Yüz Duygu Durum’ Çalışması Hakkındaki Gerçekleri Anlatıyoruz!

Özellikle son yıllarda nöropazarlama yöntemleri arasında öne çıkan ‘Yüz Duygu Durum’ yöntemiyle  ilgili doğru ve yanlışlar maalesef birbirine karışmaktadır. Nöropazarlamanın her alanında olduğu gibi bu alanda da bilgi ve algı yanlışlıkları vardır ve yöntem farklı şekillerde uygulanıp, farklı şekillerde tanımlanmaktadır.

Gerçek bilimsellik sınırları içerisinde gerçekleştirilmiş doğru bir ‘Yüz Duygu Durum’ analizinin özelliklerine bakalım;

  • Fiziksel ve nörolojik araştırmaların en çarpıcı özelliği, tüketicilerin pazarlama argümanlarına, markalara ve ürünlere verdikleri duygusal tepkiyi, bilimsellik sınırları içerisinde ölçebilmesidir. Markaların müşterileriyle kurdukları iletişimde, davranışsal boyutu yönlendirenin duygusal boyut olduğu açıktır. İşte burada devreye giren, doğru şekilde gerçekleştirilmiş bir Yüz Duygu Durum analizi, markanın duygusal boyutunu bilimsellik sınırları içerisinde %95 güvenilirlik ile içerisinde vermektedir.
  • Yüz Duygu Durumu analizinde, insanların herhangi bir uyarana karşı oluşan duyguları merkezi ve otonom sinir sistemlerinden gelen yanıtların, yüz kaslarının hareketleriyle dışarıya yansıması sayesinde analiz edilir. Vücudun anlık uyaranlara verdiği tepkileri gözlemleyip, bir iletişim aracı olan yüz ifadelerinin izlenmesi yolu ile duyguları ortaya çıkararak zenginleştirilmiş algılar elde edilmesini sağlar.
  • Analize dahil olan katılımcılar sistem tarafından tanımlanır ve her uyarana karşı hissettikleri, testteki duygular bazında verilir.

Diğer taraftan, Sabit EEG ile birlikte gerçekleştirilen doğru bir ‘Yüz Duygu Durum’ çalışmasında ise beyin dalgalarının ölçümlenmesinin yanı sıra vücudun anlık uyaranlara verdiği tepkiler gözlemlenerek, bir iletişim aracı olan yüz ifadelerinin izlenmesi yolu ile istem dışı duygular ortaya çıkarılır ve daha zenginleştirilmiş algılar elde edilir. Sabit EEG ile birlikte gerçekleştirilen Yüz Duygu Durum yönteminde, beyin dalgaları aktivitesi ile yüz ifadelerinin tanımlanması eş zamanlı olarak kaydedilip değerlendirilmektedir. Bu teknikle, yüz mimiklerinden kamera görüntü tabanlı analiz yapılmakta ve katılımcıların milisaniye ölçeğinde mutlu olma, üzülme, sinirlenme, şaşırma, korku, kafa karışıklığı, nefret gibi temel duyguları belirlenmektedir. EEG korteksin verdiği yanıtları aldığı için, yüzden alınan yanıtlarla bir eşleştirme yapılabilir. Örneğin, bir insan bir şey izlerken sinir olduğunda, bu duygusunu alaycı bir gülümsemeyle de verebilir. İşte o zaman eğer EEG kullanılmışsa, beyinden gelen kesin yanıtlarla, bunun sinirlenme mi yoksa gerçekten gülme mi olduğu kesin olarak anlaşılır.

Diyoruz ki “Yukarıdaki doğrulara bağlı kalınmadan gerçekleştirilen ve adına Yüz Tanımlama denilen çalışmalarda güvenilirlik oranları düşük olmakta ve sadece yüz kasları, bireyselleştirme yapılmadan ya da EEG olmadan kaydedildiğinde yanıltıcı olmaktadır.”

