Suyun Beynimiz Üzerindeki Etkisi

22 Mart Dünya Su Günü kutlu olsun. Bu hafta yeryüzünde neredeyse yaşayan her canlı için büyük öneme sahip olan suyun beyin üzerindeki önemli etkilerine odaklanacağız. Öncellikle Dünya Su Günü’nün tarihçesine değineceğiz. 1993’te Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen karar, dünya genelinde artan temiz su sorununa odaklanmak için önemli bir adımdır. Bu kararla birlikte 22 Mart, Dünya Su Günü olarak ilan edilmiştir. Dünya Su Günü, içilebilir su kaynaklarının korunması ve artırılması için uluslararası toplumu bir araya getirerek somut adımlar atmayı amaçlamaktadır. Bu özel gün, suyun sadece bir kaynak olarak değil, aynı zamanda bir insan hakkı ve yaşam kaynağı olarak ele alınmasını vurgulamaktadır. Su krizlerinin etkilerini azaltmak, su kaynaklarını etkin bir şekilde yönetmek ve su erişimini herkes için adil ve sürdürülebilir hale getirmek için küresel iş birliğini teşvik etmek önemlidir. Bu çabalar, gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya sağlamak adına kritik bir öneme sahiptir.

Beyin, vücuttaki diğer organlar gibi sürekli olarak suya ihtiyaç duyar. Hidrasyon, beyin fonksiyonlarını destekler ve beyin dokusunun sağlığını korur. Yeterli su tüketimi, beyin hücrelerinin doğru şekilde çalışmasını sağlar. Ayrıca vücudumuzun büyük bir kısmının su ile dolu olduğunu biliyoruz. Ancak beynimizin %78-80’inin sudan oluştuğunu öğrenmek gerçekten şaşırtıcı olabilir. Gri-beyaz ve sert görünen yapının çoğunlukla sudan oluşması, aslında beynin korunmasında oynadığı önemi daha da vurgular. Suyun beyin için önemi oldukça büyüktür çünkü beyin büyük ölçüde suya bağımlı bir organdır. Su, vücutta sinir iletimi için gerekli olan elektrolit dengesini korur. Elektrolitler, sinir hücrelerinin uygun iletişimini sağlamak için önemlidir. Yetersiz su alımı, sinir iletimini etkileyebilir ve beyin ile vücut arasındaki iletişimi zayıflatabilir.

Su, beynin dışarıdan gelen darbelere karşı dirençli olması kritik önem taşır. Kafatası gibi sert bir yapı, bu darbelere karşı bir kalkan görevi görür. Ancak sadece sert bir kafatası yeterli değildir; beyini çevreleyen sıvılar da darbeleri emmek ve yaymak için önemlidir. İşte beynimizdeki suyun birincil görevlerinden biri budur: Darbeleri emmek.  Beynin sıvı ortamı, darbeleri emerken aynı zamanda beyin dokusunu korur. Bu sıvılar, beyin dokusunu sarsıcı etkilerden korur ve beyin hasarını en aza indirir. Bu şekilde, sadece kafatasının sağladığı koruma değil, aynı zamanda sıvılarla dolu ortamın sağladığı destek de önemlidir.

Susuzluk, beyindeki psikolojik faaliyetleri de etkiler. Özellikle bazen zihinsel bulanıklık, stres ve gerginlik gibi ruh sağlığı sorunlarına yol açabilir. Yeterli su tüketimi, ruh sağlığı ve beyin sağlığı için elzemdir. Özetle hepimiz suyun yaşam faaliyetlerinde ne kadar büyük öneme sahip olduğunu biliyoruz. Ancak bazen gündelik hayat telaşında bunu unutabiliyoruz. Bizler hevesle bu gibi önemli ama gündelik bilgileri hatırlatmaya devam edeceğiz.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Ç. M. Bakırcı. Su Dolu Beyin: Su, Beynimiz İçin Neden Önemli?. (24 Şubat 2013). Alındığı Tarih: 20 Mart 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/1023

DEDEKAYOĞULLARI, H., & Ayşe, Ö. N. A. L. (2011). ÇEVRE-İNSAN SAĞLIĞI İLİŞKİSİ AÇISINDAN SU VE SU ANALİZİNİN ÖNEMİ. Journal of Istanbul Faculty of Medicine, 72(2), 65-70.

