli olarak bizim ne kadar fazla düşündüğümüzden bağımsız olarak ilkel beynimizi etkileyerek kararlarımızı yönlendirmesi mümkündür. Beynimiz, sürekli olarak büyük bilgi akışıyla başa çıkmaya çalışırken, bilinçli düşünme kapasitemiz sınırlıdır. İlkel beyin, çoğu zaman hızlı ve kısa vadeli çözümlerle bu karmaşayı yönetir. Bu nedenle, tüketicilerin duygusal tepkilerinin, mantıklı kararlarından önce geldiğini görmek şaşırtıcı değildir.

Bu bilgiler ışığında görüyoruz ki, nörobilim (beyin araştırmaları) son yıllarda gittikçe artan bir hızda önem kazanmakta, beynin karmaşık zihinsel ve duygusal süreçlerini aydınlatmaktadır. Nöropazarlama, beynimizin bilinçli ve bilinçli olmayan kararlarını analiz etmek için nörobilimsel teknikleri kullanır. Bu sayede, tüketicilerin bilinçli ya da bilinç dışı tercihleri hakkında daha derinlemesine bilgiler elde edilir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #blog

Modern Pazar Araştırmacıları için Zihnin Haritasını Çıkarmak

mind map

17 Temmuz 1990’da Başkan George Bush, önümüzdeki on yılın “Beynin On Yılı” olarak adlandırılacağını cesurca ilan eden “Bildiri #6158”i yayınladı (Bush, 1990). Buna göre, dünya çapındaki tüm ABD federal biyomedikal kurumlarının araştırma yetkileri, Beyin ve Bilişsel Sinirbilim çalışmalarına yönlendirildi.

“Beynin On Yılı”nın en büyük miraslarından biri, kortikal aktiviteyi incelemek için kullanılabilecek etkileyici bir dizi tekniktir. Şimdi ise bu tür bir etkinlik gerçekleştiğinde, bilişsel işlevin zaman, uzay ve frekans alanlarında haritalanabileceği bir kavşakta duruyoruz. Bu ileri teknikler, psikoloji ve psikiyatri dahil olmak üzere birçok bilim alanında keşiflere yol açmıştır. Ne yazık ki, sinirbilim teknikleri, henüz sosyal bilimler tarafından coşkuyla benimsenmiş değil. Uzman sosyal bilimciler olarak pazar araştırmacıları, bilişsel sinirbilim tekniklerini benimseme ve bu alanı yeniden tanımlama konusunda eşsiz bir fırsata sahiptirler. Pazar araştırmasının bu tür teknikleri içerecek şekilde yeniden tanımlanması ise beyin sinyallerinden gelen yanıtların aracılık ettiği bir pazar araştırması olan Nöropazarlama’nın daha da evrilmesine neden olacaktır.

Günümüzde. bilişsel sinirbilim araştırmalarının gelişmekte olduğunu unutmayalım. Bu gelişimin ışığında, beyindeki “satın al düğmesini” keşfetmek için beyin görüntülemenin uygulanması, nöropazarlamanın tek amacı olamaz (Lee ve diğerleri, 2007). Bilişsel sinirbilim, nöropazarlamacıların sadece iradi ifadelerle sınırlı olan geleneksel pazar araştırmalarından uzaklaşmalarına ve uyaranlara karşı oluşan beyin sinyallerine, duygu durum analizlerine ve göz takip ölçümlerine doğru hareket etmelerini sağlamaktadır.

Nöropazarlamanın evrimi hızla başlamıştır ve yeni gelişen herhangi bir bilimde olduğu gibi bu alanla da ilgili olarak literatürde hararetli tartışmalar görülmektedir. Buna bir örnek olarak yüksek etkili bir dergi olan Nature Neuroscience’ın sayfalarında, nöropazarlama etiğinin sorgulanması gösterilebilir. (Nature Neuroscience, 2004; Brammer, 2004). Etik bir kenara bırakıldığında, bu başyazı, tüketici tercihlerinde yer alacak beynin bazı kilit bölgelerini vurgulamaktadır. Örneğin bir nöropazarlama çalışmasında, katılımcılar tercih ettikleri kola (Coca Cola veya Pepsi Cola) tadına baktıklarında, ödül işlemeye aracılık eden beyin bölgelerindeki aktivite ortaya çıkarıldı. Ayrıca, katılımcılara az önce içtikleri içeceğin Pepsi Cola değil de Coca Cola olduğu söylendiğinde, daha geniş bir beyin ödül alanı ağının aktive olduğu ve bu sonucun da Coca Cola’nın daha fazla içildiği şeklindeki yorumlara yol açtığı görüldü. (McClure ve diğerleri, 2004).

Başka bir çalışmada ise farklı araba türlerinin olası pazarlanabilirliği incelenmiş ve spor arabaları çekici olarak değerlendiren katılımcıların, bu tür arabalar gösterildiğinde, diğer araçlara kıyasla beyin ödül alanlarında daha fazla aktiviteye yol açtığı bulunmuştur. (Erk ve diğerleri, 2002).