Ayna Nöronlar

ayna nöronlar

Bazı nöronlarımız hareket ettiğimizde aktive olurken, bazıları hareket eden başka kişileri gördüğümüzde aktive olur. Bu bizim bilinç dışında diğer insanların hareketlerini taklit edip, onların deneyimlerini paylaştığımız anlamına gelir. Nörobilimin alanı ve bilgileri içerisinde yer alan ‘Ayna Nöronlar’ ilk olarak bir maymun türü olan makakların beyinlerinin motor planlama bölgesinde keşfedilmiştir. Sonrasında beyin aktivitesinin deneğe herhangi bir acı veya hasar vermeden ölçümüne olanak sağlayan Elektroensefalogram (EEG, beyin elektriksel aktivitesi) ve fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI, beyin kan dolaşımı) yöntemleri ile yapılan çalışmalarda Ayna Nöronların insanlarda da var olduğu saptanmıştır. İnsanlardaki Ayna Nöronlar maymunlarda olduğu gibi sadece hareket aktivitesi ile kısıtlı olmayıp, beynin duygu, his bölgelerinde de bulunduğu için daha kapsamlıdır.   

Taklit

Son yapılan nörobilim çalışmaları Ayna Nöronlarının hem hareket ederken, hem de hareketi izlerken aktif olduğunu ortaya koymuştur. Premotor korteksteki nöronlarınız, siz hareket etmeseniz de, bir başka kişiyi hareket ederken gördüğünüzde bacaklarınızı hareket ettirme planı yapar. Yani, bir başka kişiyi herhangi bir şeyi yaparken gördüğünüzde, siz de beyninizde aynı şeyi yaparsınız. Ancak bir başkasının eylemini aynalamak için sizin beyninizin daha önceden öğrenmiş olduğu bir motor programla ‘yankılanması’ gerekir. Örneğin bir balerinin hareketlerini aynalayabilmeniz için balerin olmasanız da, bu hareketleri yapmanın nasıl olduğu hakkında bir fikir sahibi olmanız gerekir. Ayna Nöronlar “Taklitte” başlı başına rol oynamamakla birlikte, işitme ve görme duyuları aracılığıyla taklit etme davranışında yer aldıkları görülmektedir.

Aynalanan Duygular

Burada özellikle dikkat çekmek istediğimiz alan ‘Aynalanan Duygulardır’. Yani bir kişi bir başkasının Duygu Durumunu gördüğünde, beyninin aynı duyguyla ilgili bölgeleri aktive olur ve bu duyguları iletebilir hale gelir. İşte bu Duygu Aynalanmasının, ‘Empatinin’ temeli olduğu düşünülmektedir. Yani bizlerin, birbirimizin ne hissettiğini anlama yeteneğimizin başrolünde Ayna Nöronlarımız yer almaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar, Empati eksikliğinin en çok Otizm hastalığında görüldüğü ve buna daha az ayna nöron aktivitesinin yol açtığını göstermektedir.

Ayna nöronlarla ilgili olarak son yıllarda yapılan nörobilim araştırmaları “sürü psikolojisinin” ortaya çıkmasında ayna nöronların aktif rol oynadıklarını gösteriyor. Örneğin film izlerken korkan birini gördüğümüzde bizim de korku duymamız, maç izlerken diğer kişilerle aynı hareketleri yapmamız, kalabalıklarda diğer insanlarla aynı hareketleri yapıp, aynı duyguları hissetmemiz, karşımızdaki esnediğinde bizim de esnememiz, Ayna Nöronların faaliyetlerine örnek olarak gösterilebilir.

Nöropazarlama Açısından

Pazarlama açısından baktığımızda ise Ayna Nöronların satın alma davranışlarımız üzerinde etkili olduğunu görürüz. Yapılan reklamlarda hedef kitlenin duyguları iyi analiz edildiğinde, Ayna Nöronların da yardımıyla reklamdaki ürünü/markayı benimseme ve kendine uygun bulma duyguları güçlenmekte ve Ayna Nöronlar hedef kitleyi satın almaya teşvik etmede etkili olmaktadır. 

SONUÇ OLARAK; Ayna Nöronların keşfi kognitif nörobilimin en heyecan verici olaylarından biridir. Uzun yıllardır yapılan yoğun çalışmalara rağmen, Ayna Nöronlar ile ilgili her konu tam olarak aydınlatılamadığı için, ilginç ve halen gelişen bir beyin temelli araştırma alanı olarak yer almaktadır.