Etiketler:#nöropazarlama, #nörobilim#dünyasugünü, #blog

Müşteri Hizmetlerinde Öne Çıkan Duygu ve Duygu Durumları

Değişen dünya da duygularımız ve duygularımızı ifade etme biçimlerimiz de değişti. Özellikle son üç yıldır sosyal medya platformlarında psikologların duyguları, deneyimleri ve insan doğasını detaylı anlatması kitlelerin benliklerini ve dahi duygularını sorgulamasını sağladı. Binlerce insan terapi hizmetlerinden faydalandı. Duyguların zayıflık olmadığına aksine insan doğasının kilit taşı olduğu kanaatine varıldı. Bugün sadece duygular fark edilmedi. Aynı zamanda duyguları ifade ediş biçimlerimiz de öne çıktı. Gerek sosyal ortamlarda gerek aile içinde ve dahi şirketler içinde duygular ifade etmek popülerleşti.

Duygularla kurulan diyaloglar, bireyler için önemli bir iletişim parçası haline geldi. Gündelik yaşamda ve dahi hayatın farklı yönlerinde duyguların böylesine öne çıkması şirketlerin, müşterileri daha iyi anlamak ve müşteriye daha iyi hizmet sunmak adına duyguları daha fazla önemsediği, bu duruma yönelik yeni stratejiler ürettiği bilinmektedir. Olumlu duyguların müşteri memnuniyeti, sadakati ve satın alma sonrası kolaylık algılamaları ile pozitif bir şekilde ilişkilendirildiği, olumsuz duyguların ise ilgili değişkenlerle olumsuz yönde ilişkili olduğu belirlenmektedir. Müşterilerin sadece mantıksal nedenlere dayalı kararlar almadığı, duyguların da bu kararlarda etkili olduğu fikri giderek daha fazla kabul görmektedir. Müşteri duygularının işletmelerce tespiti ve anlaşılması, işletmelere müşteri memnuniyeti ve sadakatinin temininde ve müşterinin satın almalar sonrası yaşadığı sorunları işletme ile çözmesinin sağlanmasında kolaylık sağlayacaktır.

  Müşteri hizmetlerinde en çok öne çıkan duygu ve duygu durumları ise;

Şaşkınlık: Beklenmedik bir durumla karşılaşan müşterilerde şaşkınlık duygusu gelişebilir. Şaşkınlık sonucunda daha dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Özellikle sorunun giderilmesi noktasında daha ısrarcı tavırlar sergilenebilir.

Kaygı: Ürün veya hizmetle ilgili bir problemle karşılaşan müşterilerde endişe duygusu gelişebilir. Bunun sonucunda markaya yönelik olumsuz bir bakış açısı geliştirilebilir.

Sabırsızlık: Özellikle gün içinde mesai saatleri içerisinde yoğun bir tempo da daha aceleci davranışlar sergilenebilmektedir. Uzun bekleme süreleri veya hızlı bir çözüm beklenen durumlarda, sabır veya acele duyguları ön plana çıkabilir. Sorunun çözülmesi noktasında uzun bekleme süresi müşterinin markayı olumsuz karşılamasına sebep olabilir.

Memnuniyet: Müşterilerin ihtiyaçlarının karşılandığı ve beklentilerinin karşılandığı durumlarda memnuniyet duygusu hâkim olabilir.

Mutluluk/Minnettarlık: Olumlu bir deneyim yaşayan müşteriler, teşekkür veya minnettarlık duygularını ifade edebilirler. Bu durum markaya yönelik pozitif algılar oluşmasını sağlayabilir ve marka sadakatini etkileyebilmektedir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Uslu Divanoğlu, S., İçerli, L., & Arsu, T. (2018). Tüketicilerin duygusal zekâsının içgüdüsel ve kompülsif satın alma davranışları üzerindeki etkisi: Aksaray ili örneği.