Çekici insan yüzleri de ayrıcalıklı bir statüye sahiptir çünkü çekici olmayan yüzlere kıyasla daha fazla beyin ödül alanlarını harekete geçirir. Yüz güzelliği veya belirli bir kola markası gibi uyaranların bu “zevk merkezlerini” harekete geçirebildiği ve sosyal davranışları yönlendirebildiği göz önüne alındığında, nöropazarlamacılar için geçerli bir girişimdir.

Geleneksel pazar araştırma yöntemleri ile ‘nöropazarlama’ yöntemlerini birleştirerek tüketici dünyası daha iyi tanımlanabilir. Nöropazarlamanın özünde bütünleştirici bir yaklaşımın benimsenmesi, tüketici tutum ve davranışlarında karanlıkta kalan kısımlara ışık tutarak, tüketici dünyasına geniş bir perspektiften bakma olanağı sunacaktır.

Referans: Mapping the mind for the modern market researcher Carl Senior, Hannah Smyth, Richard Cooke, Rachel L. Shaw and Elizabeth Peel

Pazarlama ve Toplum: Etik

Son 10 yılda, çeşitli pazarlama faaliyetlerinin toplum üzerindeki etkisine bağlı olarak, özellikle pazarlama içindeki etik konulara odaklanan bir ilgi patlaması görüldü. Bu ilgi, pazarlama araştırmalarıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda iletişim, sosyoloji, politika, psikoloji ve nörobilim gibi disiplinlerle de ilgili olmuştur.

Günümüzde, tüketicileriyle uzun vadede ilişki kurmak ve onların sadakatini sağlamak isteyen Markalar, uzun vadeli araştırmalara ve politikalara yöneliyor. Marka ile tüketici ilişkisi uzun vadeli bir iletişim olarak görüldüğü için Marka Bilinirliği ve Güveni, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati gibi konulara ağırlık veriliyor. Bu kavramlar ve amaçlar söz konusu olduğunda da ‘etik davranışlar’ öne çıkıyor. Markaların pazarlamanın aşağıdaki 3 alanında etiklik ilkesi doğrultusunda hareket etmesi bekleniyor.

  • Ürünle ilgili etik krallar
  • Fiyatla ilgili etik kurallar
  • Tanıtım faaliyetleri ile ilgili etik kurallar

Son yıllarda etkisi gittikçe artan ve psikoloji, psikiyatri, nöroloji, biyoloji ve mühendislik alanlarının eşgüdümlü çalışması sonucunda ortaya çıkan Nörobilim ile de etik kavramı doğrudan ilişkilidir. Zira Nörobilim, insan beyninin karar verme süreçlerinin, sosyal etkileşim ve duygularının incelendiği araştırmaların başını çekmektedir. Sosyal Nörobilim başlığı altında yer alan Nöropazarlama insan beyninin pazarlama uyaranlarına verdiği tepkinin anlaşılmasında nörobilimdeki tekniklerden yararlanılmasıdır. Temel amacı, tüketicilerin bilinç dışı davranışlarını daha iyi anlamak ve tahmin etmektir.

 Nöropazarlama etiğini oluşturan önemli faktörler;

  • Nöropazarlamanın görüntülemede kullandığı doğru alet, teknik ve yöntemler,
  • Doğru ölçümleme,
  • Doğru örneklem sayısı,
  • Doğru analiz,
  • Kesin ve güvenilir istatistiki bilgilerdir.

Nöropazarlama, teknolojiyi kullanarak tüketicinin satın alma davranışlarını analiz etmeye ve markalara bu analizlere göre güvenilirlik oranları yüksek istatistiki veriler sunmaya yarayan başlı başına etik bir yöntemdir.

Nöropazarlama uygulamaları doğru kişilerce yani nörobilim uzmanları tarafından ve doğru amaçlar doğrultusunda gerçekleştirildiğinde, pazarlama dünyası için ne denli etik kurallara uygun kritik ve önemli bir bilimsel pencere olduğu ortadadır. Sonuç olarak, tüketici tutum ve davranışlarında karanlıkta kalan kısımlara ışık tutarak, tüketici dünyasına geniş bir perspektiften bakma olanağı sunar.  Nöropazarlama ile yapılan araştırmalarda resmin eksik yönü tamamlanarak, stratejik pazarlama kararlarının bilimsel ve etik bir zeminde net ve kesin olarak oluşturulması sağlanmaktadır!

Referans

What is ‘neuromarketing’? A discussion and agenda for future research
Nick Lee ⁎, Amanda J. Broderick, Laura Chamberlain
Marketing Group, Aston Business School, Aston University, UK
Received 1 February 2006; received in revised form 1 March 2006; accepted 30 March 2006

TÜKETİCİ DAVRANIŞI & NÖROPAZARLAMA

Tüketici davranışı terimi çok fazla ortalıkta dolaşıyor. Şu soruyu doğru bir şekilde cevaplamak için bir dakikamızı ayıralım: “Tüketici davranışı nedir?” 

Tüketici davranışı özünde, belirli bir insan tipini, yani tüketicileri inceleme eylemidir.