Referanslar

Rita Carter, Rizzolatti-2001, Luppino-2001

EEG’YE YOLCULUK

EEG yolculuğu

EEG Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Son yıllarda pazarlama uzmanları, marka yöneticileri, reklamcılar ve pazar araştırmacıları tüketici davranışlarını ve marka algılarını ölçmek için, beynin karar verme sürecini etkileyen duygusal ve rasyonel temel etmenleri saptayan Nörobilim Araştırmalarını tercih ediyorlar. Sosyal Nörobilim alanında yer alan Nöropazarlama ise satış ve pazarlamanın ana hedefi olan müşteri, tüketici yani ALIŞVERİŞÇİ ROLLERİNDEKİ İNSANIN karar verme sürecinde beyninin nasıl çalıştığını, beyni etkileyen etmenlerin neler olduğunu, bilim ve pazarlamadan beslenerek ortaya koyar.

Günümüzde, Nöropazarlamanın elindeki en önemli teknolojilerden biri, beyin aktivitesinin deneğe herhangi bir acı veya hasar vermeden ölçümüne olanak sağlayan Elektroensefalogram (EEG) yani beyin korteksinin elektriksel aktivitesidir. EEG ile yapılan ölçümlemelerde, literatürde belirtilen 2 farklı yöntem mevcuttur.

  • Standart EEG yöntemi (Süregiden/On Going)
  • Olaya İlişkin Potansiyeller (OİP)

Standart EEG Yöntemi

Beyinle ilgili güvenilir bilgiler elde edebilmek için, herhangi bir hipotez/deney tasarımı yapmadan, standart EEG yöntemi kullanılarak, süregiden beyin etkinliğini ölçmekle elde edilebilecek sonuçlar sınırlı bir güce sahiptir.

Olaya İlişkin Potansiyeller

EEG’den türetilmiş ve bir deney tasarımı çerçevesinde sunulan statik görsel veya işitsel uyaranların birçok kez yinelenmesi ve bunlarla zamansal ilinti içinde elde edilen EEG sinyallerinin analizi ile beynin spesifik olarak bu uyaranlara karşı verdiği yanıtları ölçmek mümkündür. Bu ölçüm tekniklerine Olaya İlişkin Potansiyeller (ERP, event-related potentials) ve Olaya İlişkin Salınımlar (ERO, event-related oscillations) adı verilir. Bu yöntemler beynin spesifik uyaranlar karşısındaki dikkat, belleğe kayıt, bellekten çağırma, anlamsal işleme (semantic processing), karar verme gibi zihinsel süreçlerini yüksek bir doğrulukla ölçmeyi sağlar.

Olaya İlişki Potansiyeller (OİP) Yönteminin Farklılık ve Üstünlükleri

  • İsim: OİP yöntemi kullanılmayınca, sadece düz EEG ile yapılan ölçümlemenin adı Standart EEG Çalışması oluyor.
  • Bilimsellik: Standart EEG çalışması sadece bir ölçümleme iken OİP yöntemi bilişsel alanda gerçekleştirilen en bilimsel yöntemdir.
  • Güvenilirlik: OİP ile yapılan ölçümlemelerde güvenilirlik oranı %95’lerin üstüne çıkmaktadır.
  • Hipotez Oluşturma: OİP çalışması hipotezlerle yapılan bir çalışmadır. OİP çalışması başlamadan, test edilecek uyaranla (marka konsepti, ambalaj, logo vb gibi) ilgili müşteri tarafından merak edilen soruları cevaplayabilmek için hipotezler oluşturulur.
  • Uygulama Alanı: Nöropazarlamada uygulama alanları çoğalır. “Konsept Test”,  “İmaj Araştırması”, “Marka Yaratma ve Geliştirme”, “Animatik ya da Storyboard Pre Test” OİP yöntemiyle yapılabiliyor.
  • Yöntem: Standart EEG ile OİP çalışmasının yöntemleri tamamen birbirinden farklıdır. Detaylı bilgi almak için NeuroMark ile iletişime geçiniz.
  • Akılda Kalıcılık ve Semantik Uyum Ortalamaları (Skorları): Olaya İlişkin Potansiyeller yönteminde, Standart EEG’deki ‘Dikkat’, ‘Zihinsel Efor Düzeyi’ ile ‘Duygusal Uyarım Düzeyi’ne ek olarak Semantik Uyum’ ile ‘Akılda Kalıcılık‘ ortalamaları belirleniyor. Semantik Uyum incelenen marka ile özdeşleştiği düşünülen ya da merak edilen kriterler/sıfatlar arasındaki gerçek ilişkilendirmeyi veriyor.