Etiketler:#nöropazarlama, #nörobilim#müşterihizmetleri, #duygular, #blog

Sosyal Medyadaki Influencerların Tüketici Duyguları Üzerindeki Etkisi

Günümüzde, insanlar için önemli bir sosyalleşme alanı olan sosyal medya platformları, artık gündelik yaşamın bir parçası olmaktan çok gündelik yaşamın kendisi haline geldi. Bireyler, sosyal medya profilleri aracılığıyla kişiliklerini tanıtıyorlar. Özellikle takipçi sayısı ve beğeni sayısı, saygınlık kazanmada önemli bir ölçüt haline geldi. Dolayısıyla, daha fazla takipçisi olan kullanıcılar, geniş kitlelere ulaşmanın ve etki yaratmanın daha kolay olduğunu görebiliyorlar. Şimdi influencer dünyasını tanımlayalım…

Influencer, etkileyen kişi anlamına gelir. Aynı zamanda Influencer Pazarlaması olarak da bilinen bir pazarlama türünü uygulayan kişilere de denir. Sosyal medya platformlarında geniş bir takipçi kitlesine sahip olan, bu kitlenin davranışlarını etkileyebilen ve dolayısıyla takipçilerinin satın alma kararlarını değiştirebilen kişilere Influencer denir.

İnfluencerların tüketici üzerindeki etkisi oldukça büyük ve giderek artıyor. İnsanlar, güvenilir, samimi ve ilgi çekici buldukları influencerların tavsiyelerine daha fazla değer veriyorlar. İyi bir influencer, belirli bir ürün veya markanın reklamını yaparken doğal bir şekilde ürünü kullanır gibi davranır ve takipçilerine gerçek deneyimlerini sunar. Bu, takipçilerin ürünlere ve markalara daha olumlu bir bakış açısı geliştirmelerine yol açabilir.

“Influencer Pazarlama Raporu’nda, markaların influencer’larla yaptıkları iş birlikleri ücretli, ürün karşılığı ve etkinliğe davet olmak üzere üç kategoride inceleniyor. Reklam veren, influencer’larla belirli bir paylaşım sayısı veya her bir paylaşım için ödeme şeklinde “ücretli” iş birliği yapabilir. Ayrıca, markalar yapacakları reklam kampanyası kapsamında influencer’lara ücretsiz markalı ürünler göndererek, influencer’ların bu ürünlerle ilgili içerik paylaşımı yapmasını teşvik edebilirler. Bunun yanı sıra, influencer’ı markanın düzenlediği bir etkinliğe davet ederek, ücret karşılığı veya gönüllü olarak bu davetle ilgili paylaşımda bulunmasını sağlayabilirler. Markalar, bu iş birliklerinin yanı sıra farklı iş birliği stratejileri de izleyebilirler. Bu stratejiler, markanın hedeflerine göre şekillenir ve marka elçiliği, ürün yerleştirme ve etkinlik yorumlama olmak üzere üç kategoriye ayrılabilir. Marka elçisi, markanın kimliğini uzun süreli bir ilişki çerçevesinde ücret karşılığı temsil eden kişidir.”

İnfluencerların kendi yaşamlarını, duygularını sosyal medya kullanıcıları ile paylaşması, kullanıcıların duygusal bağ oluşturmasını sağlıyor. Kullanıcılar, influencerlarla ilgili herhangi bir negatif durumda influencerları destekliyor. Çoğu kullanıcı üründen ziyade infuencerla kurduğu duygusal bağdan dolayı da tüketim yapabilmektedir. Yine kadınlar son bir yılda Instagram’da Influencer’lar tarafından tanıtılan ürünleri erkeklere göre daha fazla satın almıştır. Bu da Instagram’da kadınlara yönelik yapılan reklam faaliyetlerinin erkeklere göre daha etkili olabileceğini göstermektedir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

KIRAN, S., YILMAZ, C., & İlkim, E. M. R. E. (2019). INSTAGRAM’DAKİ INFLUENCER’LARIN TAKİPÇİLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ. Uluslararası Yönetim Bilişim Sistemleri ve Bilgisayar Bilimleri Dergisi3(2), 100-111.

Erdoğan, H., & Özcan, B. M. (2020). Influencer pazarlaması kullanımının tüketicilerin satın alma niyetine etkisi: Instagram influencerları üzerine bir araştırma. İşletme Araştırmaları Dergisi12(4), 3813-3827.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #tüketiciduyguları, #influencer, #sosyalmedya, #blog

Online Alışveriş ve Tüketici Algısı

Teknolojik, gelişmelerin hayatımızın her alanına yayılması, günlük rutinlerimizi daha hızlı ve etkili hale getiriyor. Artık bir ihtiyacımızı karşılamak için fiziksel olarak bir mağazaya gitmek zorunda kalmıyoruz. online alışveriş sayesinde istediğimiz ürünleri kolayca temin edebiliyoruz. Bu durum, büyük bir kolaylık sağlıyor. Çünkü geniş ürün yelpazesi, her türlü ihtiyacı karşılayacak bir seçenek bulmayı daha mümkün kılıyor. Son dönemde online alışveriş sitelerinin “süper app” olma çabalarıyla birlikte, market alışverişi, elektronik ürünler, giyim ve daha birçok farklı kategoride ürünü aynı platformda bulabiliyoruz. Bu da hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorgunluktan kaçınmamızı sağlıyor ve zaman tasarrufu sağlıyor. Artık birkaç tıklama ile tüm bu ihtiyaçları karşılayabiliyoruz.