Hepimiz bir tüketici toplumunda yaşıyoruz ve beğensek de beğenmesek de hepimiz tüketiciyiz. Bunu akılda tutarak, tüketici davranışı, bireyler ve gruplar olarak biz tüketiciyi inceler.

Tüketici davranışı, pazarlama ağacının bir dalıdır. Psikoloji, sosyoloji, pazarlama ve davranışsal ekonomi gibi birçok disiplinin bir karışımıdır. Tüketici davranışı, antropoloji ve etnografiyi (insanların ve kültürün sosyal ortamlarında incelenmesi) bile kapsar.

Tüketici Davranışını Yıkmak

Tüm bu disiplinleri birleştirmenin amacı, satın alma alışkanlıklarımızı yöneten zihinsel, duygusal, irrasyonel ve davranışsal küçük farklılıkları öğrenmektir. Tüketici davranışı tüm satın alma sürecini kapsar: satın alma öncesinde, sırasında ve sonrasındaki eylemlerimizi.

Tüketici davranışı ve pazarlama daima birlikte yer alır. Pazarlamanın özü, müşterilerin ihtiyaç ve isteklerini anlamaktır. Bu amaçla tüketici davranışından elde ettiğimiz bilgiler, büyük bir marka kampanyasından, bir e-posta pazarlama kampanyasındaki konu satırına kadar çeşitli pazarlama işlevlerini bilgilendirir. 

Eğer isterseniz tüm pazarlama işlevlerini de tüketici yolculuğunun içine koyabilirsiniz: Farkındalık, Düşünme/ Değerlendirme ve Satın Alma: 

  • Farkındalık – Tüketiciler varlığınızın farkında mı? 
  • Değerlendirme – Tüketiciler ürününüzü/markanızı ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamak için düşünüyor mu? 
  • Satın Alma – Tüketiciler ürününüzü satın alıyor mu?
  • Tavsiye – Tüketiciler markayı/ürünü savunuyor mu? 

Eğer klasik tüketici yolculuğu size yetersiz ve sığ geliyor ise, EEG çalışmaları ile daha derine inebilirsiniz.

Tüketici Davranışı, Teknoloji ve Sinirbilimle Buluşursa

Tüketici davranışı yaklaşık bir asırdır bilimsel olarak incelenmiştir. Bununla birlikte, en büyük dönüm noktalarından ikisi yakın zamanda geldi: Teknoloji ve Sinirbilim

Teknolojinin tüketici davranışı üzerindeki en önemli etkisi, CRM (müşteri ilişkileri yönetim sistemi) olmuştur. Günümüzde küçük ve orta ölçekli şirketler, tüketici davranışındaki kalıpları bulmak için davranışsal verileri kullanabilen CRM’lere erişebilmektedir.  CRM’ler ile derin içgörüler sağlanır.

Daha zengin veri ihtiyacı ise Sinirbilimin tüketici davranışına girmeye başlamasının nedenidir.  Bilim dünyasındaki son 20 yıllık ilerleme sonucunda beynimizin işleyişini artık bir takım beyin görüntüleme yöntemleri ile doğrudan inceleyebiliyoruz. İşte bu kanıta dayalı olarak insan beyninin olağan ve olağan dışı biyolojik tepkilerini inceleyen araştırma disiplinine “Nörobilim” adı verilmiştir. Nörobilim (Beyin Araştırmaları) son yıllarda gittikçe artan bir hızda gelişmekte, beynin karmaşık zihinsel ve duygusal süreçlerini aydınlatmaktadır. Bu çerçevede günümüzde, beyin aktivitesinin deneğe herhangi bir acı veya hasar vermeden ölçümüne olanak sağlayan Elektroensefalogram (EEG, beyin elektriksel aktivitesi) ve fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI, beyin kan dolaşımı) yöntemleri, nöropazarlamanın elindeki en önemli bilimsel araçlardır. Son yıllarda her 2  yöntemle normal sağlıklı bireylerde yürütülen binlerce araştırma; beynin dikkat, algı, öğrenme, duygusal uyarılma ve karar verme süreçlerinin (kognisyon) altında yatan biyolojik mekanizmalar hakkında önemli bir bilgi birikimi oluşturmuştur.

NeuroMark’ ın online olarak gerçekleştirdiği Emonet Yüz Duygu Analizi  uyaranlara karşı merkezi ve otonom sinir sisteminden gelen yanıtların, yüz kaslarının yardımıyla duygu olarak karşımıza çıkmalarını sağlar. Online Göz Takibi ise kullanıcıların göz hareketlerini ve odaklanma bilgilerini ölçümleyerek, elde ettiği verileri test ettiği materyallerdeki bilgi ve görsellerle eşleştirerek, hangi unsurların kullanıcıların ilgisini ve dikkatini daha fazla çektiğini belirler.

SONUÇ: Bu çerçevede, Pazar araştırmacıları ile nörobilimcilerin yakın temas halinde, ortak çalışması Tüketici Davranışı hakkında daha bilimsel, doğru ve güvenilir bilgiler elde edilmesini sağlar.

Referans: Prince Ghuman, POP-Neuro Founder

www.forbes.com