Sonuç olarak…

Kognitif Nörobilimin son 20 yıl içindeki büyük başarısı bu ölçüm metodolojisine dayanır. Zira beyne kognisyonla ilgili spesifik soruları sadece OİP ile sorabiliriz.  Bu çok etkin ve gelişmiş yöntem Türkiye’de sadece Neuro-Mark tarafından uygulanmaktadır.

Doğru Bir Nöropazarlama Çalışmasının Olmazsa Olmazları 

Nöropazarlama

Doğru Bir Nöropazarlama Çalışmasının Olmazsa Olmazları 

Nörobilim (Beyin Araştırmaları) son yıllarda gittikçe artan bir hızda gelişmekte, beynin karmaşık zihinsel ve duygusal süreçlerini aydınlatmaktadır. Son 20 yıl içinde normal sağlıklı bireylerde yürütülen binlerce araştırma beynin dikkat, algı, öğrenme, duygusal uyarılma ve karar verme süreçlerinin (kognisyon) altında yatan biyolojik mekanizmalar hakkında önemli bir bilgi birikimi oluşturmuştur. Nöro ekonomi ve nöropazarlama gibi alanlar bu bilgi birikiminin gelişen uygulama alanlarındandır.

Nöropazarlama beyin temelli bir araştırma yöntemi olup, insan beyninin pazarlama uyaranlarına verdiği tepkinin anlaşılmasında nörobilimdeki tekniklerden yararlanılmasıdır. Temel amacı, tüketicilerin bilinç dışı davranışlarını daha iyi anlamak ve tahmin etmektir.

Nöropazarlama alanındaki, Elektroensefalogram (EEG, beyin elektriksel aktivitesi) ve fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI, beyin kan dolaşımı) ile gerçekleştirilen Olaya İlişkin Potansiyeller, online gerçekleştirilen kişiselleştirilmiş yani bireye özel duygu durum ölçümleri ile göz hareketlerinin izlenmesi yöntemleri, geleneksel araştırma yöntemlerine göre önemli üstünlükler içermektedir. Kişilerin açık söylemleri, bireylerin zihinsel süreçlerini dışa vurma kapasitelerindeki farklılıklar nedeniyle yeterli güvenilirlikte sonuçlar vermezken, nöro bilimsel ölçümlemeler bu tür dış etkilerden bağımsızdır. Geçerlilik ve güvenirliği yüksek araştırmalar tasarlanabilir. Yeni bir pazarlama stratejisinin geliştirilmesi gibi büyük kavramsal adımlar söz konusu olduğunda güvenilirliği kesin test edilmiş verilere dayanmayı sağlar. Bu nedenle, tüketici davranışını ve altında yatan nedenleri anlamak için yeni bir bilimsel pencere sunmaktadırlar.

Nöropazarlama Çalışmalarındaki Şartlar Nelerdir?

Ölçümlemelerin bilimsel bir araştırma ciddiyeti ve kesinliği içinde gerçekleştirilmesi

Nöropazarlama çalışmalarının nörobilim uzmanları ile deneyimli kalitatif bir ekip tarafından yürütülmesi

Her çalışmanın butik bir çalışma olması

Çalışmanın hipotezlere dayalı olarak yürütülmesi.

Her çalışmaya özel araştırma tasarımı hazırlanması

Yapılan çalışmalarda yapay zekanın kullanılmaması, projenin gerçek katılımcılarla gerçekleştirilmesi

EEG ölçümlemelerinde tıbbi standartlardaki cihazların kullanılması, EEG sinyallerini ucuz devrelerle ölçen ve herhangi bir kullanıcının rahatlıkla kullanabildiği cihazların kullanılmaması

Uygulanan yöntemlerin %95 ve üstü güvenirlilik oranına sahip olması

Elde edilen bulguların tahmini ve yoruma açık değil, bilimsel presizyon sınırları içinde, istatistiksel anlamlılıkları ile sunulması