Online alışveriş uygulamaları ve sitelerinin sunmuş olduğu bir başka avantaj ise büyük indirimlerdir. Bu indirimler sayesinde tüketiciler, bilişsel olarak daha tatmin olur ve indirim veya bedava hissi, mutluluk ve haz hormonlarını serbest bırakabilir. Bu da, tüketicilerin bu tür yenilik ve fırsatlar sunan online alışveriş markalarına karşı olumlu duygular beslemesini sağlar. Sadakat ve bağlılık gibi duygusal bağlar oluşturur.

Tüketiciler genellikle çeşitli satıcıların fiyatlarını karşılaştırarak en uygun fiyatı bulmaya çalışırlar. Ayrıca online alışveriş sitelerinde sık sık indirimler ve kampanyalar bulunabilir. Yine online alışveriş sitelerindeki yorum bölümü kişilerin diğer kişilerin deneyimine ulaşmasını sağlıyor. Bu da tüketicilerin satın almadan önce ürün hakkında daha fazla bilgi edinmelerini sağlar. Bir anlamda, online markaların, sitelerinde ve uygulamalarında yorum bölümüne kullanıcı deneyimi açısından önem vermesi oldukça kritik bir detaydır. Özellikle hem tasarım hem de yorumların sunuluş biçimi açısından, yorum bölümünün tüketicilerin duygularına hitap etmesi son derece önemlidir. Burada hem olumlu hem de olumsuz yorumların yapılacağı düşünüldüğünde, markanın yorum bölümü için çalışmalar yapması gerekebilir.

Tüketicilerin online alışveriş davranışlarını duygusal olarak incelediğimizde;

Birçok kişi için alışveriş yapmak keyifli bir aktivitedir. Online alışveriş, tüketicilere rahatlıkla evlerinde otururken alışveriş yapma imkanı sunduğu için bu keyfi artırabilir. Yeni bir ürün satın almak veya istenen bir eşyayı bulmak insanlara tatmin duygusu yaşatabilir. Online alışveriş, bu tatmin duygusunu hızlı bir şekilde sağlayabilir. Online alışveriş yapmak, tüketicilere seçim yapma özgürlüğü ve kontrol hissi verir. Tüketiciler, istedikleri ürünleri istedikleri zaman ve fiyat aralığında bulma konusunda daha fazla kontrol sahibi olurlar. Kişilerin markaya yönelik hissettiği her duygu, marka ile bağlılığı arttırabilir.

Referans: Psikolog Merve Altındağ

Uygun, M., Özçifçi, V., & Divanoğlu, S. U. (2011). Tüketicilerin online alışveriş davranışını etkileyen faktörler. Organizasyon ve Yönetim Bilimleri Dergisi3(2), 373-385.

DANIŞMAZ, A. T. (2020). Covıd-19 salgınının tüketicilerin online alışveriş tercihine etkisi. Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi9(2), 83-90.

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #tüketici, #onlinealışveriş, #blog

Tüketicinin Satın Alma Kararını Etkileyen Duygular

Duygular, geçmişte psikoloji, felsefe ve sosyoloji alanlarında derinlemesine incelenirken, son 20 yılda beyin bilimleri, davranışsal ekonomi ve oyun teorisi gibi disiplinlerde gerçekleşen önemli ilerlemeler sayesinde insan davranışlarının anlaşılmasında önemli bir odak haline gelmiştir. Bu alandaki dönüşüm, insan davranışlarının anlaşılmasında yeni bir perspektif sunmuş ve duyguların rolünü vurgulamıştır. Pazarlama bilimi de bu gelişmelerden etkilenerek, birçok araştırmacının odak noktası haline gelmiştir.

Tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen duygusal faktörler, pazarlamacılar için önemli bir odak noktasıdır. Markalar, tüketicilerin duygusal ihtiyaçlarını anlamak ve onlara duygusal olarak bağlanmalarını sağlamak için çaba gösterirler. Duygular, tüketicilerin tutumları, ürün değerlendirmeleri, kararları ve memnuniyetleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bunun yanı sıra, tüketim deneyimlerini değerlendirirken duyguların rolü büyüktür, hatta bazen bir tüketim deneyiminin sonucu olarak da ortaya çıkabilirler. Duygular, önceden kodlanmış genellemelere dayalı otomatik tepkilerdir. Bilinç dışında depolanan önceden oluşturulmuş yargılara dayanarak, dünya hakkında hızlı ve otomatik bir şekilde değerlendirmeler yaparlar ve bu da psikosomatik tepkilere yol açabilir.

Montelongo’na göre bireylerin duygusal satın alma güdüleri ve nedenleri çeşitlidir. Özellikle bazı duygular satın alma davranışında öne çıkar. Bunlar;

Heyecan: Müşterilerde duygusal satın alma güdüsü yaratabilecek bir diğer faktör ise son teknolojiye dayalı tarz ve moda anlayışını yansıtan, mevcut ürünleri değiştirebilecek yeni ürünlerin piyasaya sürülmesi veya üretimi ile ortaya çıkan heyecanıdır. Ancak markanın sürekli yeni bir ürün ile çıkması tüketici de güven duygusunu sarsabilir. Güvenlik: Özellikle elektronik cihazlar, taşımacılık gibi endüstrilerde, belirli ürünlerin satın alınmasının en belirgin duygusal nedenlerinden biridir. Bu tür endüstrilerde ürünlerin güvenlik ve güvenilirlik özellikleri vurgulanarak duygusal satın alma teşvik edilebilir. Korku: Farklı müşterilerin farklı zamanlarda farklı ürünlerle ilgili endişeleri olabilir, bu yüzden bu endişeleri ele alma çabaları duygusal satın alma motivasyonunu tetikleyebilir. Örneğin, bazı ürünlerin satın alınmaması durumunda uzun süre bulunamayacakları korkusuyla müşterilerde bir duygusal satın alma hissi uyandırabilir.

Tüketicilerin o anki duygu hali de tüketim davranışlarını etkileyebilmektedir. Olumlu duyguya sahip tüketiciler ürün seçimini kısa tutarken, olumsuz duyguya sahip tüketiciler ürün hakkında daha fazla bilgi toplama eğilimine girmektedir (Chen vd., 2015). Tüketiciler ihtiyaç duydukları ürünleri tüketince olumsuz duygular içerisinde olmaktayken, ihtiyacı olan ürüne erişemeyen veya tüketim sağlayamayanlar ise gerginlik ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular içerisine girmektedir (Bagozzi vd., 1999).

Referans: Psikolog Merve Altındağ

KARAMAN, D. (2021). TÜKETİCİ SATIN ALMA KARAR SÜRECİNDE ETKİLİ OLAN DUYGULAR VE NEDENLERİN KUŞAKLAR KAPSAMINDA İNCELENMESİ. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi(45), 107-119. https://doi.org/10.30794/pausbed.784589

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #tüketici, #satınalmakararı, #duygular, #blog

Eşsiz Beynimize Kısa Bir Yolculuk!

Beyninizi şöyle bir düşünün – hemen başka hiçbir organınıza benzemediğini söyleyeceksiniz. İnsan organları arasında sırrı en son açığa çıkan beyindir. Beynin anatomisi ve fonksiyonlarının keşfi bin yıla yayılmış bir süreci kapsar.

Günümüzde, beynin nörobilimsel olarak incelenmesi tamamlanmamış bir maceradır ve hala çok gizemlidir. Evet, beynimiz diğer tüm organlarımızdan farklıdır; kalbimiz gibi atmaz, ciğerlerimiz gibi genişleyip sönmez, mesanemiz, bağırsaklarımız gibi görünür maddeler salgılamaz. Ama bizi hayatta tutandır, bilincin merkezidir, hiç sıradan değildir…

Şimdi beynimize kısa bir yolculuk yapalım:

  • Ortalama 1300-1400 gr olan beynimiz son derece kompakt bir yapıya sahiptir. Beyindeki bütün kıvrımlar düzleştirildiğinde yaklaşık 2300 cm’lik bir alanı kaplar.
  • Beynimizde 100 milyar sinir hücresi var. Bunlar kalp atışını, nefes almayı, kan basıncını düzenleyen, açlık, susuzluk, seks güdüsü, uyku düzenini kontrol eden nöronlardır.
  • Her an 10 milyar transmitter oluşur. Sinir hücrelerinin taşıdığı sinyaller nöronlar üzerinde son derece hızlı ilerler.
  • Beynimiz vücudumuzun %2’sini oluştur ama oksijenimizin %20’sini tüketir.
  • İlkel ve orta beynimiz 500 milyon yaşında iken yeni beynimiz 3-4 milyon yaşındadır.
  • Beynimizin sadece %10’unu değil, hepsini kullanırız. Beyin görüntüleme teknikleri, beynin her bir bölgesinin aktif olarak çalıştığını göstermektedir.                                                            
  • Davranışlarımızı yöneten duygularımızın merkezidir.
  • Bildiklerimiz ve bilmediklerimizin sorumlusudur.
  • Beynimiz seçicidir. Daimi olarak muazzam miktarda bilgi kaydetmesine rağmen bu bilgilerin çok küçük bir kısmını işlenmeleri için seçer.
  • Her beyin eşsizdir. Her bir beyinde bulunan farklılıklar, her bireyin eşsiz kişiliklere sahip olmasını sağlar.
  • Beynimizde beyin hücreleri çoğalmamalarına rağmen değişim gösterebilir yani beyin dokusu aynı bir vücut kası gibi ne kadar çalıştırıldığına bağlı olarak güçlendirilip, geliştirilebilir.
  • Ne harika ki yaşlandıkça beyin hücrelerini kaybetmeyebilir, kayıp olanları da çalıştırarak yenileyebiliriz.

Beynimizin sahip olduğu özellikler:

  • Benmerkezcidir
  • Zıtlıklardan hoşlanır
  • Anlaşılabilir olanı çok sever
  • Süreçlerin başlangıç ve sonunu hatırlar, aradakiler kaynar
  • Görseldir
  • Duygusaldır
  • Hikâyeleri sever

Nörobilim Araştırmaları son yıllarda gittikçe artan bir hızda gelişmekte, beynin karmaşık zihinsel ve duygusal süreçlerini aydınlatmaktadır. Bu çerçevede günümüzde, beyin aktivitesinin deneğe herhangi bir acı veya hasar vermeden ölçümüne olanak sağlayan Elektroensefalogram (EEG, beyin elektriksel aktivitesi) ve fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI, beyin kan dolaşımı) yöntemleri, nöropazarlamanın elindeki en önemli bilimsel araçlardır.

Bugünün pazarlama dünyasında yeni jenerasyon yöntem olarak kabul edilen ‘Nöropazarlama’, zihnin çeşitli uyaranlara verdiği bilinçaltı tepkilerinin nörolojik ve fizyolojik çalışmasıdır. Günümüzde tüketici kararlarında bilinçdışının çok etkin olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu yöntem kullanılarak tüketicilerin bilinçdışı algıları, zevkleri, tercihleri, tepkileri, satın alma eğilimleri bilimsel olarak ölçümlenmektedir.

Nöropazarlama yönteminin başlıca avantajı, tüketici tutum ve davranışlarında karanlıkta kalan kısımlara ışık tutarak, tüketici dünyasına geniş bir perspektiften bakma olanağı sunmasıdır. Nöropazarlama araştırmalarında ölçümlemeler için EEG, Mobil EEG, Göz Takibi, Yüz Duygu Eşleme ve Galvanik Deri Direnci gibi teknolojiler kullanılmaktadır.

“Beyin her gün milyonlarca hücre kaybeder ve kayıp beyin hücreleri yenilenebilir” – Amy Cuddy” Presence

“Sinir hücresi sayısı 20 yaşında neyse 70 yaşında da öyledir” –  Amy Cuddy Presence

“Biz hisseden düşünme makineleri değiliz, düşünen hissetme makineleriyiz” – Antonio Damassio”

100 milyar hücrenin bir makineye aktarılması yani ölümsüzlük çok yakınımızda…   

Referans:

Carter, Rita. Beyin Kitabı (s.38,39). Alfa Yayınları.

Cuddy, Amy. Presence (p.352). Little, Brown and Company. (01/30/2018).

Etiketler: #nöropazarlama, #nörobilim, #beyin, #blog